content
04 Tem

Ölüm ve Hürriyet

Şair deyince aklınıza yumuşak huylu, romantik, duygusal, uzaklara dalıp giden yavaş konuşan ve sakin bir profil gelebilir. Aksine benim aklıma sinirli, hayata öfkeli, haksızlıklara savaş açmış, Donkişot ruhlu aksi biri geliyor...

Öfkesi, kendine aslında. Niye ki, kendini kaptırdığı melankolik duyguları başkalarının kendisi gibi anlamasını beklediği için. Onun gözüyle bakmak için, onun yaşadıklarını yaşamak gerekli diyebiliriz lakin onun kişiliğinde olmadıktan sonra bu akılcı gibi gelmiyor bana.

Anlamak ve anlaşılmak dünyanın neresine giderseniz gidin kiminle konuşursanız konuşun önemlidir.

Şair ya da yazar kendinin anlaşılması için mi yoksa karşısındakini anladığı için mi yazar? Bilmem. Sizce? Aslında kimi zaman anlamak anlaşılmanın ta kendisidir. Anlamazsan anlaşılamazsın. Ya da tam tersi anla

şılmaz san, anlam veremezsin yaşadığın olaylara bize göre haksızlık karşımıza göre haktır. Bize göre hak karşımızdakine göre saçmalıktır. Özgürlük başkasının sınırlarını ihlal edildiğinde biter. Herkes özgür doğar, hürriyetini ise çeşitli meşakkatli uğraşlardan ve muhasebelerden sonra elde eder.

‘Ben özgür doğdum, ama hür doğmadım’ diyen onlarca insanla aynı kubbenin altında yaşıyoruz, aynı dünyayı paylaşıyoruz. Hani bir de şu söz söylenmiştir ‘birilerinin yaşaması için birilerinin ölmesi gerekli.’ Savaşların nedenlerinden ilki hür olma isteğidir. Savaşan iki tarafta kendince haklıdır. İkisininde ilk isteği kendi haklarını savunmak ve dünyadaki varlığını sürdürmek. Gerçekten bunun savunuculuğunu yapan lider ruhlu insanlar ölmekten çekinmezler çünkü ölüm Hür olmak için, ölümsüz olmak için tek kapıdır.

Şimdi gelelim yine yazarların neden yazdığına ya da şairlerin neden şiirle yaşadıklarına. Bence işte aynı sebepten dolayı. Yani, ölmek! Ölümsüzlüğe ulaşmak için gerçek hürriyete kavuşmak için.

Nazım hikmetin esareti, Said Nursi'nin esaretinden farksızdır... kulvarları ve amaçları farklı olsa da!

Birininki memleket aşkı, sevgiliye duyulan özlem ve tabiki hürriyet. Diğerininki inancının gereğini özgürce yaşayabilmek ve bunu etrafında ulaşabileceği herkese anlatmak. Başkaldırı, hürriyetini elinden alanlara. Sonuç, (bu anlamda) yaşarken esir, ölünce hürriyetini kazanmış iki kişi. Bu örnekler çoğaltılabilir. Yani demek istediğim yazarak ulaşılamayacak en küçük noktalara ulaşmışlardır. Haklı olduklarına inandıkları davaları anlatmış ve anlaşılma isteğinden dolayı yazmışlardır.

Şimdi bize onları anlamak düşüyor.

Çünkü onlarda bizi anlamışlardı.

Ki akın akın insan, izlerinden gidiyor, ölümlerinden onlarc

a yıl sonra... amaçlar hedefler farklı olsada kendilerince haklı oldukları dava ile yaşadılar...

Özgür doğduğumuz dünyada hürriyetine kavuşma savaşı halen devam etmekte ve bu dünya döndükçe de devam edecek.

Nefis
 

Ey nefsim! Deme 'zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.' Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kaybolup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.

Şeytanın mühim bir sinsi planı, insana kusurunu itiraf ettirmektir, ta ki bağışlanma ve Allah'a sığınma yolunu kapasın. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip, ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta kusur ve günahlarından takdis etsin..

Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağışlanma diler. Bağışlanma dileyen Allah'a sığınır. Allah'a sığınan şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse affa müstahak olur. //Said Nursi

Bir hazin hürriyet

Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan

yoğurursun

bütün nimetlerin hamurunu.

Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı

Karun etmek hürriyetiyle hürsün!

 

Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,

işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan

değirmenleri,

büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan

hürriyetiyle hürsün!

 

Başın ensenden kesik gibi düşük,

Kolların iki yanında upuzun,

Büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,

İşsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

 

En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,

Amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,

Hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

 

Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in, günün birinde, diyelim ki,

Kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura

Doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

 

Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,

Büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,

Yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle

Hürsün

 

Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok

Hürsün.

Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.//Nazım Hikmet Ran

 

Etiketler : , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank