content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

11 Tem

Teodisenin Laylon Hali!

Kendi iç dinamikleri ile yolunda giden bir araba arkadan ittirilirse; yazıktır, günahtır...
Doğaya/evrene baktığımızda ne ‘a’ harfini görürüz, ne de ‘3’ rakamını. Zira bunlar bizim kendimizi, birbirimizi, eşyayı, evreni anlamamız için düşüncelerimizin döküldüğü ses kalıplarıdır. Yani kısaca hayata ‘anlam’ katan sesler bütünüdür. Ve hayata kattığımız bu anlamlardan biri de ‘kötülük’tür.

Nedir kötülük? En yalın hali ile anlamlar dünyamızdan fırlayan anlamı ‘iyinin karşıtıdır’ denebilir. Peki iyi nedir? Ona da en yalın hali ile ‘kötünün karşıtı’ deriz. 🙂 Zira bu tanımları yukarıda bahsi geçen seslerden oluşturmuşuzdur binyıllardır ve genetiğimizle beraber nesilden nesile aktarılmıştır. Ve biz gerçekten iyi ve kötünün ne olduğunu iyi biliriz. 🙂

Gelenek inancımıza göre her şeye gücü yeten bir ilahımız var ve bu ilah için aynı zamanda hikmetli diyebiliyorken, aynı zamanda da hayır (iyi) ve şer (kötü)’in yaratıcısı diye bahsederek sorumluluğumuzun ilk ofsayta düştüğümüz temelini atmış bulunuruz. Ve bundan sonrası bu temel üzere inşa edildiği için aklımıza düşen ilahımız ile birlikte hikmet kavramını en başta yerle yeksan etmiş bulunuruz. Hikmet nedir sorusunun en yalın cevabı ise ‘bilgelik’tir. Siz hiçbir bilgenin kasten insan öldürmeyi, kasten birinin canını yakmayı salık verdiğine şahit oldunuz mu? Ben olmadım. O zaman bizim hikmetli diye anlam yüklediğimiz ilahın en temel özelliklerinden biri olan 'hikmet'i çekip onun üzerinden almış oluruz. Ve bundan sonrası yandı gülüm keten helva…

Acıktığımız zaman kesilen danaları yeriz ve bu kesilen danalara biz öldürmüşüz gözüyle bakmayız. Zira hayat hakkımız vardır ve bu hakkımız kutsal (değerli)dır. Sonra bir aslan ceylanı yediği zaman ‘yazık ceylana’ diyerek aslanın hayat hakkına hakaret etmiş oluruz. Ceylana yazık deriz ama bunu bir realite olarak sunarız anlam dünyamıza. Ve 'güçlü olan zayıf olanı yutar, bu doğanın (ilahi yasalar/sünnetullah) kanunu' diyerek yine laylon bir kavram haline getirdiğimiz 'güç' üzerinden ürettiğimiz kötülüğü sanki kötülük değilmiş gibi kamuoyuna sunarız.
(Ukalalık saymazsanız burada ansiklopedik bir bilgi vermek istiyorum. Tanrı mutlak güçtür ve kontrolsüz güç güç değildir. )
Derken gel zaman git zaman bu kavramlar bu kadar yer değiştirmeden dolayı kendi realitesinden kopuk olarak evrenin orasına burasına savrulduğundan olsa gerek, bir yerde deprem olduğunda dayanıksız ve doğanın realitesine uygun yapılmayan binaların altında kalan bedenlere bakarak 'işte siz bunu hak ettiniz deriz'. Ya da 'en büyük ırk benim ırkım olduğundan Tanrım beni bu ırktan yarattı, diğer ırkların canı cehenneme' diye ortaya cengaverler çıkartırız ve bunların ardı sıra gitmekten bir beis duymayız. Ve bu tarz tepe taklak gelmiş ideolojilerimiz bu minvalde uzar gider...İşte bunlar hep ŞARZımızın bakiyesinin yetersiz olduğundandır. (ŞARZ kavramı için bu vesile ile Cem Yılmaz’a teşekkür ediyorum. Kendi her ne demek istemiş bilemiyorum ama benim bu kavrama yüklediğim anlam: Yapılması zorunlu olan erdemli davranışlar bütünü olmakla beraber, yapıldıktan sonra insana huzur hakkı doğuran/kazandıran eylemler öbeği diyorum.)

Ve bunların akabinde malum ilah oyun dışına atılır. Zira madem kötülüğü o yaratmıştır, o zaman bu oyunda yeri yoktur. Ya da saha dışına çıkarıldıktan sonra görmezden gelinerek o zaten hiç olmadı denir. Burada insanın kendine kör baktığı nokta, kendine hakaret ettiği nokta ise şudur: İnsan bal gibi bilir, özgür irade sahibidir ve eylemlerinin tek sorumlusu kendisidir. Ve iman ediyorum dediği ilaha yalan söyler. İman ‘güven duymak/emin olmak’ anlamı barındırır ama o iman ediyorum derken aslında zerre güvenmediğini açığa çıkarır, hem de bu dürüstlüğüne! sahip çıkmadan. Ama o ilah o kadar bilge olduğundan olsa gerek 'beni niye oyun dışına attın, niye görmezden geldin' diye mızmızlanmaz, sadece arkadan ittirir. 'Hadi koçum şuna bir el atalım' der yazının başında bahsettiğimiz araba misali. Çünkü bize kıyamaz.  Zira insan kendi iç dinamiklerini yetersiz hale getirmişken aslında yine muhteşem bir kuran ayetini açığa çıkarmıştır.
‘İnsan ne zaman kendini yeterli görse, fütursuzca azar’. Ama ilah saha dışında! bile oyunu kazansınlar diye sürekli taktik verir durur. İnsan, o taktikleri de vicdan denen mekanizmadan duyar. Zira bu evrenin biricik ve hikmetli sahibinin yayın yaptığı tek istasyondur. Geçen bir arkadaş yazmış, nasıl hoşuma gitti:

İki çeşit vicdan vardır. Birincisi her insanda vardır ve sadece kendi canı acıdığında sızlar. İkincisi ise her insanda yoktur kimin canı yanarsa yansın sızlar.

Bu durumda yayın yapılan istasyonun ya frekansını kaybetmişizdir (ki bu mümkün değil) ya da düğmeyi ‘off’ konumuna getirmişiz de haberimiz yokmuştur. 🙂
Tekrar konumuza dönecek olursak;
İlahın bakışından 'ateş' ateştir. O buna iyi ya da kötü adlı anlamlar katmaz. Salt realite olarak bakar. Ama biz hayatı okuma adına kattığımız anlamlara bakarak onu iyi ya da kötü hale dönüştürürüz.
Ateş, karanlıkta yakarsan seni aydınlatır. Bu iyi ve faydalıdır.
Ateş, üzerinde yemek pişirirsin, karnın doyar. Bu iyi ve faydalıdır.
Ateş, soğukta seni ısıtır, üşümezsin. Bu iyi ve faydalıdır.
Ateş, elini sokarsan elin yanar. İşte bu kötüdür.

Dolayısı ile kötülük problemi bizim tercihlerimizin bir tezahürü olarak açığa çıkmaktadır. Yaptığımız her faydalı eylemi komşunun komşusuna ballandıra ballandıra anlatan yüreklerimiz, yaptığı her kötü eyleme sırt dönmek yerine onu kabul etse, bağrına bassa eminim teodiseyi laylon halinden kurtarır olurduk.

Bir de ‘biz her şeyi iyi biliriz, hem de çok iyi biliriz’ problemi vardır ki ona şimdi girmeyeceğim. Zira bu evrenin değil, belli bir zaman diliminde belli bir toprak parçasının sorunudur. Hallolur. 🙂
Öznesi insan olan herkese, mahsus selam ederim.
Küçük ama etkili bir not: Laylon kavramı kendi türettiğim bir kavramdır, aslı naylondur. Naylon; doğaya en zor ve en geç uyum sağlayan, çeşitli bileşenlerden oluşmuş bir materyaldir ve doğaya zararı bugün bilimsel bir gerçektir. Ben naylona laylon diyerek aslında kötünün daha kötüsüne vurgu yaparak daha da aşağının aşağısına itmek için kavramla biraz oynadım. 🙂

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank