content

25 Haz

Türkiye’ye ve Dünyaya (I)

Rızâ Akdemir’den T. Turan Atasever’e, Türkiye’ye ve Dünyaya (I)

Mektubun, mektuplaşmanın adından söz edilmiyor gibi görünüyorsa da, gerçekler öyle değil. Bugün halâ mektuplaşılıyor, duygular, mesajlar mektuplar gönderiliyor, alınıyor. Mart 1999’da 352 sayfayla yayınladığım ve bana gönderilen 2 bin 68 mektubun yer aldığı “Bana Gelen Mektuplar” adlı kitabımdakilerle de anladım ki, mektup önemlidir, adından sıklıkla bahsedilmese de, gözlerimiz sıklıkla görmesede, mektup ve mektuplaşma vardır, var olmaya devam edecektir. “Söz uçar, yazı kalır” gerçeğini unutmayalım, yabana atmayalım.

RIZA AKDEMİR’DEN,T.TURAN ATASEVER’e

Ankara’dan, emekli valilerimizden, milli duyguların zirvesindeki söz, yazı ve hitabet ustası sayın Rızâ Akdemir’in aynı duygularla anlatabileceğim, önsözünü yazmaktan gurur duyduğum Atasever’in “Sesim” adlı şiir kitabının yayınlanışı ve kendisine ulaşması vesilesiyle Rızâ Akdemir hoca T.Turan Atasever’e bir mektup yazıyor. Yanında da yine aynı kitabın yayını nedeniyle ortaya koyduğu “Sesim” şiirini de ekleyip, T.Turan Atasever’e gönderiyor. Sayın Akdemir’in mektubu, sadece yayınlanan kitapla, T. Turan Ataseverle ilgili duygulardan oluşmuyor. Toplumsal ağırlıklı, olması gerekenlerin sıralanışıyla milli duygularımızı ayağa kaldıran ifadelerin sıralanışı olarak gördüğüm, anılan mektubu ve şiiri aşağıya aynen alıyorum:

—Sevgili Turan, aziz kardeşim; Şiirinin her kelimesi için, ilham dolu kalemini ve alnını öpüyorum. Yalnız şiirlerin değil, hayatında üstün bir san’at eseri, bir faragat örneği, bir fazilet heykeli… Pabuçların çamura bulaşmamış, elin harama ve pisliğe ulaşmamış, yolun Hakk’dan ve hakikatten ayrılmamış, kalbini hiçbir ihtirasın, hiçbir kinin dişleri ısırmamış, lisanın gıybeti, dedikoduyu kötülüğü bilmemiş.

Kalemini sevginin iyiliğin, merhametin, güzelliğin mürekkebine batırmışsın. Kelimeleri öperek alnına koymuşsun. İrfan bahçemizin çiçekleri olan kelimeler arasına, dikenler, zakkumlar katmamışsın.

Şiirinde kemâle ermiş, huzur ve barış limanına ulaşmış, bilcümle seyyiatı elinin tersiyle itmiş, müstesna bir kalbin sesi var. Şiirinde dünyaya kafa tutan şovenist bir eda değil, vatanının insanlarını ve bütün beşeriyeti kucaklayan üstün bir zihniyet var. Dağları, taşları, yıldızları, bulutları, balıkları, kuşları, ırmakları ve yaylaları ile bir vatan coğrafyasını gözler önüne sermişsin. Köylüleri var, tınaz savuran. Askeri var, sınırda nöbet tutan. Balıkçısı var “Ya Allah!” diye deryaya ağını atan. Öğretmeni var yavrumuza A’yı , B’yi belleten. Hocası var, kâinatın sahibine yönelmeyi, duayı, namazı, ibadete, fazileti öğreten.

Kızı var, Karadeniz sahillerinde fındık toplayan, halı dokuyan, gergef işleyen. İşçisi var, Zonguldak’ta toprağın beşyüz metre altında kazma sallayan. Büyüklerimiz var, kalbimizde taht kuran, adı dilimizden düşmeyen.

Can Kardeşim; Batı’nın bütün şarkıcılarını, popçularını, yıldızlarını tanıyan, bilen, seven amma yemek yerken, gece yatarken, sabah kalkarken, yola çıkarken, yoldan gelirken dua etmesini bilmeyen bir gençlik ve çürük bir zihniyet yanımızda, içimizde.. sokağımızda.

Onbinlerce, yüzbinlerce öğrenci yetişiyor, İngilizce bilen, ama anadilimizi ancak bir Ermeni aksanı ve şivesi ile konuşan, kelime hazinesi 500 Tilcik’le (!) sınırlı bir nesil..

Şiirini canü gönülden sevdim/Cüzamlı hiçbir kelimen yok/ Diken yok şiir bahçende..

İlâhi ürpertileri, âlim-ârif, hâkim insanları, fazilete ve aydınlığa giden yolları, milli ve dini bayramları, şeref dolu tarihimizi dile getirmişsin. Bunlara ihtiyacımız var. Ayakta tutan bunlar bizi..Bunlar köklerimiz, bunlar can suyumuz.

Şiirinde hiçbir zorlama kafiye, uydurma ve zıpçıktı kelime, tekrarlana, tekrarlana cılkı çıkmış teşbihler ve aşkı basitleştiren, çirkinleştiren, pespâye, cıvık salyalı iştihalar yok.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank