content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

27 Oca

Osmanlı Edebiyâtında İstanbul

Uzun süredir üzerinde çalışmak istediğim bir konu vardı. “ Osmanlı edebiyâtında İstanbul.” Bu öyle bir konuydu ki bir makaleye sıkışıp kalmaması gereken, başlı başına bir tez konusu olacak kadar kapsamlı bir konuydu.
İlk etapta internetten araştırdım, Kütüphanelerin yolunu arşınladım ve nihayetinde bu konunun ciddi bir zamana ihtiyacı olduğu kanaatine vardım. Sebebiyse o dönemin bütün dîvanları incelenecek, çevrilmeyen ya da eksik-hatalı çeviriler bulunup; ilk önce transkiripsiyon alfabesine, daha sonra Türkiye Türkçesine çevrilecekti. Ama bu şimdilik konumum itibariyle biraz fazlaydı. Fakat internette gezinirken gözüme bir eser çarptı. Asaf Hâlet Çelebi Divan Şiirinde İstanbul. Hemen sipariş versem gelmesi en az iki üç günü bulacak lâkin bana şimdi lazım. Bunca zaman bu konu üzerinde yoğunlaşmışken, hemen elime alıp malumat sahibi olmam gerekti
Hemen hazırlanıp çıktım evden ve kadıköy sahaflara gittim, bütün dükkanları tek tek gezdim. Sonuç: yok! Oradan Beyazıt’a geçtim. Maalesef orada da bulamadım. Son Umut Cağaloğlu. Bir iki sahafa sorduktan sonra nihayet buldum kitabı. Vuslat böyle bir şey olmalı.
İki yüz altmış iki sahifelik bir eser bu, kimler kimler yok ki! On beşinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar İstanbul ve semtlerine yazılmış muazzam şiirler. “Bir şehrin güzelliği o şehir için yazılan şiir miktarıyla ölçülüyor” dedirtecek cinsten. Kapağı açtığımda beni; İstanbul’un Fethine Tarih beyti karşılıyor:
Feth-i Istanbûla fursat bulamadılar evvelûn
Feth idüb Sultan Muhammed dîdi târih (=857 =1453)

Sahifeleri çeviriyorum ve karşıma ||. Bâyezid devri şairlerinden Sirozlu Sa’dî gazeli çıkıyor:
Şehr-i İstanbul ki ‘âlemde güzeller kânıdur
Dünyanın ‘ârifleri kâtinde Mısr-ı sânidür
Evleri zâtü’l-İrem mescidleri zâtü’l-Îmâd
Sûreti her bîrinin reşk-i bêhâr-i mânidür

Kanuni Sultan Süleyman devri şairlerinden Nazmi ise İstanbul’dan vazgeçemediğini şöyle anlatıyor:
Geçme İstanbûldan istersen ey Nazmî huzûr
Geç safâ camîni çek Kalâtâdan yanâ

On altıncı yüzyılın büyük şairi Bâki İstanbul’un yollarını gül bahçesine benzetiyor:
Serv kâmetler ikî yânın alurlar yolun
Râh-ı gülzâra döner yolları İstanbûlun

Hoca Sa’ deddin Efendi ise mesnevisinde İstanbul’a benzer bir yerin bulunamayacağını söyler:
Aceb yer var mı Istanbûla benzer
Ki yeksân ola anda hâk ile zer
Safâ-bahş-î kulûb ola kazâsı
Gönüller eyleye âb ü hevâsı

Kolay kolay “keşke bunu ben yazmış olsaydım” diyen biri değildim, ta ki Bahtî mahlasıyla şiirler yazan Sultan |. Ahmed Han’ın şu beyitini okuyana kadar:
Edirnê şehri gîbî gerçi şehr-î bî-bedel olmaz
Yinê ammâ bu dünyâda Sitanbulâ bedel olmaz
Eğerçî hûb olur gâyetle ayvâsı anın ammâ
Sıtanbûlun sulû şeftâlüsî gibî güzel olmaz

Nef’î ise Kağıthane’deki güzelleri şöyle anlatıyor:
Mahşer olmuş sahn-i kağıdhâne dünya bundadır
Cennetê dönmüş güzellerlê temâşâ bundadır

Nâbi Hayriyye eserinde bakın İstanbul için nasıl temennide bulunuyor:
İtsün Istanbulu Allah ma’mûr
Andadır cümle me’âlî-i ashâb-ı kemâl
İstanbul denilince akla gelen ilk şairlerden Nedim’in o meşhur şiiri zikretmeden olmaz tabi. Öyleyse buyurun:
Bir şehr-î Sıtanbûl ki bî-misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre ‘Acem milki fedâdır

İstanbul, dönemin hemen hemen bütün şairlerine ilham kaynağı olmuştur. Osmanlı edebiyâtı şairleri bugün sahifelerce yazılan o romanlara inat anlatmak istediklerini bir beyte sığdırabilecek kadar usta olduklarından her birini roman maiyetinde okudum. Şimdi, o gözle bakıyorum bulunduğum şehre. Bir Nedim kadar usta olmasam da, eskiden bakıyorum günümüze. O günleri yaşamaya çalışıyorum. Velhâsıl eskiye gidiyorum. Tıpkı; “kültür, eskiye gitmektir” der gibi.

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank