content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

17 Mar

Nerede O Eski Mektuplar!

Nerede o eski mektuplar!... Postacılar, dört gözle beklenirdi. Ucu yanık mektupların içinden ne sevdalar fışkırırdı özlemli yüreklere… Güller, resimler konurdu âşıkların içini ısıtsın diye… Şimdilerde öyle mi? E-mailler bir “Delete” nin tuşlarıyla sonsuzluğa gömülüyor…
Evet, siyasette de olsa “Mektup” yazmanın nostaljisini hep birlikte yaşadık. Başbakan’dan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a gönderilen “ Açılım Mektubu” sonunda açılıp, kamuoyuyla paylaşıldı. İçinde CHP’ye atfen; “ Türkiye’nin bu en önemli meselesine müteveccihen Cumhuriyet Halk Partisi’nin öteden beri mesai sarf ettiği ve çözüm arayışları için muhtelif öneriler ortaya koyduğu kamuoyunun malumudur.Birikiminizden istifade etmek bizim için ziyadesiyle mühimdir.“ Açılımıyla esas mevzunun ne olduğu belirtilmeden devam ediyor.

İsterseniz, her iki liderin “Âşıklar Atışması” gibi neler söylediklerinden bir demet sunayım. Hem, bu arada hafızalarınızda canlanmış olur.
Başbakan Erdoğan, “ Kahramanmaraş’ta 14. mitingimizi yapıyoruz. Diğerleri daha doğu dürüst meydanlara çıkmadı. Sayın Baykal, ‘Televizyon çağırıyorum, televizyona gel’ diyor. Sayın Baykal, seçimlerin meydanı burası, burası, burası. Bize sandıklarda bu meydanlar oy verecek. Demokrasinin meydanı, burası, burası. Siyaset, meydanlarda yapılır.” Diye devam ediyor. Yine, 2. Dönem 4 ncü İl Başkanları toplantısında; “ Bir yerden ders alacaksak, dersimizi milletten alırız. Hiç kimsenin kulağının milletin bilmediği hiçbir şey fısıldamayız. Kimsenin de bizim kulağımıza milletin sözünden başka bir şey fısıldamasına izin vermeyiz. Siyasetçi, her şeyden önce vatandaşına söylediği, sözde samimi olacak. Millete yalan söylemeyecek, ikilcilik davranmayacak. İkiyüzlü hiç olmayacak ve tam manasıyla delikanlı olacaksın!” derken, milletimizde, “Kürt Açılımı”nda neler yapılacağını en kısa sürede açıkça öğrenme hakkında sahiptir, diye düşünüyorum.
Sizce?
Bakınız, yine 2009 yılında, AKP’nin Siyaset Akademisi’nde; “ Çıkmış Baykal Efendi, bugünlerde bir şeyler söylüyor. ‘Kendi altına 60 milyon dolara uçak alıyor’ diyor. Ey Baykal, sana beş keçi teslim edilse, idare edemezsin” derken, gönderdiği mektuba; “ Sayın Deniz Baykal” diye başlıyor.

Ne de olsa, Demirel’in söylediği gibi; “ Dün, dündür. Bugün, bugündür” dimi?
Ve bu atışmalar ardından gelen, 25, 40, 50, 100 hatta 250 Bin TL’lik Erdoğan’ın açtığı manevi tazminat davaları… Bunların içinde ne ararsanız var. Hele bir “EŞEK DAVASI” var ki, sizlerle paylaşmadan yapamayacağım. Buyurun bakalım;
Başbakan Erdoğan, Baykal’ın Niğde, Hatay ve Mersin’deki konuşmaları nedeniyle Baykal aleyhine 100’er Bin TL’lik iki ayrı Manevi Tazminat talep etmiş. Bakınız Dava konusundaki sözlere; “ Erdoğan’ın ısrarla ve üzerine basa basa adam olmadığını ve hatta adam olamayacağını, ağzı en bozuk başbakan olduğunu, semerle, eşeklekonuştuğunu ifade ettikten sonra, ‘Ben ona Ziya Paşa’dan madem bu işlere meraklı çok güzel bir şey okumak istiyorum. Bakın Ziya Paşa diyor ki; ‘ Bad asla necabet verir mi hiç üniforma, zerduz palan vursan, eşek yine eşektir.”
Tabiî ki, dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasında bulunmazsak olacağı budur!...
Ne demişler; “ Çıktığın kapıyı sert kapatma, çünkü geri dönmekte isteyebilirsin.” Avusturya’nın 1881 doğumlu edebiyatçısı Stefan Zweig, “Mektup yazmanın başlı başına bir sanattır” derken, bu gidişle, siyaset alanında da yüz yüze görüşmelerin yerini gelecekte, mektubun alacağı görülüyor!... Düşünsenize, seçim meydanlarında çarşaf çarşaf mektuplar seçmenlere deşifre ediliyor.
Dünya’da en yaşanır ülkenin Norveç’in yerini koruduğu, 79. olan ülkemizde “Açılım”konusunda kehanet değil ama kendimce olacakları sizlerle paylaşmak istiyorum;
Önce konuşmalar, tartışmalar her platformda son sürat devam edecek,
Mektuplar, karşılıklı yazışmaya devam edilecek, “ Demokrasi Açılımı”ndan neyi kast edildiği ve sürecin somutlaştırılması istenecek…
Uzun süre beklenen Erdoğan- Baykal, “Demokratik Açılım” görüşmesi bir TV kanalında, ünlü bir açık oturum yöneticisiyle kamuoyuna sunulabilir. Bu olmaması halinde, Başbakan’ın Baykal’a yazdığı mektupta söylediği gibi, açıklamak istediği açılımları kanun teklifi olarak TBMM’ne getirebilirler.
CHP ve MHP’nin Anayasa’nın özellikle ilk üç madde ve dil konusundaki hassasiyeti düşünüldüğünde, doğal olarak, “Anayasa”nın değiştirilemeyeceği aşikârdır. Hükümet, yinede yapacağı değişiklikler konusunda oy çokluğu ile kabul ettiği maddeleri hayatageçirmeye çalışacak. Ancak, CHP ve MHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası ile teklif verme ihtimali vardır.
Sonuç’ta 2011 seçimlerinde AKP’çe meydanlarda, “Biz, ‘Demokratik Açılım” çabasını verdik. Ancak muhalefet kabul etmedi. İşte benim mektubum” diyecek. Bir başka meydanda da, diğer mektubun cevapları okunup, “ Sürecin, toplumda başlattığı ayrışmayı ve devam etmesi halinde yol açacağı sorunlar ile seçmenin kafası karıştırılıp, oylar istenecek.
Yani, “Türban Açılımı” nın bir benzerini tekrar yaşamış olacağız.
Her türlü alınacak kararların, ülkemizin milli birlik ve bütünlüğü doğrultusunda olmasını temenni eder, sevgi ve saygılarımı sunarım…

Etiketler : , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank