content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

23 Kas

Batıcılar Şangay’dan Neden Korkuyorlar?

Erdoğan’ın “Şangay Beşlisinde Türkiye daha rahat eder” sözü, Batıcıları çok korkuttu. Şangay meselesine gelmeden önce, kısa bir tarih hatırlatması, duruma daha bir açıklık getirir diye düşünürüm.

Tanzimat ile ortaya çıkan Batı’ya karşı gelişen aşağılık duygusu, Türk aydınının ve ithalatçıların büyük bir kesimini esir almıştır.

Osmanlı sanayi devrimini ıskalayıp, sanayi ürünlerinden mahrum kalınca, bunun sonuçlarını askeri alanda yaşamıştır.

Batı karşısında alınan yenilgiler, Osmanlının sonunu getirmiş,  Osmanlı yıkılmaya yüz tutunca, Osmanlı aydınında, Amerikan mandacılığı sevdası baş göstermişti.

Celal Bayar’ın Küçük Amerika olacağız hedefi mandacılık ruhunun Cumhuriyet dönemindeki yansımasıydı.

Mustafa Kemal bağımsızlık diye kıvranırken, yanı başında ki, silah arkadaşlarının bazıları, hala mandacılıktan medet umuyorlardı.

Mandacılık, Batı hayranlığının yarattığı bir duygu halini almıştı. Ülkemiz pazarlarını denetimsiz Batı burjuvazisine ve onun yerli ortaklarına devredersek, emniyette oluruz düşüncesidir, mandacılık.

Sonuçta; Kurtuluş Savaşı mandacılara rağmen kazanılmış, ancak Mustafa Kemal’in vefatının arkasından, Kurtuluş Savaşı ile kazanılan bağımsızlık hasleti, karşılıklı bağımlılığı, mandacılığın yerine ikame etmeyi, Batıcılar sayesinde, Türkiye’de yeniden hâkim kılmışlardır.

Amerika ile Karşılıklı Bağımlılık
yaşamak, aslında Amerika’nın Türkiye’yi yönetmesi anlamındaydı. Ve öyle de oldu. Amerika’nın nesi bize bağlı oldu?

Mandacılık sevdası öyle bir kara sevdadır ki, iki de bir depreşir. Amerika’nın siyasetlerinin gereği, Avrupa Birliğine üyelik süreci bu kez, sadece Amerikan mandası olmamız bile yetmemiş, buna bir de Avrupa ilave edilmiştir.

Bu kez mandacılığın adı Avrupa Kriterlerine Uyum adı altında hem ABD hem de AB tarafından yönetilir olmuşuzdur. Erdoğan Şangay’da rahat ederiz derken, Batının tasallutundan bunaldığımızı anlatıyor.

Arkasından, Küreselleşme dayatmalarıyla,  ülkemizi kimin yönettiği belli olmaz hale geldi. NATO, OECD, Dünya Bankası, Gümrük Birliği, İkili İstihbarat anlaşmaları, ulusal pazarımızda, 170 bin yabancı şirket, Türkiye’yi kim yönetiyor sorusunu sordurmaz mı?

Küreselleşme sönümlenmeye başlayıp, dünya dengeleri ABD ve AB’nin elinden çıkınca, ortalık karışmaya başladı.

Batı hem benim ulusal pazarlarımı denetimsiz kullanacak, bu yetmiyormuş gibi, bir de, ülkemizin içinde Kürdistan kurmaya kalkacaklar.

Gelelim, işbirlikçi aydın ve onların arkasında, üretmeyen, Batıdan ithalat yapan Tanzimatçıların neden ciyakladığına…

Avrupa’dan aldığın ürünleri birleştirip geri Avrupa’ya satmaya ihracat dediler. İhracat ürününün %80 ithalat olunca sanki ticaretimiz Avrupa ile diğer ülkelere göre çokmuş gibi görünüyor.

Diyorlar ki Şangay ile olan ticaretimiz o kadar az ki, onlara hiçbir şey satamayız. İthalatçı Firmaların mandacı ağzı.

Bu yaygaraya Cumhuriyeti kuran ama şimdilerde Tanzimatçılık yapan CHP sözcüleri de katılıyor. Çin’i, Rusya’yı yani Avrasya’yı küçümsüyorlar. Ekonomik rakamları mandacı kafaya göre yorumlayıp, Avrasya’ya girersek aç kalırız yaygarası yapıyorlar.

Batının Türkiye’yi ekonomik olarak, siyasi olarak yönetmeye devam etmesini istiyorlar.

Tarihin temel kırılma noktalarından birine daha giriyoruz. Tıpkı, Kurtuluş Savaşından önceki günlerde olduğu gibi..

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank