content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

04 Haz

Dava’nın Sahibi Olabilmek

Gençliğim işçi eylemlerinin grevlerin içinde geçti. Emeğinin hakkını alabilmek için ölümü göze alabilme cesaret ve kararlılığında olan insanların içinde büyüdüm. Bilincimi onların mücadelesiyle, bilinciyle yoğurdum. Çok zevkli tartışmalarına tanık oldum. Grev çadırlarında kitaplar ortaya dökülür sınıf mücadelesi tartışmaları yapılırdı. Birçok insanın “basit işçi” diye nitelediği insanların de derece bilgili olduklarına şahit oldum.

Okuma yazma bilmeyen bir işçinin süreç içinde kendisini nasıl yetiştirdiğini gördüm. Tarih, resim, müzik, edebiyat konularında birçok insanın tartışamayacağı düzeye çıktığını yaşadım. Derken gün geldi üzerimizden tank geçti. Dava arkadaşını satanları, yarı yolda bırakanları da gördük. Onuruyla ölümü göze alan fakat ideallerinden asla ödün vermeyenleri de. Büyük bir karmaşa yaşadık.

Aradan uzun yıllar geçti… Günlerden bir gün bir kahvehanede otururken 3-4 işçi ile sohbet etme imkânı bulduk. İşçiler bir taşeron firmanın yanında çalışıyorlarmış fakat aylardır maaşlarını alamıyorlarmış. Bu konuda kendilerine yardımcı olup olamayacağımızı sordular. 268 kişilermiş. Eğer siz bu davada haklı olduğunuza ve hakkınızı alma kararlılığındaysanız başımız gözümüz üstüne dedik. Fakat gün geldiğinde bize yürüğün çadırına gelen avcı muamelesi yapmamanız gerek dedik ve o mesel’i anlattık*. Yok, canım olur mu dediler. Peki, o halde yarın içinizden bir komite oluşturun ve yine aynı yerde buluşalım neler yapabileceğimizi tartışalım dedim. Sizce bir gün sonra 268 işçi içinden kaç kişi gelmiştir toplantı için? Söyleyeyim: Bir kişi.

Çok değil iki üç yıl sonra… Büyük bir tekstil fabrikası kapanmıştı ve işçilerin geleceği belirsizdi. İşveren ne işten çıkarıyor tazminat veriyor ne de maaşları ödüyordu. Geldiler, konuştuk. Kaç işçi olduklarını sordum. 1500-2000 arası dediler. Eşiniz ve çocuklarınızla kaç kişi yığabilirsiniz alana dedim? Yaklaşık 5000 kişi dediler. Tamam, o halde dedim. Gün tespit edelim. Bu 5000 kişi ile bir elimize tencere bir elimize kaşık alıp iktidar partisinin ilçe başkanlığı önünde eylem yapalım. Birinci gün yerel basında sesiniz duyulur, ikinci gün ulusal basında dedim. Bir gün sonra öğrendim ki: Arkadaşlar o gün iktidar partisinin ilçe binasına ne olacak bizim halimiz diye ağlaşmaya gitmişler.

Nerede o işçiler, nerede bu işçiler.

* Yürüğün çadırına bir avcı yaklaşmış. Akşam oldu aşağıya inemem. Bu gün Tanrı misafiri olmak istiyorum demiş. Tamam demişler. Avcı çizmeyi çıkarmış. Yürüğün karısı az önce süt sağmış bir kenara koymuş. Akşam yemeği hazırlarmış. Avcı bakmış az önce sağılan sütü bir çoban köpeği içmektedir. Hoşt falan dese de köpek aldırış etmemiş. Dönmüş yürüğe: birader şu köpek sütünüzü içiyor deyince. Yürük: Birader sana ne demiş, it bizim süt bizim.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank