content

ikradan-mahyaya-aydinlanma

27 Mar

Newroz Kutlamaları Yasağı?

Bazen meramınızı ifade edecek bir atasözünü, bir deyimi, bir mısrayı rahatlıkla bulabilirsiniz. Bazen de bu sözlerden oluşan bir “kokteyl” ancak meramınızı ifadeye yeterli gelebilir. Aşağıda şekil A’da görüleceği gibi…

Tarih, hafıza i beşerin tekerrürlere rağmen nisyan ile malullüğünü bilmem kaç milyon kez yazsa da, bizim bu gidişle tarihe hafızasını yedireceğimiz kesin gibi. Neticede tarihin de bir "hafızası" var ve fakat o nisyan ile malul olmadığından dolayı bu kadar ibretten kaçışımızı kaldırmayabilir.

"Yasaklar çiğnenmek içindir" sözünü de çok severdim. “Giriş cümlenizden sonra böyle bir söz de yok” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman şu andan itibaren olmuş olsun. Çünkü bu memlekette yasaklardan en muzdarip olan kesimden geliyorum. Hafızamız iğdiş edildi, bu sebeple mazur görün ifadelerimizin kifayetsizliğini. Gözümüzü dünyaya açar açmaz yasakla karşılaştık. Adımızı koyamadık, günlerce yalvardığımız halde anadilimizin yanı sıra MuhammeD ismini de almamız yasaktı. Araya hatırı sayılır insanların girmesiyle MuhammmeT kaydını alabileceklerini söylediler. Bu sebeple adımızı Ahmet olarak koydurmuşuz. Muhammed ismi bozulmasın diye. Büyüdüğümde tanık olduğum diğer yasakları ise “çocukluk belleğimi zorlayanlarından” başlayarak anlatayım;

Babamın Arapça eğitimi yasaktı, annemin Mevlid öğrenmesi de. Bana sıra geldiğinde önce dilimi konuşmam yasaktı, anadilimle eğitim yasaktan öte zaten bölücülük-ihanet-gaflet ve dalaletti. Sonra öğretmen olmam da yasaklanmalıydı! onu da yaptılar. En son kızlarımın başörtüsü yasaklandı.

Peki, biz bu yasaklara rağmen ne mi yaptık?

Babam yörenin seçkin ulemasından olmuştu, annem Zaza olmasına rağmen inadına Kürtçesinden mevlit öğrendi ve öğretti. Bana uzun yıllar öğretmenliğimi "devletin temeline dinamit koyuyorum" diye yasakladıkları için bendeniz "devletin temelini değiştirme eğitimleri" vermeye başladım. Tabi "illegal yollardan".

Kızlarım inadına direnip yüksek öğrenim gördüler.

Yıllar sonra yasakların tatlı meyveleri iştahları kabarttığı için sürmesini istedikleri çeşitli yasakların yanı sıra “anadillerde” dinlenmesi yasak müzikler, Allah'ın ışığa hükmetmesi olan renklerden bazılarının bir araya gelmesini de engellemek için yasak getirenlerin yerine yetkiyi alanlar "bu ne saçmalık" deyip bir öncekilerin koydukları bu saçma yasakları yasakladılar.

Anlayacağımız, bu memlekette halkın hak ve isteklerine yasak getirilince sarımsaklı da olsa yenmez, ketçaplı da olsa... Bunu anlamak için ille de her anlamsız ve gereksiz yasağın gözümüzün önünde delik deşik edildiğini görmemiz gerekmez ki…

Yasaklayalım; her türlü terörü, şiddeti, baskıyı, insanlarımızı birbirine düşman etmeyi, provokasyonlarla halklarımızı karşı karşıya getirmeyi yasaklayalım. Duygularımızla oynamaları, çocuk istismarını, vergi kaçırmaları yasaklayalım. Ama Allah için ipe sapa gelmez konularda yasaklara başvurup gülünç duruma düşmeyelim.

Şimdi, "KAWA adındaki adamın biri, DAHHAK adındaki diğer bir adamı öldürmüş ve birilerinin mazlumiyetine son vermiş" hikâyesi/efsanesiyle Kürtler “hayata başlangıç” anlamında “Newroz” kutlamaları düzenliyor. Yani bazı halkların “Nevruz” bayramı ile diğer bazı halkların “Newroz”ları tam bir benzerlik arz etmeyebilirdi. Neticede yıllarca bu ülkede birileri bırakın Newroz’u, bunu kutlayan Kürtlerin varlığını inkâr etmişti.

Ama gelin görün ki "Newroz'u Nevruz olarak kutlamayanların böyle bir talebi olmamalıydı, olmuşsa da yasaklanmalıydı!" İyi güzel de yasağınız tutmuyor, daha çok tepkiyle karşılaşıp komik duruma düşüyorsanız neyin yasağı bu Allah aşkına? Bunun yerine her yılın 21 Mart'ını resmi tatil yapsanız ve dolayısıyla kutlama tarihlerinden kaynaklı gerginlikleri yaşatmasanız daha iyi olmaz mı? Yoksa Nevruz tatil edilecek bir bayrama olmaya layık değil mi?

Bu arada BDP'ye bir çift sözümü söyledikten sonra mevzuya devam edelim istiyorum. Siz, BDP olarak bir karar vermelisiniz; protestolarda yakıp yıkma, kutlamalarda yakıp yıkma, anmalarda yakıp yıkma, seçimlerde yakıp yıkma… Bu tarz tarz değil, bu tarz sizi sizin de fark etmediğiniz bir şekilde yalnızlaştırmaya götürüyor. Allah aşkınıza kutlama kırıp dökmeyle olur mu? Bana polisin tutumundan söz etmeyin. Kabul, polis çok da iyi niyet sergilemiyor ama gençlerin, yüzü maskeli gençlerin tutumu çok mu iyi niyet taşıyor? O zaman yasakları, şiddetle kabul ettirmenin mazeretini herkes kendisine göre belirlerse sonuç ne ve nasıl olur? Sivillerin, polislerin öldürüldüğü kutlama kutlama mı?

Yasağı ti’ye alışımı merak edenler olacağı gibi yadırgayan da olmuş olabilir. Şimdi sizlerle bazı rakamları paylaştıktan sona konu ile ilgili kararı size bırakıyorum.

18 Mart pazar günü Diyarbakır'da 250 bin kişi "küçük çocuk oldukları için" Newruz kutlamalarına katılmamıştı. 150 bin kişi hasta, özürlü, yaşlı olduğu için katılamadı. 50 bin kişi il dışında ve/ya tutuklu oldukları için yine kutlamalara katılamadılar. Diyarbakır'da 50 bin kişi de katılmayı düşünmedikleri için, başka işleri olduğu için kutlamalara gitmedi. Diyarbakır'da "14” yazıyla “sadece on dört ‘adet’ insan/kişi” sadece ve yalnızca! “içişleri bakanlığı tarafından Newruz kutlamalarına yasak getirildiği için” kutlamalara katılmadı.

Anlayacağınız PKK’nın provokasyonu diye yasaklanan kutlamaların tutmaması birilerinin yanlış yaptığının fotoğrafıdır. Devlet küçük düşüyor beyler devlet… Çok umurumda değil, ben vatandaşın, bireyin büyümesinin tarafıyım devletin değil. Devlet büyüyecekse vatandaşı büyüyecek o da bununla büyüyecek. PKK provokasyon yapacaksa 18 Mart’ta da yapar, 21 Mart kutlamalarında da. Gerekçe olarak öne sürülen provokasyonun çok da gerçekçi olmadığı kanaatindeyim. Yoksa Diyarbakır’da ne zaman Newroz/Nevruz kutlanırsa kutlansın katılımda bir sıkıntı olmazdı. Gördük işte; yasaklara, engellere rağmen katılmayan sayı belli;

18 Mart Newroz kutlamalarına Diyarbakır’da toplamda tamı tamına! 500 bin 14 ‘adet’ insan/kişi kutlamalara katılmamıştır.

Şimdi soruyorum bu yasak akıl kârı mı, aklın zoru mu?

Ha, kutlamaya katılanların sayısını mı merak ettiniz? Gitmeyenlerden geriye kalanlar…

Twitter: @AhmetAY_

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank