content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

11 Şub

Ölüyoruz, Doğuluyoruz, Sıkılıyoruz… Cehennemimize Odun Taşıyoruz…

Kendi paydamızı herkesin paydası yapmaya zorlamak bizi boğuyor, öldürüyor, sıkıyor ve bölüyor. Herkesin eşit, adil ve ayrımsız katılarak yarattığı ortak paydaya, bir başarısı öyküsüne ihtiyacımız var.

Nasıl söylesem…
Nasıl anlatsam…
Ölüyorum.
Boğuluyorum.
Sıkılıyorum.
Pişmanlıklarım, memnuniyetlerim, arayışlarım birbirine girmiş durumda…
****
Kime ne desem?
Kiminle neyi paylaşsam?
Kime hangi derdimi anlatsam ki…
Kelin merhemi olsa başına sürermiş…
Herkes aynı aslında…
Kimi farkında…
Kimi değil…
Kimi ise farkında olsa da kendiyle yüzleşme cesareti yok…
Olsa da neyi değiştirecek ki…
Bunun bilincinde ya da değil…
****
Halbuki değişim önce farkında olmakla başlıyor…
Sonra adım atmakla, yani yüzleşmekle…
Yüzleşince hesaplaşmakla…
Sonrasında ise yeni yol arayışına, aslında kendini bulma süreci başlıyor.
****
Kolay mı, öyle değişmek…
Kolay mı, öyle var olanı değiştirmek…
Önyargılarımız var…
Çevremiz var…
Korkularımız, kaygılarımız var…
İnaçlarımız, kültürümüz, geleneklerimiz, ahlak anlayışımız tüm korkularımızı, kaygılarımızı besliyor.
Kopuşu geciktiriyor…
****
Varolanı terk ettiğimizde, değiştirmeye başladığımızda çırılçıplak kalacağımız, yalnızlaşacağımızla ilgili korkularımız var.
Var oğlu var…
****
Değişim ve değişmek…
Nasıl da sihirli bir sözcük…
Değiştirmek ise buyurgan…
Zoru ifade ediyor…
İstemeden değişmek…
****
Evrim…
Hayatın tüm alanlarında…
Kendi hayatımız da asıl olan…
Doğal olan…
Doğal olmayanın reddi…
****
Öylece mi kalıyoruz…
Değişmek istemek, değişmeden var olanı kabullenmekten daha mı zor?
Daha mı sancılı…
Değişirken çekeceğimiz acılar, değişmeden yaşadığımız acılardan daha mı belalı..
İşte tüm mesele bu…
****
Ölüyorum be.
Her gün bir adım daha…
Boğuluyorum.
Hem de kendi nefesimde…
Sıkılıyorum, sadece var olandan değil, kendimden de…
Pişmanlıklarımız bizim cehennem ateşimiz.
Kendi cehennemimize odun taşımak aslında, pişmanlıklarımız.
Har ediyor bizi…
****
Pişmanlıklarımız, memnuniyetsizliklerimiz, boğulmalarımız, sıkılmalarımız aslında birey olarak değişmek istememesin anahtarı…
Ya anahtarın farkında değilsek…
İşte ölmeden ölmek gibi.
Boğulmadan boğulmak gibi…
****
Toplum boğuluyor…
Toplum ölüyor…
Toplum sıkılıyor.
Hep beraber sancı yaşıyoruz.
Bir geçiş süreci bu…
Başka türlüsünün de yaşanması mümkün değil.
Değişim böyle oluyor.
Bugünden yarına hop diye yeniye geçilmiyor.
****
Değişim, kendi cehennemini de yaratıyor.
Ne eski ne yeni…
Yani araf da…
Aynı bugünkü ülkem gibi…
Bende aynen ülkem gibiyim…Biraz gergin, biraz umutlu…
Biraz sinirli, biraz sakin…
Biraz şiddetsever, biraz barış yanlısı…
Biraz değişimden yanayım, biraz muhafazakarım.
Biraz kaygılı, biraz dingin…
Biraz otoriter, biraz demokrat…
****
Sonuç olarak nefese ihtiyacım var.
Kaçısa…
Terk edişe…
Yeniyi bulmak için yollara düşmeye ihtiyacım var.
Aynen ülkem gibi…

Son söz:
Biraz cesaret, var olanı değiştirmek için…
Biraz kararlılık…Biraz inat…
Biraz umut…
Biraz inanç.
Hem birey olarak hem de millet olarak…
Bir başarı öyküsüne, ihtiyacımız var. Bunun için de ortak paydaya…
Şimdi kendi paydamızı herkesin paydası eylemeye değil, aksine hepimizin ortak paydasının yaratılmasına katkı sunan emekçiler olmaya ihtiyacımız var.

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank