content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

02 Mar

Türkçe Anadolu’nun en Eski Dilidir

“Ana dil” ile “ana dili” farklı kavramlardır. “Ana dil” başka diller ve lehçeler türetmiş olan dildir. Türkçe bir “ana dil”dir. Çünkü Türkçeden pek çok dil ve buna bağlı lehçeler türemiştir. Bir çok mahalli dillere kelimeler ve kurallar vermiştir. Azerbaycan Türkçesi, Anadolu Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Kazak Türkçesi vb. böyle lehçelerdir.
“Ana dili” ise insanın çocukken ailesinden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir.

Bir ülkenin resmi dili “ana dil” ile gerçekleştirilir. “Ana dili” ise mahallinde konuşulur. Ama yasaklanmaz. Yasaklansa bile o “ana dili”, o topluluk tarafından yaşatılır. “Ana dili”, bir bağımsız ülkede ikinci resmi dil olamaz, okullarda bu “ana dili” ile öğretim yapılamaz.
Ülkemizde Türkçe, “ana dil”dir. O sebeble resmi dildir, eğitim-öğretim dilidir. Ülkemizde bazı etnik topluluklar tarafından konuşulan Kürtçe, Çerkezçe, Zazaca, Süryanice, Arapça gibi diller ise “ana dili”dir. Bu diller ülkemiz topraklarında, etnik topluluklara mensup insanlar tarafından konuşulur, birbirleriyle yazışılır. Ama hiçbir zaman resmi dil olamaz ve bu dillerle eğitim-öğretim yapılamaz. Mesela; Arapça, bizim topraklarımız dışındaki Arap ülkelerinde resmi dildir, o ülkelerde “ana dil”dir. Ama Türkiye’de “ana dil” değil, “ana dili”dir.

“Ana dili” nasıl öğrenilir ve öğretilir? Ülkede yaşayan etnik topluluklar, “ana dili”ni kendileri ailesinden, büyüklerinden öğrenirler, konuşurlar; büyükler-küçüklerine öğretir. Kendi aralarında kurslar açarlar, dillerini geliştirirler, yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki okullarda seçmeli dersler varsa seçerler, dillerini unutmazlar. Bunun için herhangi bir yasaklanma getirilmez, sınır getirilmez.
Ülkede konuşulan “ana dili”, resmi dil haline getirilemez, eğitim-öğretim bu dilde yapılamaz.

Türkçe, Anadolu topraklarının en eski dilidir. Bu dil Anadolu topraklarında yaşayan tüm topluluklar tarafından daima konuşulmuş ve bu dille eğitim-öğretim gerçekleştirilmiştir. Anadolu topraklarında Türkçe bin yıldır vardır. Bu toprakların dilidir. Selçukluların egemenliğinde iken bu dil vardı. Hattâ Osmanlıların yazı dili olmuştur. Anadolu’da yaşayan Türk unsurların dışındaki bütün etnik topluluklar, Türkçe ile anlaşmış ve konuşmuşlardır. Mektuplarını bu dille yazmışlar, eserlerini bu dille vermişlerdi. Ama bu etnik toplulukların kendi mahalli dilleri de vardı, Bugün de var. Bu dille sadece günlük ihtiyaçlarını gideriyorlardı ve birbirleriyle anlaşıyorlardı. Çünkü “ana dili” empiriktir. Yani halkın denemeye dayalı geleneği ile yaşamıştır.

Kürtçe “ana dil” gibi düşünülemez, zaten “ana dil” değildir. Yüz yıllardır Kürtlerin kendi aralarında konuştukları mahalli bir dildir. Kuzey Irak’ta bir “Kürt Devleti” kurulursa “ana dil” olur mu, olmaz mı? Bilemem. Ama bildiğim bir şey varsa, bu dilin; köyden köye, aşiretten aşirete, bölgeden bölgeye çok büyük farklılıklarının olduğu ve yerleşik kurallarının olmadığıdır.
Türkiye Devletinin “ana dili” ile ilgili yapacağı şey şudur: Bu dillerin unutulmaması için önlemler almalı, bu dilleri yasaklamamalı, bu dillerin önünü açmalıdır. Devlet; bir kimse, “ana dili”nden başka dil bilmiyorsa, o bilmeyenlere “ana dil” eğitimi vermeli, yani Türkçeyi öğretmelidir. Eğer hâlâ Türkçe bilmeyenler varsa; ortada iki ayıp vardır: Bir, Türkçe’yi bunlara öğretmeyen devletin ayıbı; iki, Türkçe’yi öğrenmeyenlerin ayıbıdır.

“Ana dili” konuşan insanların, resmi okullarda bu mahalli dillere eğitim-öğretim istemelerinin insan haklarıyla ilgisi yoktur. Bu sorun değildir, doğal insan hakları olamaz. Sorun üretenler ayrıcalık isteyenler, bölücüler şunu bilmelidirler. Bu devletin okullarında Türkçe ile eğitim-öğretim yapılacaktır. Bu konu mevcut anayasada bu şekildedir. Mevcut anayasada şu engel de yoktur. Etnik topluluklar “ana dili” ile yani mahalli dilleriyle, konuşsunlar, yazışsınlar, türkülerini dile getirsinler, kurslar açsınlar, CD’ler- plaklar-kasetler üretsinler, film yapsınlar, TV kanalları kursunlar, kitaplar yayımlasınlar, seçmeli olarak okullarda bu dillerini öğrensinler.
Sözde demokratlar, kendilerini insan hakları savunucusu olarak gören yalakalar, aşağılık duygusunu yenemeyip ancak bir statü kazandığını sananlar; bölücü Kürtçülerin ırkçı ve milliyetçi söylemlerinin haksız, hem de çok haksız olduğunu artık görsünler.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank