content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

16 Mar

İş Kazası Kaderimiz Olmasın

Bu köşede daha önce de iş kazalarıyla ilgili bir çok yazı kaleme alındı. Maalesef biz ne yazarsak yazalım, her yıl 1.500-2.000 kişi iş kazasında hayatını kaybediyor. Örneğin

2010 yılında toplam 62.903 iş kazası olayı yaşanmış. Yine aynı dönemde 1.444 kişi iş kazası nedeniyle hayatını kaybetmiş. Ülkemizde her 6 dakikada bir iş kazası olmakta, her 6 saatte de bir işçimiz hayatını kaybetmektedir.

Bu evlerinden çıkan ve çocuklarının geçimlerini sağlamak için çalışmaya giden 4 işçimizin akşamları evlerine dönememeleri anlamına gelmektedir. İstatistikler her 2.5 saatte 1 işçinin iş göremez hale geldiğini açıklamaktadır. İstatistiklere göre, ülkemiz, ölümlü iş kazalarında Avrupa’da ilk sırayı, dünyada ise 3. sırayı alıyor. En çok iş kazası meydana gelen sektörler ise inşaat, taşımacılık ve madencilik olduğu görülüyor. Bir çok iş kazasının SGK’ya bildirilmediği dikkate alındığında bu sayının daha da arttığı şüphesiz.

Tuzla tersaneleri, maden ocakları ve patlamalarla gündeme gelen iş kazalarının en son kurbanı da İstanbul Esenyurt’taki bir AVM inşaatında çadırlarda kalan 11 işçinin yanarak acı şekilde hayatını kaybetmesi oldu.

Çok yazıldı, çok şey söylendi. Esenyurt gibi İstanbul’un en soğuk bölgesinde kış ortasında işçilerini çadırlarda barındıran şirketlere mi kızmalı, yoksa denetim görevini yerine getirmeyen Çalışma Bakanlığı’na mı kızmalı tartışmasını bir yana bırakıp, bundan sonra iş kazalarını azaltmak için ne yapılmalı sorusunu tartışmalıyız. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına göre;

a) İşverenler : Risk değerlendirme analizi yaptırmak, makinelere muhafaza takmak, işe uygun makine ve ekipmanları sağlamak, topraklama, havalandırma ve yangın söndürme tesisatı yapmak gibi iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını denetlemek ve işçileri eğitmek,

b) İşçiler: Alınan iş güvenliği önlemlerine uymak-tehlikeli davranışlardan kaçınmak,

c) Devlet: Yasal düzenleme yapmak ve denetlemek, tarafları eğitmek zorundadır.

Burada ilgili inşaat şirketinin ihmali ve kusuru olduğunu tartışmaya gerek bile yok. Öncelikle konteyner veya prefabrike yapılarda işçilerin barındırılmaması büyük bir ihmal. Yine, her işçi için 12 metreküp hava olması, yangın ihtimaline karşı iki çıkış kapısı konulması, barakalarda yangın tüpü bulundurulması, işçilere yangın ve iş sağlığı güvenliği eğitimi verilmiş olması gibi eksiklikler ilk başta göze çarpıyor. Yine, ısınmak için elektrik tesisatına aşırı yüklenmesinin yangına sebebiyet verdiğini düşünüyorum. Eğer doğru bir barınma ve ısınma yöntemi seçilmiş olsaydı bu acıyı yaşamazdık.

İşyerlerinde risk değerlendirmesinin yapılması, işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmesi, iş güvenliği uzmanlarının çalıştırılması ve bunların verdikleri görüşlere uygun işlem tesis edilmesi gibi temel iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulması halinde bu tür kazalar olmayacağı gibi, işçilerimiz de, işverenlerimiz de sorun yaşamaz.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, bu konunun önemini çok iyi bilen bir bakan. İş Sağlığı ve Güvenliği yasasını çıkarmak için çabalayıp duruyor. Ancak bir türlü TBMM’den yasayı çıkartamadı. Biliyorum ki, bu yasanın çıkmasının iş kazalarının azalmasında son derece büyük etkisi olacak. Hem işçilerin daha güvenli bir ortamda çalışmalarını sağlamak, hem de beden ve ruh sağlıklarını korumak için mutlaka iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması gerekiyor.

İşletmelerin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemleri almaları, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle meydana gelecek iş kazaları, meslek hastalıkları ve hastalıkların sonuçlarını telafi etmekten daha kolay, daha ucuz ve daha insancıldır.

Son olarak, iş kazalarında insanları yasalar değil, işçi ve işverenlerin ihmali öldürüyor. Umarız iş kazalarında ölüm, işçilerimizin kaderi olmaz.

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank