content

09 Mar

Vesayet Rejimi

Kimilerinin yasalardan almadıkları halde, kendilerine -malum güçlerce yüklenen- devleti koruma ve kollama görevi yüklemeleri yeni bir durum değil.Çünkü bu yükleme, gizli bir iktidar sağlar.

Askerin kendisine bu yüklemeyi, aleni bir şekilde yaptığını biliyoruz. ‘Kırmızı Kitap’ da bunun için kendi yazdığı hukuk dışı bir dayanak…

Bunu, halk iradesiyle gelmiş iktidarları yani siyaseti, istediklerinde çaresiz bırakmak hatta yıkmak için kullanmaları.

Yazılı metinler yasama, yürütme ve yargı erkleri arasında güçler ayrılığından söz eder. Fiili durumda ise; ister sivil ister askeri isterse de yargı bürokrasisi, yasama ve yürütme üzerinde en büyük vesayeti oluşturur. Özellikle yasama ve yürütmeyi, büyük oranda kontrol eden yürütme de bu yapının değişikliğini genellikle arzulamakla birlikte, gereğini yapmak konusunda güçlü ve yeterli bir iradeyi hemen hiçbir zaman ortaya koy(a)mamaktadır.

Son zamanlardaki değişiklik girişimi; olayların ve gündemin bir zorunluluğu olarak ortaya çıkması nedeniyle doğal olarak eleştiri konusu olmakla birlikte, Türkiye gibi 200 yıllık sorun yumağına dönmüş bir ülkede oluşan kanser hücrelerini, iktidarın tek başına ortadan kaldırması da arzulandığı kadar kolay değil.

Bu ülkede yine hukuk metinlerinde hükümetler, ‘iktidar’ olarak işaret edilse de bu isabetli değil. İşaret edilen iktidar; “gerçek iktidarın” arzularını yerine getiren, onlar için vergi kanunları çıkarıp bu vergileri toplayan, gündelik ve göstermelik bir ara yüzden ibaret olarak görülmekte.

İktidarın gerçek sahiplerinin sesi olarak konuşan yüksek yargı başkanı, "Bizim siyasetle ilgimiz yok, olamaz da. Siyasetin de yargının işine karışmaması gerekir. Yürütme, 'yargı reformu' adı altında yargıyı kuşatma altına almak istiyor" şeklinde konuşarak, siyasi iradeye baskı uygulamaya ve görevi olmayan her şeyi söyleyerek, yasama ve yürütmeyi kuşatma altına almaya çalışmakta.

Gerçek ülkelerde hiçbir zaman, bu tür yersiz konuşmalar yapılmadığı için o ülkelerin başbakanları da cevap vermek zorunda kalmaz. Ama halkın yarısının oyunu almış bir siyasi iktidarın Başbakanını, bu had aşımlarına "Yasama da yürütme de yargı tarafından kuşatılmıştır" cevabını vermeye itiyor.

Keşke, Başbakan bunları söylemek yerine; ‘Yasama ve yürütme neyi nasıl yapacağını, yargı bürokrasine sormaz. Onların işi önlerinde yığılmış dosyaları âdil bir şekilde neticelendirmektir. Herkes çenesini kapayıp, yasama organını izlesin ve yasamanın kararlarını içime nasıl sindiririm diye düşünsün’ diyebilseydi. Ama bunun yerine "Dün yapılan bazı açıklamalar şahsen beni üzmüştür” şeklindeki yumuşak ifadeleri, ‘yargı iktidarı’nın anladığı bir üslup gibi durmuyor.

Yine HSYK Başkan vekilinin bir sanıkla ilgili günler öncesinde yaptığı görüşmeler -burası normal bir ülke olsaydı- asla yaşanmazdı. Yaşansa da, o ülkede gereğini gerekli makamlar yapardı.

Fakat bu ülke ‘normal’ bir ülke değil.

Anayasa Mahkemesi’den Rekabet Kurulu’na, HSYK’dan bilmem ne kuruluna kadar her yere üye atayan, bir yargı dünyanın neresinde vardır?

Kendi atadığı üyenin verdiği kararlara yönelik davalara, bu yüksek yargı nasıl bakar ve değerlendirebilir?

Siyasi partilerin kaderinin, Yargıtay savcısının iki dudağı arasında olan kaç ülke vardır?

Anayasa Mahkemesi ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini belirleyen Yargıtay ve Danıştay bürokrasisi, bu ülkenin yargı mekanizmasının üzerinde sallanan bir kılıç gibi durmakta.

Terfi ve tayini, 5 HSYK üyesinin temyizi kâbil olmayan kararına bağlı bir hâkim ve savcılar arzulanan bağımsızlığa ne kadar erişebilir?

Milletin seçtiği meclisin yani yasamanın karar ve düzenlemeleri, 7 üyenin oyuyla yok sayılabilen ve verdiği kararlar tartışmasız olan bir Anayasa Mahkemesi’nin varlığı ve şekli, ‘vesayet’ değil de nedir?

Bakanlar Kurulu kararlarının önemli bir kısmı, Danıştay dairelerinden dönüyorsa, o ülke de siyasetçinin iktidarından söz edilebilir mi?

Yüksek yargı, iktidarların siyasi görüşlerine göre ya da davacının kimliğine göre ‘katsayı, dava ehliyeti veya ehliyetsizliği’ gibi kararlar verebiliyorsa, kuşatmayı yapan yargı mı yoksa siyasetçiler mi?

Ülkenin yarısının oyunu almış bir siyasi partinin kaderi, ceza hukuku uzmanı olmayan hatta bir kısmı hukukçu bile olmayan bir mahkemenin 7 üyesinin kararına bağlıysa ve bu karar tartışmasız sayılabiliyorsa, o ülke ‘yargı devleti’ değil de nedir?

Milletin tümü bir yana, 5 veya 7 kişi bir yana ise ve kimi pişkinler o ülkede ‘sivil diktatörlükten’ söz ediyorsa, o ülke normal bir ülke olabilir mi?

O ülkenin muhalefetinin biri, terör suçlaması ile yargılanan kimselerin savcılık ve avukatlığını yaparken, diğeri TBMM’yi ortadan kaldırmaya çalışmak suçlamasıyla tutuklu biriyle sık sık görüşüyorsa, o ülkenin muhalefeti normal bir siyasetçi olabilir mi?

O halde sorun nerede ve siyasi irade nerede hata yapıyor?

Doğrusu siyasi iradenin aklı çok karışık… Yarın için ki planlarını kimse bilmiyor. Kim için ne kadar özgürlük öngörüyorlar ve bunun için yol haritaları nedir bilmiyoruz.

Fakat bildiğimiz bir şey var. Siyasi iktidar, çözüm üretimini sorunların çıkışına endekslemiş durumda. Bir çözüm için çoğu kez kriz çıkmasını bekliyorlar. Hep birden duadayız, yeni bir kriz daha çıksın ki yeni adımlar atılabilsin diye. Bu durum da sanki otomatiğe bağlanmış gibi.

Ülkede hâkim unsur olan vesayet rejiminden kurtulmak için atılması planlanan adımların gecikmesini bir yana bırakırsak, yargı reformu girişimi isabetli ve doğru bir adımdır. Lazım olan denetleyenin de denetlenebildiği bir sistem.

Yasamayı denetle, yürütmeyi denetle, milleti denetle ama asker ve yargıyı yönetenleri ideolojik tercihleriyle baş başa bırak. Bu olsa olsa vesayet rejimlerinde olur. Kendimizi bu ülke de demokrasi var gibilerinden komik çıkarımlarda bulunarak kandırmaya gerek yok.

Sonuç olarak; vesayetin olduğu bir ülke gelişmez ve orada barıştan söz edilemez. Barıştan söz edilemiyorsa, o ülke de ‘adalet’ tesis edilemez. Adaletin tesis edilemediği bir ülke ise yaşamaya değer bir ülke değildir.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank