content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

01 Eki

Hayali Eğitim

Bir üniversitenin bir bölümüne bu sene sadece iki kişinin kayıt yaptırması bazı mahfillerce konuşuldu. Açıkçası garipsemiş değilim. Bu zaten beklenen bir sonuçtu.Önemli olan bunu öngörebilmek iken, adını uzaman koydukları kimi akademisyen ya da sözüm ona bilirkişiler bu sonucu öngöremiyorlar. Ya da görüyorlar da işlerine gelmiyor. Ben gördükleri ama kulaklarının üstüne yattıklarını düşünüyorum.
Daha önce birkaç defa yazdım ve dile getirdim. Zaman zamanda Fen-Edebiyat fakültesi dekanı ya da çeşitli bölümlerinin başkanlarıyla bir araya geldiğimiz oluyor. Eğitimci olmam ve bir eğitim fakültesi yöneticisi olmam hasebiyle ilk mevzu doğal olarak “ne olacak bu çocukların hali” oluyor. Eğer bir program açmayı planlıyorsanız, neden böyle bir bölüme ihtiyaç olduğunu, burada okuyacakların kimler olacağını ve bu kişilerin sizin açacağınız bölümde kendilerine bir gelecek inşa edebileceklerini, mezunlarının reel olarak programda gösterdiğiniz istihdam alanlarında iş bulacaklarını müracaat dosyanızda göstermelisiniz. Bunu yaparken hem bilimselliği elden bırakmayacak, hem de toplumun talebine cevap vereceksiniz. Kısacası ne sadece “bilim istiyor” diye, ne de “halk istiyor” diye bir program açılmaz. Bu işin bir de istihdam ayağı var ki, programınızın sonuç olarak başarılı olup olmayacağına daha çok onlar ışık tutuyorlar. Program açma gayretine girenlerin çoğu benzer dosyalardan yararlanarak program açma yolunu kullanıyorlar. Yani kopya çekiyor. Son gelişmeler, değişimler, ihtiyaçlar vb gibi faktörler açısından programı irdelemeden doğruya YÖK’e gönderiyor. YÖK’de yapısı gereği bu gibi dosyalara sağ olsun “olur” cevabı veriyor.

Bu konuda bir diğer handikap, açılan program zaman içinde kendini gözden geçirip program değerlendirme çalışması yapmıyor. Hal böyle olunca karşımıza formasyon isteyen Fen-Edebiyatlı, itfaiyeci olmak isteyen ziraat mühendisi, kariyer planlamasını adam gibi yapmadığı için üniversite sonrasında simit satmak zorunda kaldığını ifade eden öğretmen karşımıza çıkıyor. Anne-babaları anlıyorum. Çocuklarının karınlarını doyurmak zorundalar. Ama çölde kalmış gibi davranmak yerine iki dakika oturup bir düşünmeleri gerekir. Sadece iki çocuğun kaydını yaptırdığı fakültenin dekanı “ben de olsam bu bölümü seçmezdim” demiş. A be hocam, madem bunu biliyorsun neden o programı hala açık tutuyorsun? YÖK bu hocamızın konuşmaları karşısında suskun olacaksa, durum vahim. Burada bir iş savsaklama var. Bildiği halde önlem almama var. “Biz bir kişi de olsa dersimize gireriz” demiş. Girersin tabi. Bir ya da elli kişi. Maaşını almak için sayıyı, kaliteyi, mezunu, iş tatminini kimse dikkate almıyor. Gir be hocam… Gir dersine, paşa paşa al paracıklarını. Ama asla kalkıp da bu programların kalitesinin artırılması için bir şeyler yapma. Mesela, öyle program değerlendirmesi, okuyan memnuniyeti, swot analizi de yapma, ayrıca kim nerede ne iş yapıyor, verdiğiniz dersler işe yarıyor diye mezunlarının peşine de düşme… Bu bir zamanlar popüler bir söze denk geldi “salla başı, al maaşı.” Helal olsun hocam… Bu ülkede aç çok oldukça, manavdan ısrarla fıtık ilacı isteyen çok olacak. Yolunuz açık olsun.

Etiketler : , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank