content
21 Mar

En Çok Kıskanan(mı) En Çok Sevendir!

Sevgili dostlar, sevgiyle kıskançlığı birbirine karıştırıyoruz... Kıskanıldığımızda daha çok seviliyoruz gibi geliyor bize, kıskanmayan kişi sevmiyor demektir deyi-veriyoruz aşkta! Peki ya her şeyde de böyle mi?

Nedir kıskançlık?

Başaramadığımızı başarana,

elimizdekini alma ihtimali olana veya öyle zannettiğimize,

bizden farklı olana,

dikkati daha çok çekene,

sahip olmadığımıza sahip olana,

daha huzurlu, daha özgüvenli,

daha mutlu yaşayana karşı duyduğumuz tarifi zor bir duygu.

Keşke ben de öyle olsam! duygusu!

Bu başlıklar; genellikle tasvip etmediğimiz duygularımıza değiniyor, onlara sahip çıkıyor, bu duyguların inkar edilerek değil, sahiplenerek dizginlenebileceğini söylüyorum. Sahiplenme durumunda ise yol gösterici bile olabileceklerini; inkar edilme durumunda ise denetim dışına çıkıp, zarar vereceklerini savunuyorum. Kıskançlık da öyle bir duygu!

Bir başkasını kıskandığımızı hemen hemen hiç kabul etmez çoğumuz. Kıskançlığı kötü bir duygu olarak kabul eder, bu duygunun hep başkalarını etkilediğini, bize ise hiç uğramadığını iddia etmesek bile ima ederiz hepimiz.

Halbuki kıskançlık insanlık kadar gerçektir. İnsanın olduğu her yerde kıskançlık var olacaktır. Hatta hayvanların dahi zaman zaman, içlerindeki fıtrat gereği, birbirlerini kıskandıklarını gözlemleriz. Bence; genel inancın aksine, kimseyi kıskanmayan insan marazdır. Maraz olan; başkasını kıskanan değil, bu insani duyguya sahip olmayan veya onu inkar eden kişinin bizzat kendisidir.

Kıskançlık var, içimizde.

Bir başkasını kıskanmadan yaşamak hayatı hiç ama hiç özümsememek demektir. İnsanız; bizden iyi olana, sahip olmadığımıza sahip olana, bizi elimizdekini almakla tehdit edene kıskançlık duygusu duymamak; güzellik karşısında duyarsız kalmak, elde edilene sevinmemek, eldekini kaybetmemekten dolayı gurur duymamak kadar insanlık dışı bir duyarsızlıktır.

Başkasının durumunu kıskanarak ona yetişmeye, onun gibi olmaya, ona benzemeye, onun gibi davranmaya, onu geçmeye, eldekini ona kaptırmamaya yeltenirsek kıskançlık doğal bir duygu olarak bizi olumlu yönlendirir.

Yok, kıskandığımıza; aradaki farkı, ondaki fazlalığı ortadan kaldırarak yetişmeye kalkarsak; işte o zaman kıskançlık olumsuz, zarar veren, bizi ve karşımızdakini tüketen bir duygu haline gelir. Kıskandığımız hakkındaki olumsuz duygularımızı hiç harekete geçirmezsek, bu sefer kendini berhava eden varlıklar haline geliriz.

İlginçtir, karşı cinse karşı cinsel duygular duymak özünde sevgi kelimesini içerirse de; cinsellik konusunda kıskançlık çok kolay hiddete ve hatta şiddete dönüşebilir.

Ne hikmetse; hem hayvanlarda, hem insanlarda cinsel arzunun paylaşılma ihtimali cinselliğin içerdiği olumlu duygunun tam tersi olarak temposu yüksek olumsuz bir duyguya dönüşebilir.

Sevdiğini, en azından sevdiği veya işgal ettiği bölüm itibarı ile başkalarından kıskanmamak da tam bir duyarsızlık halidir ve bizzat marazın kendisidir.

Hele hele aşığın maşuku kıskanmaması bizzat aşkın inkarıdır.

Kıskanılan da bundan garip bir haz alır, rahatsızlık veren kıskanılanın hayatını zehir edecek kadar kıskanılmasıdır. Ülkemizde genellikle öz güveni çok düşük olarak yetiştirilen erkekler kıskançlığı çok kolay karşı tarafa eziyet haline çevirebilirler. (ki bir çoğumuzun başına bu tür kıskançlıklar muhakkak gelmiştir)

Onlar artık kıskanmıyor, kendi mülkiyeti altına aldıkları insan üzerinde imha etme yetkilerini kullanıyorlardır. Hem o kadar ödlek tirler ve güvensizlerdir ki, etraftaki her erkeği hasım olarak görürler, hem de ezilmişliklerinin hıncını onu sevmek gafletine düşen kadından çıkarmayı fırsat addederler.

Ancak yine de: Her konuda ve alanda; tadında ve denetim altında kıskançlık hem doğal bir ihtiyaç, hem de kıskandığımıza ulaşmak/onu elde tutmak uğruna bizi olumlu gayret sarf etmeye zorlayan, böylece de ileriye taşıyan bir duygudur.

Bütün bu olum lamalardan sonra yinede söylemeden edemeyeceğim; Ey Adem oğulları ve Havva kızları aşkta kıskançlığı abartmayın! İsterseniz devam edin, ama sonuçta kaybetmek çok olası. Bunu da göze alın LÜTFEN...

 

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank