content
16 May

Teknoloji! Sonuç; ‘Asosyal’ Bir Yaşam

'Eksildiğimi hissediyorum. Sanki sürekli damlayan bir su, balyoz etkisi yapmaya başladı, aşınıyor beynimin damarları... Çözüm yine ben de ama neremde! aklımda mı, yüreğimde mi?  yoksa...ya birde yok/sa?'

Kendimizi böyle hissettiğimiz zamanlar son yıllarda o kadar çoğunluktaki. Bunu  ne eski nesil bilir ne de yeni nesil. Bunu tam şu yıllarda orta nesil dediğimiz 70’li yılların çocukları çok iyi bilir.

Yanılıyor muyum?

Alışkanlıklarımız değişti ya da alışabildiklerimiz desek daha mı doğru olur?

Monotonluktan kurtulmak için yeni monotluk malzemeleri üretmeye başladık bence...

Teknoloji hayatımıza gün geçtikçe daha çok hakim olmaya başladı, hatta vazgeçilmez oldu bazı alanlarda.

İş alanında teknoloşik haberleşme araçları olmazsa olmaz, bunu hepimiz kabul ediyoruz.

Haberleşme, iş alanında ise, bu muhakkak olmalı lakin özel yaşamda cep telefonları, e-postalar, sosyal paylaşım siteleri adı altında hayatımızı bir örümcek ağı gibi sarmış sanal dünya olmazsa olmaz, olmamalı! Diye düşünsemde, bu şartlar altında başka alternatifimiz kalmadı sanırım(!)

En çok aklıma gelen düşünce şu olmaya başladı son günlerde; sanalda arkadaş olduğunuz, can ciğer kuzu sarması konuştuğunuz bir kişiye reel hayatta rastlasanız, mesela; yolda karşıdan karşıya geçerken tanımazsınız. Telefonda konuşsanız (ses imajın neredeyse bütününü kapsar) hayal kırıklığı ya da fazla hayranlık duyarsınız. Diyelim ki; Kendi resmini, ismini, mesleğini, ailesini aklınıza gelebilecek her şeyi doru yazmış olsun(!) yinede gerçek hayatta olduğu gibi görünemez bundan kesinlikle eminim diyebilirim. Ne kadar insanla tanıştınız, ne kadarı  beklediğiniz gibi çıktı  söyler misiniz? Varsa olduğu ve göründüğü gibi söyleyin Allah aşkına. Ya kafanızdaki imaja uymaz ya da yansıttığı imaj üzerine uymaz.

Birini tanımak gerçek hayatta bile çok zorken,yaşadığımız hayat, sanal dünya ve gerçek dünya diye ikiye ayrılmışken! Nasıl da kendimizi kandırdığımızı görmek bana acı veriyor. Yoksa bu bir aldanmaca mı, aldatmaca mı, yoksa bile bile, göre göre kendini kandırmaca mı?

Her gün onlarca haber kulağımıza ya da başımıza geliyor. Sanal aşklara bağlanmalar, kimliğini, kim olduğunu doğru dürüst bilmediğimiz kişilere hayatlarımızı adeta adamalar ve sonuçta hüsran ve kendini kullanılmış, hayalleri çalınmış yüzlerce ve hatta binlerce insan...

Lütfen artık kafanızı bilgisayarın içinden çıkarıp gerçek hayata bakın. Güneşe yüzünüzü çevirin, sıcaklığını hissedin. Toprağa çıplak ayağınızla basın, çimenlerde yürüyün. Dostlarınızla, arkadaşlarınızla buluşup anılarınızı veya gelecek planlarınızı konuşun. Uzaktaki akraba ve yakınlarınıza mektup yazın. Cep telefonlarınızı birkaç saatliğine de olsa kapatıp, kafanızı dinleyin. Net bloklar yerine, bir kırtasiyeden günlük alıp ona yazın duygularınızı. Bunu size illaki her zaman yapın demiyorum ama göreceksiniz, yaptığınız zamanlar nasılda arındığınızı hissedeceksiniz.

Heey! Siz erkekler, sanal sevgilinizin fotoshoplu resimlerinin yerine, gerçek bir kızın gözlerine bakmayı deneyin o ışığı hissedin ve hissettirin bakın nasıl güzel gelecek o zaman baharın açan çiçekleri, denizin dalga seslerini, renkler daha berrak, duygular daha sahi...

Kitabı koklayarak okuyun, internetten kitap okumak, okumaktan sayılmaz bence. Konsantrasyonu düşürücü, algılamayı zayıflatan ve asla yastık altına konulamayan bir kitap:(... üzücü!

Ben kendi adıma söyleyeyim kitaplarımı, cd'lerimi (satın alırken orijinal olmasına dikkat ederek) başucumda tutmayı, onlara dokunarak, severek, hissederek yaşıyorum.

Demem o ki; Sanal bizi tüketmeden, biz onu hak ettiğinden fazla çıkardığımız yerden indirip dozunda ve yerinde kullanmaya dikkat edelim... bizi eksiltmek yerine bize bir şeyler (yararlı) katmasına gayret edelim...

Huzurlu günler efendim!

 

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank