content

14 Mar

Tesettür

Şartlar, bir çok insan gibi beni de yaşam gailesinin içine gömdüğünden,

2003 yılından bu yana Kur’an meali okumuyor ve “durumdan ben sorumlu

değilim, kader” diye düşünerek okumuyor olmam üzerinde pek kafa

yormuyordum.

Ne zaman ki, bir yazışmamda karşımdaki kişi bahsettiğim ayetin numarasını isteyince,

o çok güvendiğim hafızamda ayetin Tevbe suresinde olduğundan başka bir şey

kalmadığını anlayıp, ayeti google’ye yazıp bulamayınca(çünkü aklımda anlamdan

başka bir şey kalmamış ve farklı kelimelerle giriyormuşum) panik olup, Tevbe

suresini baştan sona birkaç kez okumama rağmen o telaşla bahsi geçen ayetin

 üzeninden birkaç kez geçmeme rağmen, ayeti fark etmememi, bir tür Allah cezası

olarak algılayınca, “Eskiler buna boş yere başucu kitabı veya yastık altı kitabı

dememişler’ diye söylenerek meali  baş ucuma koydum.  Ama nafile! Ha bugün

ha yarın başlayayım diye günler geçip giderken, ezberimdeki bir çok ayetin

numarasını unutmuş olduğumu fark etmem, bir türlü okumaya başlamamı

sağlamadı.

Ama bazen durumlar gelir sizin eteğinize yapışır.

 Geçen günkü bir yazışmamda üzerinde en çok kafa patlattığım(ki bunun nedeni

ayetin kadınlarla ilgili olmasına rağmen üzerinde en çok erkeklerin tartışıyor olmasıydı)

bir ayetin Suresini yanlış yazıp, karşı tarafı da yanıltınca, savsaklamamın neticelerinin

sadece bana zarar vermediğini fark ettiğim için, bu ayet hakkında( Nur 31) yani

tesettür konusunda ne düşündüğümü kısaca anlatmaya çalışacağım.

Oysa bu konuda susmayı tercih ederdim.

Neden mi?

Herkes üzerinde çok konuşuyor da ondan.

 Daha önemlisi Kur’an’da 6600 küsür ayet ve üzerinde daha çok durulması

gereken daha önemli ayetler olmasına rağmen, tavsiye ayetleri olan 3 ayet

üzerinde fırtınalar koparılmasının Kur’an’ a karşı hazırlanmış sinsice bir komplo

olduğunu sık sık düşündüğüm olmuştur.

Ama  nokta koymanızın, virgüllerin çoğalmasını engellemediğini anlamanız, “belki

noktaya yol açar” umuduyla, bir virgül de sizin eklemeniz gerektiğini düşündürüyor.

Kur’an”da tesettür 3 ayette geçer. Nur 31, Nur 60, Ahzap 59.

Her birine kısaca değinelim.

Nur 60-

“Evlenme arzusu kalmamış, hayızdan ve evlilikten kesilen kadınların kasten

süs göstermeye çalışmadan dış örtülerini bırakmalarında bir sakınca

 yoktur. Ama sakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha

hayırlıdır. Allah, her şeyi işitir, her şeyi bilir”

Ayette görüldüğü gibi yaşlı kadınlar örtünmeden muaf tutuluyor. Buna rağmen,

kadınların yaşlandıkça üzerlerindeki örtüleri arttırmaları, İslam geleneğinin, dini nasıl

tersinden uyguladığının göstergelerinden biridir.

Sıcaktan bunalan ve kalbi sıkışan bir iki yaşlı teyzeye, bu ayeti söyleyecek oldum,

sen misin söyleyen!? Biri “Sus! Kafir!!” dedi, diğeri daha kötü; bir baktı ki anam

anam, kendimi yaratık gibi hissettim ve uslandım, daha da bu konuda ağzımı

açmadım.

Nur 31-

İnanan kadınlara da söyle, bazı bakışlarını kıssınlar* ırzlarını korusunlar,

süslerini göstermesinler, ancak kendiliğinden görünenler hariç. Örtülerini

(göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kocaları, yahut babaları

yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut

kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin

altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin

hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz

anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar dışında kimseye göstermesinler. 

Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.

Bu ayetin müteşabih olduğu ve süsten neyin kastedildiğinin tam belli olmadığı

söylenmesine rağmen, ben bu ayette müteşabihlik göremiyorum. Gayet açık.

Tefsiri gene Kur’an’la yapmak lazım.

Önce süs kelimesinin sözlük anlamı ne?= Bir şeyi daha güzel göstermek için

yapılan eklemeler.

Sonra bu süs kelimesi Kur’an’da nerelerde geçiyor?

İpucu Ali İmran 14 dedir.

 Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler

gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi……”

Kadınlar süslü gösterildi. Bu, saç olamaz çünkü saç erkekte de var. Demek ki

kadının yaratılışında onu süslü gösteren ve erkekte olmayan bir ekleme var.

Nedir Allah’ın eklediği bu süs?=Göğüsler. Zaten ayetin kendisinde (Nur31)

açıklaması var bunun. Ne diyor, Süslerini göstermesinler, ancak kendiliğinden

görünen hariç.  Çünkü göğüs örtülse de çıkıntısından bellidir. Örtülerini göğüs

yırtmaçlarına kapasınlar.  Niye? göğüsleri görünmesin diye. Asıl ayetin sonunda

ise süsleri belli olmasın diye ayaklar yere vurulmasın diyor. Ayaklar yere

vurulunca ne zıplar? Göğüsler. Fazla uzatmaya gerek yok. Ayaklarını yere vurarak

bir tür ritüel yapan Afrika ve Avustralya yerli kadınlara bakmak, bunu anlamaya

yeter.

Ahzap 59

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle( bir ihtiyaç

 için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar, onların tanınıp

incinmemesi için en elverişlisi budur.

Bu ayet bir tavsiyede bulunuyor ve gerekçesini söylüyor. Nedir hedeflenen?

 Tanınmamam ve incinmemem…  Bunun için birinci şart, dikkat çekmemem .

Dikkat çekmemek için ne yapmalıyım? Genel giyim tarzı ne ise ona uymalıyım.

Çarşafla çıksam dışarıya bu günün koşullarında daha çok dikkat çekerim. Beni

dışarıda en çok dikkat çekmeyecek görünümde gösteren nedir?

Bu ayet üzerinde düşündüğüm yıllarda, her ne kadar evimde oturup birilerinin beni

beslemesini dilesem de, buna istekli kimse olmadığından, geçim paramı kendim

 kazanmak zorundaydım ve İstanbul’da işportacılık yapıyordum. Yani yürüyor

koşuyor, tezgah taşıyor, vapura atlıyor, otobüse binmek için didişiyor, tente ipi

bağlamak için cambaz gibi sağa sola tırmanıyordum.  Bazen zabıtadan kaçmam

gerekiyordu. Bütün bunları, yerleri süpüren bir bedevi kıyafetiyle yaptığımı düşünün.

 Dış giysim nasıl olmalıydı bu durumda?

Dış giysimin hem kullanışlı, hem ekonomik, hem dayanıklı, hem sağlıklı hem de en

önemlisi sağlam bir kasa gibi güvenlikli olması gerekliydi. Aynı zamanda beni

diğerlerinden ayrı göstermeyen bir elbise olmalı. İçinde bulunduğum duruma en

 uygun dış örtü ne bu durumda?=

Kot pantolon.

Ve iklim koşullarına uyan türevleri… yazın daha serin tutan pamuklu bir şeyler, kışın

daha kalın ama kullanışlı ve pratik pantolonlar, artı gömlek veya pamuklu T-shirt

veya kazak. Ama gömlek giydiysen gömleğin göğüs düğmelerini magandalar gibi

açma. Göğüs çatalın kapalı olsun.

 

Fazla uzatmaya gerek yok, bu ayet aslında bana “Boyalı Kuş olma” diyordu,

günümüzde pardösü ve başörtüyle üniversiteye girmeye çalışan kızlar gibi…**

Aslında bunların hepsi ayrıntı. Kısaca şunu desem daha iyi;

 Çağın koşullarına, iklim şartlarına ve günün yaşam tarzına uygun olmayan bir giysi

biçiminde ısrar etmek, dinle, realiteyi çatıştırmaktır ki, bu Kur’an’ın özüne aykırıdır.

Kur’an’ın özü demişken, “Çula çaputa ve makyaj malzemelerine harcanan parayla,

 kaç yetim doyar?” diye düşünmeye başlamak, Kuran’ın özünü anlamaya başlamak

demektir.

M.Ş. 12.01.12

* Bir önceki ayette(Nur 30 )bu öğüt erkekler için de veriliyor ama ne hikmetse

onlar bu ayetten kendilerini muaf tutuyor, gözleri felfecir okuyor.

 


**Nedir boyalı kuş olmak? Eserin kendisi bunu daha iyi açıklayacaktır:

........  Bazen günler geçer, Ludmilla görünmezdi. O zaman büyük bir kızgınlık,

gizliden gizliye kemirirdi Lekh’in içini. Gözlerini kuşlara diker, saatler boyunca

kendi kendine homurdanırdı. Uzun uzun ve günlerce düşündükten sonra, en

güzel kuşlardan birini seçerdi. Kuşu bileğine bağladıktan sonra bir sürü garip

şeyi birbirine karıştırıp kokulu bir boya elde eder, değişik renklerde, kutu kutu

hazırlardı bu boyadan. Sonra kuşun başını kanatlarını , boynunu ebemkuşağı

renklerinde bezer, tüylerine bir demet yabani çiçeğin göz kamaştırıcı parlaklığını

verirdi.

Sonra ormanın içlerinde yürürdük birlikte. Epey ilerledikten sonra Lekh durur,

kuşu bileğinden çözüp bana verir ve ayaklarından tutarak sallamamı isterdi.

Boyalı kuş bağırır durur, bağırışına gelen bir sürü kuş, tepemizde dönmeye

başlardı. Onlara ulaşmak isteyen tutsak, debelenir, bütün gücüyle öter, boyalı

boynunun içinde kalbi delice atardı. 

Tepemizde yeteri kadar kuş toplandığına inanırsa, Lekh, bir işaretle kuşu

koy vermemi isterdi. Kuş, mutlu ve özgür yükselip kardeşlerinin gürültücü

sürüsüne katılırdı. Diğerleri bir süre şaşkın bakarken, benzerini görmedikleri

kuş, boşu boşuna kendilerinden biri olduğuna onları inandırmaya çalışırdı.

Parlak renklerin iyice şaşırttığı kuşlar onu kuşkuyla inceler, sonra birbiri

artından saldırıp, boyalı tüylerini gagalayıp, yolmaya koyulurlardı. Tüysüz

 ve kan içinde kalan zavallı kuş, havada duramaz, düşerdi. Aynı sahne sık

sık tekrarlanır kurbanlarımızı hep ölü bulurduk…..

Boyalı Kuş- Jerzy Kozinsky

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank