content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

03 Ara

Aşkın Toprağına Karıştım

Aşkı yazmak istiyorum bugün. Kandan irinden yaşanmışlıkların yatağını. Seni gördüğüm o ilk gün

Yağmur yemiş o iki iğde ağacının kokusuna karışıp gitmiş acı ve uzun bir yolculuğun ilk anını.

Arkaya bakıp ta gördüğünü ,gördüğünde güldüğünü yazmak istiyorum.

O ilk an o ilk bakış o ilk kavurucu ilk ateş. O yolculuğa çıktığımda heybem bomboştu.

Ama hayır yüklenmiştim acılarımı .Yürüdükçe azalan ve yürüdükçe aslında artan acılarımı. Derdin bin ton olup yüreğime gelip oturuşunu. Orada ne etsem de çıkıp gitmeyişini. Yaşadıkça ağırlaştıran ve bayıltan bir hal alışını.

Sabahlara kadar uyuyamayışımı. Gün ışıdığında o zaman henüz kitaba dönüşmemiş ve ama ezberlemeyi bekleyen “mona rosa” şiirini defalarca bangır bangır okuyuşumu. Bir dermen hekim arayışımı. Hastalığımın bayıltan zamanlarında yakalandığım marazla nefessiz kalışımı. Hastane odalarında oksijen desteği alarak yeniden ayağa kalkışımı.

Hiç kimsenin olmadığı saatlerde biraz da herkeslerden utanarak okul bahçesinden süzülüp iki parçadan oluşan okul binasının bir gün birisine diğer gün diğerinin en tepesine çıkarak oradan okula geleceğin anı yakalama derdinde günlerce kıvranıp kalışımı.

Yirmi altı ay boyunca hiç kimselere açamadan hiç kimselerle paylaşamadan içimde seni cehennemler taşır gibi taşıyışımı. Bir beklenti bir hesap içine girmeden aylarca bu nefse zulmün bütün karelerini bir bir aklımdan hayalimden derinumdan ruhumdan cennetimden cehennemim den geçirişimi.

Yazabilmek için kaç zamana uğraştım. Kırık dökük şiirler arasında kaldı bazan yazdıklarım.Kırık dökük hatıralara karışıp gitti. Rüzgarlı ve yağmurlu havalarda o duygu yoğunlukları arasına da devirip gidişim arasına karışarak gitti. Bu güz yangınıydı bu kış yangınıydı bu bilmem ne yangınıydı yüzlerce binlerce ve fakat zamanlar arasına mekanlar arasına karışıp gitti.

Bu kadar ağrıların bu kadar acıların bu kadar yaraların arasına karışıp gittim.Bir toprağın içinde binlerce yıl saklanan bir hazine gibi kendi değerini bulmadan bir değer bilmezin çöplüğüne karışarak gittim.

Gittim bu aşkın yolundan.Yüzlerce binlerce yıl gittim.İnanan arkama düşsün dediğimde tek bir inancı arkamda görmeden bir sele kapılmış gibi gittim. Onu her anışımda yüreğimde fırtınalar kalkıyor depremlere davranıyor yüreğim. Kaç sefer öldüm siz bilmiyorsunuz. Kaç sefer yüreğim yuvasında bir infilak yaşadı.Patladım binlerce defa.Arzı arşa kata kata gittim.

Ne zaman gözlerim bir güzel şiir dokunsa köpürüyor yüreğim. Dalgalar kalkıyor iniyor.

Ne zaman gecenin bir yarısında yeni bir şehre girsem delirtiyor hatıraları bu aşkın.Şehirlere dayanamıyorum.Bu aşkın yüreğimi kül eden ateşini şehirlerin karanlıklarından aldığını hatırlıyorum da ondan.

Güneşli bir Çukurova ikindisinde yağmur yemiş iki iğde ağacının bayıltan rayihası-na dönüp de yüreğime mıhlandığı gözlerinin buğusu karışıyor.

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank