content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

19 Kas

Şehirlerimiz…

6 Kasım dünya şehircilik günüydü... Ülkemizde o gün şehirciliğimiz ve şehirlerimiz ile ilgili tartışmalar, açık oturumlar yeterince yapılmadı.

Yapılsa bile, konular ya binalarımızın depreme dayanıksızlığı ya da sağlıksızlığı üzerinde yoğunlaştı. Şehirlerimizin imar yapılanması, insani ilişkiler ve bunlardan doğan ihtiyaçlar yeterince ele alınmadı.
Hâlbuki şehirler insanların yaşadığı ve kimliklerine göre şekillendirdiği yerlerdir. Canlı organizmalar gibi kimlikleri, karakterleri vardır. Aslında şehirleri şehir yapan da bunlardır.

Şehirlerin büyük afetler, göçler ve teknolojik değişikler haricinde karakterleri değişmez.
Bir de şehirlerin karakterlerini devleti yönetenlerin hayat görüşleri, ideolojileri etkiler.
Bu hafta buna yoğunlaşmak istiyorum. Yani devlet ideolojilerinin şehirler üzerinde etkilerine değinmek istiyorum. Eskiden şehirlerimiz camii, onun etrafındaki eğitim binaları ve Pazaryeri merkez kabul edilerek yaşanılan evler bunların etraflarında şekillenirdi.

Camiler dini faaliyetlerin ve buna bağlı olarak eğitimin yapıldığı binalar ile dünyevi işlerin yani ticaretin yapıldığı pazaryerleri şehir mensuplarının birbirleri ile hasbıhal ettikleri, meşveret yaptıkları, çeşitli konuların görüşüldüğü alanlar olmuştur.
Evler ise, genelde iç avlularla içe kapanık yani özelde özgür ama birbirlerine bitişik olmalarıyla da komşuluk ilişkileri oldukça gelişmişti.

Yüzyıllarca birlikte yaşanmasından dolayı şehre has kurallar, ananeler, gelenekler oluşmuş olması şehrin imar yapılanmasında da birtakım kuralların oluşmasını sağlamıştır.
Her ne kadar imar planları ve yazılı kurallar olmasa bile sözlü kural ve geleneklerle şehirler bir disiplin içerisinde gelişmiş ve yönetilmiştir.

Özellikle, gerek 1960’dan sonra ülkemizde köyden şehirlere, kasabalardan büyük şehirlere göçlerin yoğunluk kazanması sebebiyle; Gerekse ekonomik gelişmenin yaşanması ile oluşan zenginleşmeden doğan konut ihtiyacı ile şehirlerimiz birden bire kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlamıştır.
Bu alanda devletimizin durumu nedir? Ya da şöyle soralım, devlet şehirleşmenin neresindedir?
Devlet şehirlerimize iki şekilde müdahalede bulunmuştur.

Birincisi ideolojik olarak, ikincisi ise maddi olarak... Bunları biraz açalım,
Devlet dini kurumları günlük hayattan olabildiğince çekmeye çalışırken, bunların etrafındaki eğitim kurumlarını laikleştirerek kendi kontrolündeki eğitim kurumlarında bu işi üstlenmiştir. Dolayısıyla halkın toplanacağı, birbirleri ile ilişkilerini pekiştireceği alanlar ortadan kaldırılmış oldu.

Pazar yerleri ise, artan nüfusla birlikte mahalle aralarına kaydırılmış haftanın belli bir gününde belli alanda yapılan alışverişler olarak düzenlenmiştir. Yine buralarda doğal olarak sadece ticaret düşünülmüş insani ilişkiler göz ardı edilmiştir.

ehrin yaşayanları belli günlerde belli amaçlar (düğün, bayram, sportif faaliyetler) haricinde bir araya gelme imkânı yaratılmadığı gibi ihtiyaç da duydurulmamıştır. Kısaca insanlar etten kemikten, sadece yiyip içen canlılar olarak algılanmış/algılatılmıştır.

kincisi ise, şehirlerin kontrollü ve düzenli kurulması, gelişmesi adına kanunlar düzenlenmiş, yönetmelikler yapılmıştır. Bu kanunlar tıpkı vergi kanunu gibi sadece maddi öğeler dikkate alınarak yapılmıştır. Hâlbuki şehirlerin insanlar gibi karakterleri vardır. Dolayısıyla yaşam anlayışlarının, yaşam biçimlerinin değişiklik göstermesi şehirlerin de yapı anlayışında doğal olarak farklılıklar gösterecektir.

Devletin çıkardığı 50–60 maddelik imar kanunları ile şehirler imar yönüyle idare edilemez. Hele hiç kurulamaz. Hâlbuki bölge insanlarının yaşam biçimlerinin göz önüne alındığı bölge ile ilgili imar kanunları düzenlenmesi gerekirdi.
Yani halkın alışkanlıkları, yerel kültürleri yok saymıştır. Dolayısıyla yüzyıllardır şehirde yaşayanlar bile yaşadığı şehre yabancılaşmıştır.

Şimdi ne olacak?
Binaları yıkıp yeniden yapsak bile sorunlarımız halledilemez. Çünkü şehirlerimizde nüfus artışı makul düzeye inmedikçe, ekonomik göstergemiz gelişmişlik sınırına dayanmadıkça, toplumsal sınıflarımız oluşmadıkça bu keşmekeşlik durmayacaktır. Yani bir müddet daha buna katlanacağız…

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank