content

ikradan-mahyaya-aydinlanma

28 Eyl

Sende Akıl mı Var ki!..

Sevgili Okurlarım! Paylaşmak muhteşem bir duygudur. Kendini aşmış “AŞKIN”, kompleksiz insanların becerebileceği bir edimdir.

Bazı zamanlarda akıllı ile deli birbirine karışır.

Ak ve kara flulaşır.

Hemen, hemen herkes kurlu düzenin şakşakçılığına soyunur ve eleştirel yazılar azalır.

Bu, tabii bir durumdur diye meyiz!.. 

Şükürler olsun ki, Adana’mızda çoğu yaygın gazetelerdeki, bildik, tanıdık, meşhur(!) insanları yazı diye yazacak nitelikte potansiyel değerlerimiz var.

Bizim gazeteden Oktay amca, Gökhan ATILGAN, Süleyman YALÇIN, Yasemin GÜÇ, Leyla AKBAŞ, İnci GÜL, Rauf ŞEKERCİ, Fevzi ACEVİT, Feridun ARSEVEN, Murat BERHUN, Gözde RAMAZANOĞLU, Ahmet ÇOLAK, Sevgi PERİSİ, Cezmi YURTSEVER, Menekşe ÖZBEY, Yusuf AKYÜZ, 5 Ocaktan Sedat MEMİLİ, Yüksel EVSEN, Umut YÜZER, Adana Haber’den Murat KARAKÖSEOĞLU, Abdurrahim HAKLIKUL, Ali PEKMEZCİ vs.. onlarcasını saymak mümkün.

İşte onlardan birisi de benim kadim dostum, Gazetemizin Eski yazarlarından Sevgili Süleyman CANPOLAT’tır. info@ajans01.com da “Aklıma Mukayyet Ol Allah’ım!” diye muhteşem bir yazı kaleme almış.

İnanın, konu teolojik, dini bir konu olduğu halde şapka çıkarttım.

Adeta benim duygularıma hitap ediyordu, önemine binaen bu aziz mübarek Cuma gününde belki yararı olur düşüncesiyle paylaşmak istedim.

“Kurban ibadettir” afişleri ile donatılmış ülkenin dört bir yanı...

Kurbanın ibadet olduğunu kim söylüyor?

Kızılay.

Neden söylüyor?

Kurban derilerinin kendilerine verilmesi için.

Ya verilmezse?

Vatandaşın bu konuda başka tercihleri varsa?

N’olacak?

Dini bilgimin ancak kendime yeter derecede olduğunu her fırsatta söylüyorum...

Bilgi dağarcığıma yeni dallar eklemeyi çok istiyorum...

Araştırmalarda bulunuyorum...

“Faraş” elimde taraştırıyorum...

“Şıhlara sorayım” diyorum,

Şıh bulamıyorum.

“Hocalara danışayım” isteği ile kopturuyorum,

Localarının kapalı olduğunu görüyorum.

Ne yapacağımı şaşırdım,

Salaklaşıverdim.

Hala aynı mod dayım.

Konunun derinlerinde gezindiğiniz vakit kurban kesenlerin ibadet ettiğini, kesmeyenlerin etmediğini anlıyorsunuz...

Yani kesersen iyisin,

Kesmezsen değilsin.

Veya Kurban Bayramı’nı kurbansız geçiren birisiysen “yandı gülüm keten helva” türküsünü ezberlemek zorundasın...

Neden mi?

Öteki tarafta lazım olacak ta onun için.

“Zaman zaman” değil, “çok zaman” bu ve buna benzer anlaması ve algılaması zor olan mevzular karşısında “böyle bir mantık, böyle bir anlayış olabilir mi?” sorusunu soruyorum kendime...

Olmamalı,

Yapılmamalı,

Direnmemeli,

Diretilmemeli,

Dayatılmamalı,

Düşüncesi doluşuyor tüm uzuvlarımda.

 Utanıyorum,

Ufalıyorum,

Üzülüyorum,

İrkiliyorum,

Ürperiyorum,

Kişneyecek durumlara geliyorum,

Keşkelerim çoğalıyor,

Keşmekeşliklere gark oluyorum.

Neymiş efendim, kurban kesmek ibadet imiş...

Bu anlayışa göre “Kurban kesmeyenler, ya da kesemeyecek durumdakiler İBADET etmemiş mi olacak?”

Böylesi zottirik ortam kargaşalıklarında “Aklıma mukayyet ol Allah’ım” demekte haksız sayılmam değil mi?”

Allah’ın kullarından bir kul olarak, kesinlikle yerden göğe kadar haklısın!

Ama bana göre…

Toplumun çoğunluğu da şunu diyecektir;

“Sende akıl mı var ki”…

EKPRES yukselmertoglu@hotmail.com

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank