content
04 Nis

Paralı Askerden Kahraman, Sarımsaktan Soğan Olmaz!

Araştırmacı gazeteci yazar Uğur Dündar... O bir halk kahramanı...(!) Ekran başındaki izleyicilere 'çok güzel hareketler bunlar' dedirten anchorman...

Kuş, tavuk vs. gribinin ülkemizi istila etmesinden sonra tavuk ve yumurta yemeği bırakan halk, Uğur Dündar’ın para almadan oynadığı tavuk reklamıyla beraber, tekrar bu ürünleri yemeğe başlamış ve böylece Dündar batmakta olan kocaman bir gıda sektörüne yeniden canlılık getirmiştir.

TRT’nin tek kanallı döneminde siyasi sansüre karşı çıkan Uğur Dündar, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in iktidar oldukları dönemde onlarla ilgili yolsuzluk haberlerini yapmayı göze almış, Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğu sıralar Çankaya Köşkü’ndeki yolsuzluk iddialarını kamuoyuna duyurmuş ve Demirel’in hakkında açtırdığı ceza davası mahkeme tarafından beraatla sonuçlanmıştır.

Halil Bezmen başta olmak üzere ihale yolsuzluklarına adı karışan birçok iş adamını, belediye başkanını deşifre etmiş ama nedense gözü pek, cesur, çevik, atılgan tarafsız gazeteci Dündar,  patronu Aydın Doğan’ın emrinde çalışan birçok işçinin sigortasının eksik yatırıldığını ve işçilere açıktan para verilerek alenen vergi kaçırıldığını hiç gündemine almamıştır.

Öncü gazetesi ve BTV Televizyonu'nda "Haber Müdürü" İlhami Yangın; "Ergenekon dosyasında yer alan bir yazışmaya göre; Tansu Çiller'in Başbakan olduğu dönemde "para karşılığı Arena'ya çıktığını ileri sürmüş ve ‘Ankara'da paramı aldım ve Arena'ya çıktım... Naklen yayın değildi... Çiller'le ilgili attım tuttum!’demiştir.  Savcı karşısına çıktığında ise ‘bana para verdiler, verdikleri kadar da yalan söyledim’ diyince Basın Savcısı da "bu Aydın Doğan hep böyle, parayla yalan söyletiyor" diyerek olayı tasdik etmiştir.

İlhami Yangın’ın bu iddialarının da yer aldığı Ergenekon iddianamesinde, Uğur Dündar’ın eşinin sık sık Brezilya’ya gidiyor olduğunun da geçmesine, sunuculuğunu yaptığı Star TV’deki ana haberde çıldıran Uğur Dündar adeta kontrolden çıkmış ve televizyon ekranlarından bağırıp çağırarak, Başbakan Erdoğan ile dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e eşleri üzerinden sitem etmiş, intihar edeceğini söyleyip, savcıları tehdit etmiştir.

 (kaynak: haber7)

 Uğur Dündar’ın, aynı iddianamede İlhami Yangın’ın kendisi için kullandığı “Para karşılığı Arena`ya çıkıp Çiller aleyhinde atıp tuttum” sözlerine kayıtsız kalmasını ve konuyla ilgili olarak her hangi bir açıklama yapmamış olmasını kendisine dert eden İlhami Yangın, aradan bir sene geçmiş olmasına rağmen konuyu tekrar gündeme getirmiştir.

Uğur Dündar’ın kendisine iftira atıldığını söylediği mailin sahibi olduğu söyleyen Yangın, kendisine 28 Şubat sürecinde birçok dava açtığını söylediği Dündar’ın bu konuda neden sessiz kaldığını ve neden hala kendisini mahkemeye vermediğini sormuştur.

Bunların hepsi bir tarafa, İlhami Yangın’ın bu hadiseyi gündeme getirmiş olması benim de kaç zamandır aklımda olan bir konuyu yazmama vesile oldu.

Gelelim Sn. Dündar’a… Acaba geçtiğimiz sene ekranlarda dudakları titreye titreye ağlamaklı bir şekilde veryansın ederken aklına Şerafettin Yardımedici hiç gelmiş midir dersiniz?

Dündar ekranlardan, “Namusuma kurşun sıkılıyor”, “Bize birisi iftira atarsa biz bunun hesabını yargıda sorarız peki yargı namusumuza dil uzatırsa nereye gideriz?'”, demişti.

Hatırlarsanız seneler evvel Uğur Dündar, Doç. unvanlı bir kadını Şerafettin Yardımeci'ye musallat edip baştan çıkarttırmış sonra da onları gizli kamerayla görünteleyerek bulundukları yeri basmış, tacizci hoca, büyücü hoca diye de adamı yerin dibine sokmuştu. Sonra ne oldu peki, adamcağız herkes kendine yüz çevirince alnına bir kurşun sıkıp intihar etti.

Dündar ekranlardan, “Namusuma kurşun sıkılıyor”, “Bize birisi iftira atarsa biz bunun hesabını yargıda sorarız peki yargı namusumuza dil uzatırsa nereye gideriz?' diyerek avaz avaz intihar ederim diye bağırıyor.

Şerafettin Yardımedici’nin çıkıp ekrandan isyan etme, sesini duyurabilme gibi bir imkânı yoktu. Arena’da çıkan hakkındaki iddiaların ardından, Dündar2ın 'yaparım' dediğini yaptı, silahı şakağına dayadı ve intihar etti.

 Bu arada zamanında Şerafettin Yardımedici’yi kınayıp yapayalnız bırakanlar ve intihar etmekten başka çare bırakmayanlar benzer bir hadise başlarına gelmeden ölmeyecekler.

Uğur Dündar’ın gazetecilik anlayışı, sözcülüğünü yaptığı kişilerin çıkarlarına ters düşen kim varsa onu toplumdan aforoz etme felsefesine dayanır.

Menfaatlerine ters gelen her konuda olayı çarptırtıp din ile bağlayıp sonra ortalığı karıştırmak, işine gelmeyene düzmece haberlerle iftira atmak ve bunu dürüst dobra gazeteci kimliği ile yapmak, yapabilmek ve hiçbir bedel ödememek Uğur Dündar ve benzerlerinin arkasında kimlerin olduğunun en büyük delilidir.

Bu arada yanlış anlaşılmasın, Dündar’ın eşinin Brezilya’ya ne kadar sıklıkla ve neden gidiyor olduğu hiçbirimizi ilgilendirmez. Bu konuyla ilgili yapılmış dinleme kayıtlarını da tıpkı diğerleri gibi asla tasvip etmiyorum. Dündar'ın özel hayatının gündeme gelmesini de doğru bulmuyorum ama anlatmak istediğim Uğur Dündar’ın ettiğini buluyor olmasıdır. Men dakka dukka!

Diğer bir hadiseyi hatırlayacak olursak…

27 yaşındaki Ramazan Bayraktar, içine düştüğü çaresizliğin çözümünü, böbreklerini satmakta bulmuş, karşılığını alamadığı 8 bin dolara böbreğini satmış ama ameliyat yeri bile tedavi edilmemiştir.

Sesini Arena ile duyurabileceğini sanan Ramazan’a, Uğur Dündar gizli kamera çekimleri yapması halinde kendisine 5 milyar lira verileceği taahhüdünde bulunmuş ve Ramazan vasıtasıyla çekimler yapılmıştır.

Dündar “böbrek tacirleri” üzerinden haftalarca program yapmış, reytinglerini artırmış, deve yüküyle paralar kazanmış ama doktorun vermeyi taahhüt ettiği 8 bin doları alamayan Ramazan’a, Arena programına her gelip gittiğinde aldığı 100-200 liralık harçlık dışında para verilmemiştir.

Peki, bu yayınlanan ‘böbrek tacirleri’nin konu alındığı Arena programlarının sonunda ne olduğunu hatırlayan var mı?

Ramazan, Arena ile yaptığı son görüşmede de para alamadığı için yanında getirdiği benzini üzerine dökmüş ve arena’nın yayınlandığı Kanal D binası önünde kendini yakmıştır

TCK’nın 132 – 2, kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır, maddesinin varlığından haberdar olan Dündar, gazeteci kimliğini kullanarak bu maddeyi çok defalar ihlal eden haberlere de imza atmıştır.

Kişilerin sağlık bilgilerinin yayınlanmasının kesinlikle yasak olmasına rağmen Kemal Unakıtan'ın sağlık raporunu ekranda sallaya sallaya büyük bir keyifle yayınlamıştır mesela.

Uğur Dündar Ergenekon soruşturmasında eşinin sık sık Brezilya'ya gittiği ile ilgili olan kayıtlardan bahsederken ‘nasıl böyle bir konuşmayı dinler ve kayda alırsınız’ diye bağırıyordu.

Peki, nasıl oluyor da zatı âli’leri izin alınmadan camide namaz kılan öğrencileri gizlice çekip, bu görüntüleri izinsiz yayınlayabiliyor? Anayasada suç teşkil eden gizliliğin ihlali ile ilgili kanunları haber adı altında lehine kullanmaktan hiç çekinmeyen Dündar, kendisi mevzu bahis olunca birden şekil değiştiriveriyor.

Okul saatlerinin dışında, ders aralarında, okuldan çıkıp kafeye giden öğrenciler sorun olmazken, camiye giden öğrenciler nasıl oluyorsa Dündar Efendi’de şok etkisi yapıyor ve Cuma namazı kılan öğrencileri sanki ayıp bir şey yapıyorlarmış gibi ekranlara taşıyor. Bu mudur gazetecilik?

7. sınıftaki bir çocuğun cuma namazına gitmesi tıpkı yaşıtlarının kiliseye ilahi söylemeye gitmesi kadar normaldir. O çocukları kimse kollarından sürüyerek camiye götürmediğine göre sana ne Sn Dündar! Sana ne kafeye, bowling yada bilardo oynamaya değil de, camiye 2 rekât Cuma namazı kılmaya giden çocuklardan?

Din düşmanlığı yaparak bir avuç inançsız insanın beğenisini kazanmış olup, sesini ekranlardan duyurabilme fırsatının olması Uğur Dündar'ın ayrıcalığı olmuştur ama televizyon vasıtasıyla olayları çarpıtarak tek taraflı haber yapması ve inançlı olan insanlara karşı beslediği kinini kusması asla kalitesinin ispatı değildir!

Kaliteli habercilik din üzerinden haber yapmak, üzerine vazife olmayan şeylere burnunu sokmak, insanların özel hayatını kurcalamak değildir. Allah'ın emrettiği bir farzı yerine getiren insanlardan haber yapabilecek kadar küçülmüştür zira.

Bu kadar mı dejenere olmuş bir toplumuz biz? Hiç mi ölmeyecek sanıyor acaba kendini? Bu adamın cenaze namazını kılan çıkar mı dersiniz?

Birilerinin iddiasında eşinin adı geçiyor diye kendini kaybedercesine sinirlenen, eşine kimsenin dil uzatamayacağını haykıran Dündar, mahvettiği ve hiç çekinmeden açık ettiği özel hayatların bedelini ödemeye başlamıştır sadece.

İlhami Yangı’nın Dündar’ın eşi ile ilgili olan tek ifadesi; ‘ayrıca Uğur Dündar ve Aydın Doğan’la ilgili elimde ciddi belgeler resimler vardı. Mesela Uğur Dündar’ın aile ilişkileri karısının sürekli Brezilyaya gidişi kayınvalidesinin evi vs.” den ibaret ama buna bile tahammül edemeyen ve zıvanadan çıkan Uğur Dündar belki şimdi, haber olsun diye millete attığı iftiraların aslında ne kadar acıttığını, nelere sebebiyet verdiğini anlıyordur.

28 Şubat’ın medarı iftiharı, dürüst gazeteci Dündar(!), Kuran kurslarında parayla tuttuğu adamlarla çocukları eşcinsel olarak göstermiş olması,

bir erkeğin testis röntgenini çekmiyor diyerek başörtülü bir doktoru yalan haberle zor durumda bırakması yaptığı haksızlıklardan sadece bir kaçı.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düşürüldüğünde, helikopterdekilerin ailelerinin o an neler yaşadığını hiç düşünmeden, insanların hangi derecede ne şekilde donacağını aşama aşama anlatarak gerçekten ne kadar sağduyulu bir gazeteci olduğunu bir kere daha ispatlamıştı hakeza.

Show yapacağım, program yapacağım diye çok canlar yaktı,  insanların izzetini, namusunu iki paralık eden düzmece birçok haber yaptı ama Zalim zulmettiği zaman Allah yaptığı zulmün cezasını vermeden ve onu rezil etmeden canını almazmış bu dünyadan…

Yalan haberle mağdur ettiği yüzlerce insanın ahiyle görelim bakalım daha neler olacak?

Çalma kapıyı çalarlar kapını…

Etiketler : , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Paralı Askerden Kahraman, Sarımsaktan Soğan Olmaz!”

  1. 1
    Ahmet AY Says:

    O bir fenomen, o bir showmen, o bir anchorman!
    Evet, inanılmaz masabaşı haberleri çok can yaktı. Kiralık konu mankenleriyle ne ocaklar yaktı. Ne demiş atalarımız;
    "alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste".

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank