content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

15 Eyl

Oyuncak Kütüphanesi

" Tatillerinin son günüydü. Sezonu kapatırken bol bol denize girip yüzmeye doymak istiyorlardı. Akşamüstü deniz kabarmaya başladı. İnsanları kıyıya doğru atıyordu. Saatler geçtikçe dalgalar daha da büyüyordu. Sonunda deniz girilmez bir hal aldı. Bizim aile böylece deniz sefasına son verdiler. Ertesi gün eve dönüş yolculuğuna çıktılar. Uzun ve güzel bir tatil geçirmişlerdi. Tatiller dinlenmek içindir fakat her tatilin sonunda yorgunluk hissedilir, bizim aile üyeleri de yol yorgunuydu. Bagajdan valizler birer birer çıkartıldı. Evin koridorunda valizlerden yürüyecek yer yoktu. Anne ilk iş olarak çamaşır makinesini çalıştırdı. Malum kirliler temizlenmeyi bekliyordu. Çamaşır makinesi görevini yapa dursun herkes kendini yatağa attı. Biraz dinlenme biraz işlenme derken akşam oluverdi. Yolun yorgunluğunu üzerlerinden atabilmek için uykuya daldılar.

Anne yeni yatmıştı. Baba ve çocuklar çoktan uyuya kalmışlardı. Gece yarısı hem gürültü hem de sarsıntı ile uyandılar. Yataklar beşik gibi bir sağa bir sola gidiyordu. Sanki bina insanları yutmak istermişçesine ağzının içinde, dişlerinin arasında onları gezdiriyordu. Ayağa kalkmak çok zordu. Yerküre içinde hareketlilik vardı. Enerji birikimi fışkırmak için can atıyordu. Dünya bulduğu çatlaklardan enerjisini yeryüzüne atsa bir oh çekecekti. Faylar çatır çatır ayrılıyordu. Dünya’nın yüzeyinde çatlaklar oluşuyordu. Maalesef ki insanlar, evler vb. şeyler çatlaklara dolgu oluyordu. Bunlar yaşanırken ev halkı şaşkındı. Hepsi yataklarından doğrulup koridora yöneldiler. Elektrikler kesilmişti. Evin küçük kızı ilkokul çağındaydı. Çelimsiz vücuduyla yataktan kalktığı gibi yere düştü. Ablası onu kucaklayarak koridora kadar kısmen sürükleyerek taşıdı. Baba ve kız kardeş kapıdan çıkmaya uğraşırken, anne ve abla hala evden çıkmamıştı. Bu duruma hazırlıksız yakalanmışlardı. Sokağa çıktıklarında komşuların ve mahalle sakinlerinin de sokağa dökülmüş olduğunu gördüler. Herkes korku ve panik içindeydi. Geceyi dışarıda geçirmek zorunda kalabilirlerdi. Böylesi bir deprem ile ilk defa karşılaşıyorlardı.

Ne tedbirleri vardı, ne de daha önce bir tatbikat yapmışlardı. Telefonlar çalışmıyordu. Yakınlarından haber alamıyorlardı. Eve girmeye çekiniyorlardı. Mecburen eve girdiler. Bir müddet sonra elektrikler geldi. Televizyonda deprem haberlerini izlediler. 17 Ağustos sabaha karşı Marmara Bölgesini deprem vurmuştu. Binalar telef olmuş, hayatlar ziyan olmuştu. Televizyonda sürekli deprem bölgesinden görüntüler yayınlanıyordu. Durum içler acısıydı. Bir canı kurtarabilmek çok önemliydi. Günlerce sarsıntılar devam etti. İnsanlar ailesiz, evsiz kalmışlardı. Deprem bölgesi “sesimi duyan var mı?” sesleriyle çınladı. Hayatların bazıları denizin derinliklerine gömülürken, bazılarını da kara toprak aldı. "

17 Ağustos 1999 tarihinde Türkiye bir doğal afete tanıklık etti. Üzerinden yaklaşık on iki sene geçti. Bu kötü olaydan ders alındı ya da alınmadı ama bir nesil depremin izleriyle büyüdü. Yıkılan binaların yerine belki daha iyileri dikildi fakat sönen hayatları geri getirebilmeye hiçbir güç yetmedi.

Sevgiye en hızlı karşılık veren varlıklar çocuklardır. Onlar sadece severler, sevildiklerini de görmek isterler. Onları oyuncak ile kandırmak kolaydır. Oyuncaklar onların tüm dünyalarını kaplar. Yaşadıklarını oyuncaklarıyla paylaşıp, oyunlarını yaşadıkları üzerine kurarlar. İşte deprem sonrası yaşanan travmanın en çok çocukları etkilediği düşünülerek Düzce’de güzel bir oyuncak kütüphanesi açılmıştır. Bilindiği üzere kütüphanelerden kitap ödünç alınıp verilir, oyuncak kütüphanesinden de oyuncak ödünç alınıp verilmektedir. Türkiye’nin birçok ilinde de oyuncak kütüphaneleri hizmet vermektedir.

Bu değerli fikrin sahibini tebrik ediyorum. Ülkemizin geleceğini ruhen ve bedenen sağlıklı yetişmiş nesillere emanet etmek büyüklerin elinde olduğuna göre her bilinçli vatandaşın görevini yerine getirmesi gerekir. Çocuklarımıza sahip çıkmamız gerekir.

Hayatın dolambaçlı yollarında giderken aldığınız yara izlerinin çabuk silinmesini, güzel günler görmenizi dilerim.

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

6 Kere Cevaplanmış to “Oyuncak Kütüphanesi”

  1. 1
    sezarakis Says:

    aslı hanım yüreğinize elinize sağlık geçmişi unutturmadığınız gibi günümüzdeki değerleride hatırlattığınız için teşşekkürler...yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum.

  2. 2
    Anonymous Says:

    Asli hanim, degindiginiz konular cok guzel ,ama yazilarinizi sanki bir yere yetismek istercesine yazmis gibisiniz ;yani hizli akiyor, konular arasi gecisler de keskin ve hizli gibi. Yeni yazilarinizi bekliyoruz.

  3. 3
    Aslı BABADAĞLI Says:

    Sayın Sezarakis;

    Sayın Anonymous;

    Değerli yorumlarınız için sizlere teşekkür ederim.

  4. 4
    Zeugma Says:

    Nerede ve ne zaman vuracağı belli olmayan deprem gibi bir gerçeği çabucak unutabiliyoruz. Kaç kişinin böyle bir tehlike anında önlemi vardır şu an? Kaç kişi ev alırken süsünden püsünden ziyade sağlamlığını ön plana alıyor? Gece uyurken bile vurabilir ve hiç haberimiz olmadan öbür dünyaya yolcu olabiliriz. Büyük bir yüzdeyle var böyle bir tehlike. Allaha emanet bir durum velhasıl sevgili Aslıcığım...
    Oyuncak kütüphanesi iyi bir fikir. Nispeten de olsa o çocukları rehabilite eder. İmkanları olan derhal yerine getirmeli bu görevi..
    Fakat aslolan deprem yıkımıyla karşılaştığımızda en az hasarla atlatabilme şansına erişmemizdir. Yetkililerin bu gerçeği depremden depreme hatırlamamaları dileğiyle...
    Sevgiler...

  5. 5
    Zeugma Says:

    Her baktığımda eli boş dönüyordum ve aylar sonra yeniden yazdığını tesadüfen farkettim.
    Bir daha böyle uzun aralar verme lütfen..
    Sevgilerimle...

  6. 6
    Aslı BABADAĞLI Says:

    Sevgili Zeugacığım;

    Tedbir kemlimesi halk olarak bizim için tanımlanmamış bir kelimedir. Maalesef önce doğal afete uğrarız sonra da afete uğradıkça yine tedbirsiz davrandık deriz. Bu bizde yerleşmiş bir durumdur. Ya olursa diyerek aldığımız önlemler yoktur, afet olduğunda alınacak önlemlerimiz vardır. Fikirlerinize ve dileklerinize katılıyorum.

    Biraz uzun bir ara oldu. Bunun için üzgünüm. İnsanın bazen yazacak çok düşünceleri oluyor da, bir türlü yazma isteği olmuyor. Öyle bir dönem geçirdim. Yazılarımı takip edenlere karşı sorumluluğumun farkındayım. Bu sorumluluk beni çok mutlu ediyor.

    Sevgilerimle....

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank