content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

23 Oca

Üç Çocuk Üç Uygulama, İyi Çocuklar, Kötü Çocuklar

Bu gün yazımda çocuklara yönelik üç uygulamadan, İki tutumu irdeleyeceğim. Hani devlet yöneticilerimiz miting alanlarında, televizyon ekranlarında. Çocuklarımız ülkemizin geleceğidir. Onların iyiliği için hiçbir fedakârlıktan geri durmayız yollu açıklamalarına bakmayın siz. Her fırsatta bölücülüğe karşı çıkar gözükmelerde uygulamaları turnosal kâğıdıişlevi görmektedir. Bir yanda kitap evi bombalayan iyi çocuklar, Faili meçhulcü; öldürdükleri insanları nereye gömdüğünü açıklayan vicdan yorgunu ya da ceza aldıkları için devlet dargını iyi çocuklar. Hırant’ı öldürdüğü için Türk bayrağı önünde milli kahraman ilan edilen iyi çocuklar. Öte tarafta “Asmayalım da besleyelim mi”denilerek on yedisinde idam edilen ERDAL EREN, on üç yaşında devletin yönetici diye atadığı zatların tecavüzüne uğrayan kız çocuğu. Yaşına bakılmaksızın Kürt olmalarından başka sucu olmayan sayıları yüzleri binleri aşan Kürt çocuklarımahkemelerce yaşları kadar cezalara çarptırılıyor. Siz havan topu ile vurulan, Uçaktan bombalanan olarak da anlayabilirsiniz.

Şimdi suç işlediği gerekçesi ile cezalandırılan bu çocukların yargılanma süreçlerine bakalım. Bakalım da devletin niteliğini ortaya koyması bakımından çok önemli olan yargı erkinin nasıl kararlar aldığı. Bu kararların devletin niteliğine nasıl yansıdığınıgörelim.

1980 yılında duvara yazı yazdığı gerekçesi ile Sinan Sümer o zamanlar Melih Gökçeğin koruması tarafından vurulur ve kaçırılır. Öldüğüne karar verdiklerinde hastane kapısına atılır. Sinan Sümer’in uğradığı haksızlığa, Faşist gaddarlığa başka gençlerde uğramasın diye Sinan Sümer’in okul arkadaşları protesto eylemi yaparlar. Bu eylemede askerler müdahale ederler. Erdal’ında aralarında olduğu bir gurup genci askerler kovalar. Gençleri bir apartman girişinde askerler kıstırır. Gençler Aşağıda 7-8 merdiven beklide daha fazla aşağıdadır. Bir el silah patlar askerlerden biri ölür. Gençlerden Erdal Erenin üzerinden tabanca çıkar. Gözaltına alınır. Askerin Katili olarak tutuklanır. Bu olay olduğunda Erdal Eren on yedi yaşındadır. Dahada önemlisi asker Erdal’ın kurşunu ile ölmemiş olmasına rağmen. Mahkeme çok kısa sürede sonuçlandırılır. ASMAYALIMDA BESLEYELİMMİ diyenlerin emri yerine getirilir. Erdal eren on yedisinde idam edilir.

Ogün Samast yaşının on yedi olduğu bilinerek seçilir Trabzon dan İstanbul gelir getirilir. 19 Ocak 2007 de Şişli Osman beye gelir. Hrant DİNK’i bulur ve ARGOS gazetesi önünde arkadan vurur. Bu genç hiç bir şey olmamış adam öldürmemiş gibi otobüsüne biner geldiği yere geri döner. Ya da getirildiği yere. Hiç korkmaz, heyecanlanmaz. Hatta yakalandıktan sonra karakolda gülerek yaptığından memnun poz verir gazetelere. Katil yakalamışolan görevlilerde Aynen o gün Samast gibi memnundurlar herhalde yoksa başka türlüsü olurmuydu. Olabilir miydi? Yani Başka hangi katile TÜRK BAYRAĞINI böyle kullanma onuru bahşediliyor ki. Suçunu da kabul eder. Mahkeme Ogün'ün çocuk olduğunun ispatlanması için gerekenlerin tümünü yapar. Tıpkı karakoldaki görevliler gibi. Hani hukuk her vatandaşa eşit uygulanırdı. 1980 de darbeciler vardı ülkeyi onlar yönetiyorlardı. Bu gün AKP var seçilmiş üstelikte oy verenleri %49 ‘unun oyunu almış hükümet var. GKP ülkeyi darbe yasaları cunta yasaları ile yönetiyordu. Bu gün ülkemizi ileri demokrasi uygulayarak yönetiyorlar. Darbeciler 17 yaşında suçsuz genci idam ederken, bu günkülerde Ben öldürdüm diyeni çocuk olarak kurtarmaktalar. Bu sayede emri veren gerçek suçluları saklamakta, yargıdan kaçırmaktadırlar. Bu ikili ve adalet, hakkaniyet duygularını kirleten iki tutum adalet dağıtıcılarının tutumudur. Bu durum bu adalet mekanizmasının sahibi olan devleti de kapsıyor. Ne yazık ki Bu karanlık ilişkileri aydınlatma ve kirli kara yüzlüleri açığa çıkarma yükümlülüğü olan devlet aygıtı işini yapmadığında o da töhmet altıda kalmakta, daha da önemlisi koruyucu ve kollayıcı hami konumuna gelmektedir. Çünkü Bu kararları verenler aynı zamanda bu ülke parlamentosunun çıkardığı yasaları uyguluyorlar. Yani on yıldır ülkemizi yönetenlerin biz de bu kararı beğenmiyoruz ama deme hakları yok yargı ya onların çıkardığı yasalara göre, ya da onların değiştirmediği yasalara göre karar veriyorlar. Yani yargının verdiği karar aynı zamanda yürütmenin de istediği karar oluyor.

Ya Kürt çocuklarına yaşına başına bakılmaksızın Neredeyse ömür boyu hapis verilecek, Dahada kötüsü devlet Kürt çocuklarını hem vatandaş, hem de çocuk olarak görmüyor. Demeye dilim varmıyor ama “en iyi Kürt ölü kürttür” dedirtiyor yapılan uygulamalar hitlere rahmet okutuyor. O hiç olmasa Yahudiler öldürülmelidir. Onlar yaşamayı hak etmiyor diyor. Düşmanca davranıyor. Yahudilerde kendilerince tedbir alıyorlardı. Ya şimdi herkes eşit vatandaş deniyor. Radyolardan televizyonlardan bu söyleniyor. Ama gerçek başka türlü tecelli ediyor. Çünkü Kürt gerçeğini kabul ediyoruz. Kürtlerin tüm sorunlarınıçözeceğiz deniyor. Ama adamların dilleri mahkeme tutanaklarına bilinmeyen dil olarak geçiyor. Hala daha tavuk yumurtadan mı, yumurta tavuktan mı tartışmasısürüyor. Tabi çürüyen çürütüyor. İnsan yanımızın çürümemesi için de sorumluluğun 10 da dokuzu iktidara düşüyor.

Bizde yaşadığımız bu dönemi dünyanın başka yerinde Şili de yaşamış Pablo Neruda’ nın savaşa ve onun doğurduğu ortama ve bu ortamdan karlı çıkanlara armağan ettiği “ALMARİA” şiirinden kısa alıntı ile makalemi bitiriyorum.

ALMARİA/ DÖĞÜLMÜŞ ZEHİR ZİFT BİR TABAK/AL PAPAZ BU SENİN/BİR TABAK/DEMİR KIRINTILARI/KÜLLER VE GÖZYAŞLARIYLA/ BİR TABAK/DEVRİK DUVARLAR/HIÇKIRIKLAR TAŞAN/AL PAPAZ BU SENİN/ALMARİANIN KANINDAN.

İsteyen kendi payına ne düştüğünüşiirin devamında bulabilir. Ama bilmeliyiz ki Böylesi gayri insani koşullar Herkesin insani yanını çürütür. İnsan yanımıza sahip çıkmak için Barışa, Barışa, Birleşe birleşe, yürüyelim. Başkada yol yoktur. Yürünecek. İmha ve inkârın sonu yoktur.(….) sizce kim bölücü

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank