content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

03 Şub

Politikacıların Adı Çıkmış…

Türkiye'de; en fazla tenkit edilen, günah keçisi olarak hedef alınan kesim, politikacılardır.

Henüz baba parası ile geçinen, bir baltaya sahip olmamış, öğrencisinden; her şeyi en iyi bildiğini zanneden, devamlı akıl veren, ülkeyi yönetme heveslerini bir türlü terk etmeyen, medya baronlarına kadar; herkes devamlı olarak ve acımasızca, politikacıları tenkit edip durmaktadır.

Bir beldede, herkes kendini belediye başkanından daha fazla bilgili ve becerikli sayar. Bu yüzden de hiçbir icraatı beğenmez. Devamlı tenkit eder durur, akıl satar.

iki asra yakın süredir; askeri kesimin tutumu, baskıları, tehditleri, darbeleri ve muhtıraları da ortadadır. TBMM bir türlü etkili olamamış, saygınlık kazanamamıştır. İktidarlara muktedir olma şansı verilmemiştir. Seçim/ sandık/ oy kavramları, hep göstermelik hale düşmüştür. Bu davranışın ülkeye verdiği zarar, hiç önemsenmemiştir. Gerçek demokrasinin yolu, devamlı tıkanmıştır.

Tenkitlerden biri de; koltuğu kapanın, bir türlü ayrılmak istemediğidir.

Bunun, elbette doğru tarafları ve kötü örnekleri mevcuttur. Peki ama bu hırs, sadece politikacılara mı münhasırdır?

- Bu hastalık, Türkiye'nin her tarafında ve tüm kurumlarında geçerli değil midir?,

Bu ülkede; sendikalarda/ barolarda/ tüm meslek odalarında (ticaret ve sanayi odaları ile borsalar dahil) / tüm sivil toplum kuruluşlarında; velhasıl her yerde aynı hastalık yok mudur?

- Koltuğa oturan, ömür boyu kalkmak istememektedir. Bunun için her yola başvurmaktadır. Kurumun kaynaklarını kullanmakta, herkese ulufe dağıtmakta, oy satın almaktadır. Rakipleri tasfiye için elinden geleni yapmaktadır.

- Peki niçin? İktidar hırsına kapıldıkları için. Bol bol kaynağı kullanma, yandaşlara aktarma, lüks ve saltanatları devam ettirme imkanlarını kaybetmemek için.

Devlet gücü ile toplanan aidatlar ile sendikalar, meslek odaları vb. kuruluşların muazzam maddi kaynakları olmaktadır. Bunların harcaması da yöneticilerinin keyfine bağlıdır. Devletin hiçbir ciddi denetimi yoktur. Bu yüzden; israf/ yolsuzluk/ kayırma/ keyfilik başını almış gitmektedir.

Medya, bu konulara girmez. Zira, bu kurumlardan elde ettiği (kurum ve kişi bazında) ciddi çıkarlar söz konusudur.

Elbette farklı sesleri önlemede, yakınları işe almalar/ bol bol seyahatler/ danışmanlıklar/ huzur hakları vb. uygulamaların da etkisi büyüktür.

- Elbette bu çarpık düzenin devamında, yargının vebali büyüktür. Ne zaman hayat boyu saltanatı önleyecek düzenlemeler yapılsa, yargı hemen iptal etmektedir. Nitekim son kararı ile de aynı vebali yüklenmiştir. Ne güzel, yeni yüzler göreceğiz, fosilleşmiş yönetimlerden kurtulacağız derken, sevincimizi kursağımızda bırakmıştır.

Lütfen, mahalli ve milli medyaya bir bakınız. Hep eski yüzler. Fevkalade mutlular. Kurumlarının imkanları ile oy devşiriyorlar. Oy vereceklerin yakınlarına (odalarına ait, üniversitelerde/ vakıflarda/ şirketlerde) iş dağıtıyorlar. Bol bol ilan veriyorlar. Vaadlerde bulunuyorlar.

Nasıl olsa denetim yok. "Nereden buldun" uygulaması da söz konusu değil.

Eh, bir de iktidarlara yağ çektin mi, övgüler düzdün mü; ne top yıkar, ne de tank.

Kim demiş; Türkiye'de padişahlık rejimi kalktı diye? Eskiden bir tane vardı, şimdi yüzlercesi var...

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank