content

15 Mar

Azerbaycan’lı Miraslan Bekirli’den:

Azerbaycan çıkışlı dostlarımızın kitapları, yayınları birbiri ardına bize ulaşıyor. Prof. Dr. Hayrettin İvgin dostumuzun bize ulaştırdığı Miraslan Bekirli’nin ciltli, 320 sayfalık, pırıl pırıl bir baskıyla şekillenmiş, yayınlanmış, Türk Dünyası Araştırmaları Uluslar arası İlimler Akademisi yayınları arasında Günyüzü gören bir roman.

Bu kitapda, Miraslan Bekirli’nin sadece doğduğu toprakların değil, Batı-Azerbaycan’ın sadece deyimlerini, gelenek ve göreneklerini değil, özellikle o bölge insanının zamanla yaşamış olduğu haksızlıkları, Kafkasya Türklerinin soykırımı, zoraki göçleri ve maruz kaldıkları sürgünleri, edebiyata geçiren, dönüştüren başarılı bir imza sahibi olarak gördüğümüz Miraslan Bekirli bu eseriyle kalıcılığını ortaya koyuyor.

 

Elimizdeki Sürgün romanı, Ermeni Daşnaklarının ve Bolşevik hükümetlerinin, güçlerinin Kafkasya Türklerine yaptığı zulümleri konu ediyor, sayfalarındaki aktarımlarıyla takdir görüyor. Settaruşağı Aşiretinin, neslinin faciası aslında Kafkasya’da yaşanan tüm Türklerin ve Müslümanların faciasını ortaya koyan, gözler önüne seren bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

 

Roman içerisinde, sürgün acılarını yaşamış daha dört yaşındayken, ata topraklarından sürgün edilmiş, Prof. Dr. Ali Musaoğlu’nun hatırlamaları doğrultusunda hasret duygularını beraberinde getirmektedir.

 

Avrasya Kurumu Genel Başkanı, Prof. Dr. Vali Bahaeddin Güney’in bir sunuşu var. Bir yerinde: “Tanınmış

Azerbaycan yazarı, Miraslan Bekirli’nin Ali Aliyev’in hayatını konu edinen, Sürgün romanını severek okudum. Roman, Ali hocanın kendisi, ailesi, nesli ve doğup büyüdüğü Vedibasar ilinin tüzel kişiliğinde, Bolşeviklerin ve Ermeni Daşnaklarının Türklere yaptıkları dayanılmaz zulümleri ve yürüttükleri jenosid-soykırım siyasetinin iç yüzünü anlatıyor” denilişi dikkat çekmektedir.

 

Ali Musaoğlu Aliyev (profesör) imzasıyla uzunca bir önsöz karşımıza çıkıyor iç sayfalarda.

Birinci bölümün ardından 17 nci sayfada; “Halk düşmanlarının ailelerini insanlara cehennem azabı getiren vagonlara doldurduktan sonra, lokomotifin düdüğü uzunca çaldı. Vagonlar takırdayıp kıpırdadı, birbirine dokundu, hareket edip, sonra yine yerinde durdu. Bu belki Esmer anaya öyle geldi “cümleleriyle başlayan ifadeler uzunca ve soluksuz bir anlatımla sürüp gidiyor.

 

Burada, tarihi tespitler doğru ve anlaşılır biçimde ortaya konulan olaylar, geçmişle bugün, bugünle yarın arasında önemli bir köprü görevi yapması bakımından önem taşıyor. Tebriklerimi sunuyorum efendim.

 

Son cümleler kitabın 320 nci sayfasından: Evet, Vali Bey biricik oğlu Tayfun ve onun sabahı için nasıl tasalanıyorsa, sevgi ve saygı gösteriyorsa, ilim alanında da gösterdiği hizmete ve artı insanlığına göre Ali Musaoğlu’nu öyle saygı ve sevgi gösteriyordu.

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank