content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

21 Haz

Sayın Günay’a Bir Açık Mektup Daha!…

1.Bölüm...

Sayın Günay;

Daha öncede birkaç kez yazmıştım size.

Neden mi yazıyorum bıkmadan!?..

Belki aldatılmış bir mürit tutkusu; belki de; millilik sıfatının tümüyle yok edilişine seyirci kalmayı sindiremeyen irfan ordusunun emekli bir neferinin; kültürel katliam karşısındaki feryadı; ya da, isyan çığlığı... İşte asıl nedenlerden birkaçı!...

Aynı kuşaktanız. İki kez kesişmişti yolumuz....

Birincisi, Sayın Mustafa Gazalcı ile birlikte. Eskişehir'de keskin devrimciliğiniz döneminde, Sizleri, parlamentonun en genç ve ilerici gençleri olarak kucaklamıştık öğretmenler olarak. Sayın Gazalcı, hemşerim ve arkadaşım. Uzunca sohbet etmiştik ülkenin sol siyasetle nasıl kurtulacağına dair. İlerici-aydınlık-sol birikiminizle ağzınıza baktırmıştınız bizleri..

Karşılaşmamızın ikincisi de; Denizli'de; o günün mevcut CHP yönetimini yeterince ilerici görmeyip, genel başkanlığa aday olduğunuzda...

Yine ağzınıza baktırmıştınız.. Müridiniz kesilmiş, her platformda savunur olmuştuk sizi..

İnandırmıştınız kendinize... Ya da biz inanmıştık size.. Çare arayanlar; çare sunanlara çabucak kanıverirler bu ülkede, bilirsiniz.

Heyhat!...Gün mü döndü; devran mı!?.. Yoksa Günay mı!?.. Sırtında yeni gömlek; elinde yeni saz; yer buluverdi kendine siyasetin ‘vüzeran' koltuğunda, Sayın Bay Günay!..

Demirel'lerin; Çiller'lerin; Özalların ve dahi Akbulutların; Mesut Yılmazların, Evrenlerin ve bugün de RTE'nin hakimiyetlerinin arkasında inanmışlığın aldatılmışlığı-aldanmışlığı ile kalakaldık!..

Neylersiniz; mürekkep yalamışlık yetmiyor; Aziz Nesin'in koyduğu teşhisin dışında kalmaya.

Bilir miydik, bir vezirlik koltuğuna takas edileceğimizi!? Bir koltuğa verdiniz; bizi- kendinizi.

Artık; yeni yandaşlarınızı baktırıyor; ya da; siz bakıyor olmalısınız başkalarının ağzına!.. Görünüş o ki; bunca yıl trenden atılmadığınıza göre; ikincisi daha doğru olmalı...

Bizlere de; aldanmışlığın ezikliğiyle bir la-havle çekmek kaldı geriye; geçmişten bir anı!....

******

"Yok hükmünde sayıverdi eskisini; altına o sıcacık koltuk sürülünce; Bay Günay!.. "

Ne var ki; değişimin; vicdani değişime yansıyamamışlığından mıdır ; yoksa; sol "Günay'dan kalma iç sıkıntısının yarattığı hazım probleminden midir; nedir; bilinmez; gülücükler soğuk; donuk, güvensiz, zorlamalı!... Zaman çare olmadı gibi normalleşmeye...

"Ucube çıkışı"; "tiyatro sanatçıları çıkışı" "Çamlıca Tepesi-camii çıkışı" gibi gerisi gelmeyen çıkışların; eski huyların depreşimi olarak algılanmasından mıdır nedir; ya ciddiye alınmıyor; ya da anında sönümlendiriliyor!.. "

Eski bir müridin gözüyle bugün işte bu görünümdesiniz Sayın Günay....

Göreceğiz tarih nasıl fotoğraflayıp, alacak sayfalarına sizi!... Yorgan gitti- taht bitti misali silinir kalemle mi yazacak!?. Yoksa silinmez mi kılacak adınızı tarih!....

Bakalım; altını mı; çizecek; adınızın üstünü mü!?.. Baş patronunuz; "biz tarih yapıyoruz" "yazmayı tarihe bırakıyoruz" derken sizi de tarih yapanların arasında sayıyor.

Kuyruk acısı değil, yürek acısı bizi söyleten!..

Bilemedik zulanızda farklı rozette gömlek sakladığınızı!..

Bay Arınç'a, Bay Dinçer'e, Bay Ergin'e, Bay Çelik'e, hatta, şehitlerin değil de; katırların hesabını soran; terör kurbanlarını adetle ölçen, taziyede bile vatandaşı oynatan kabine yoldaşınız Naim Şahin'e niçin yazmıyorum böylesi mektupları acaba!?.. Onların hiç ağzına bakmışlığım yok!..Aynı salonda bulunmuşluğum bile olmadı!...

Beklentimiz olmadı hiç onlardan. Neyseler o!.. Gömlek değiştirdik dediler aldattılar halkı!..

Siz kabuk, kılıf, kafa, vicdan değiştirdiniz. Mutasyona uğradınız... Ve; inanılmaz uyum da sağladınız!.. Şaşırttınız!..

Değişime; bir koltuk mu yetti, bir siyasi kin mi ateşledi bu dönüşümün kıvılcımını!?..

Bir şeyi çok merak ediyoruz; Sayın Günay...

Geçmişte de kalsa; bir sosyal demokrat; bir solcu; laik cumhuriyetten yana bir aydın; bir hukuk adamı olarak; içinizde bir kırıntı kalmıştır; umuduyla soruyorum:

Aydınlık mı ortalık!?.. 4+4+4 ile daha mı aydınlanacak ülke!.. Razı mısınız torunlarınızın o ucube eğitim sistemiyle eğitilmesine!...

Verilmek istenen; vicdanları esarete mahkum etmeye dönük bir eğitim mi!?; Yoksa; aydınlık, çağdaş, yurtsever; özgür ve bağımsız olmayı içine sindirmiş; hoşgörülü pozitif ve objektif nesiller yetiştirmeyi amaçlayan bir öğretim mi!?..

Kindar ve dindarlık diyerek nihai hedefi ta baştan ortaya konmuş bir şartlandırma mı!?..

Razı mısınız torunlarınızın, din üzerinden de bölünmüş-kardeşlik bağları kopmuş; cennet vaadi birliği bağlarıyla aldatılmış, sormayan, sorgulamayan, kanserin tedavisine duada arayan toplumun bir ferdi olarak yetişmelerine!?..

Dayatılanın bir eğitim olmadığı bu denli açıkken; sizin kalp ve vicdan gözlerinizde mi kapalı? Sizleri ipotek altında tutan güç nedir ki; biat ve sadakati içselleştirmiş görünmektesiniz!?...

Nerede ve nasıl yetişecek milli duygularla mücehhez bireyler; nereden ve nasıl bulunacak, yeniden 19 mayıslar gerektiğinde kurtuluş savaşlarını çıkarsız göze alacak nesil!?..

Böylesine, çağdaşlıktan, bilimsellikten, hatta ulusallıktan uzak; kula kullar yetiştirmeyi amaç edinmiş bir eğitim sistemi ile hangi nesle nasıl kültür hizmeti vereceksiniz!?.. Neye yarar altınızdaki koltuk ve onun yetkileri!?.. Nerelere koyalım cumhuriyetin bunca tahribatını!?..

2023'e böylesi bir şartlanmışlıkla, soramayan, sorgulayamayan bir nesille girmenin hiç mi sorumluluğunu duymazsınız; hiç mi ızdırabı sızlatmaz yüreğinizi!?..

Sizden sonrası tufan mı!?

"Hazmettire-hazmettire!.." kararlarının altına atılan imzalardan birisi de sizin Sayın Günay!...

Siz ki; 12 Mart; 12 Eylül faşizminin bu ülkeyi nasıl badirelere sürüklediğini; faşizmden ve dikta yönetimlerinden kimlerin nemalandığını kimlerin ne çektiğini en iyi bilenlerdensiniz.

Unutmuş olamazsınız!...O yılların mücadelesini bu günler için mi verdiniz!?..

Eğer öyle ise; bizleri niçin kullandınız!?..

Sizi gündeme yeniden getiren neden tek değil elbet!.. Çok!.. Çok!.. İşte birisi...

Çamlıca Tepesi'ne yapılacağı ilan edilen camii ile ilgili sözünüzün bile anında çark ettirilmesi; hep vesayetten söz eden yandaşlara, bir bakanın bile, nasıl bir vesayet altında tutulduğunu göstermesi açısından kapak olsun anlayana!...

Söyleyeceklerimiz bitmedi Sayın Günay... Sadece mektubumuzun 1. bölümü bitti. Kaç bölüm devam edeceğini inanın ben de bilmiyorum.. Bir soruyla bitirelim şimdilik sözümüzü. Tüm yurtseverler de düşünsünler bu sorunun üzerinde!..

İki milli sıfatlı kurum (ordu ve eğitim) üzerinde niçin bu kadar büyük oyunlar oynanıyor...

Bi-şey daha!... O Atatürk'süz, sözde hatıra para kimin marifeti!?..

 Mehmet Halil Arık 

 

Emekli Eğitimci

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank