content Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
13 Ağu

Mafyaya Bu İlgi Neden?

Bu ülkenin milli gelini ünvanını alan körpecik ve de tazecik gelinimiz Bülent Ersoy hanım kızımızın, kendinden 30 yaş kartlıkta(!) bir gençle olan havlet durumları, bu ülkede seçimlerin de önüne geçip, gündemde birinci madde olma özelliğini günlerce korudu.

Eh, hanım kızımız her zaman böylesine ballı bir koca bulamadığı ve harcadığı 2 trilyoncuk paranın karşılığını(!) daha alamadığı için de, boşanma triplerine de giremedi doğal olarak.

Kendi yaşdaşı bir beyfendi ile evlenmesi durumunda, viagra satışlarında patlama yaşanmasının kuvvetle muhtemel olmasının yanı sıra, beyfendiyi de birkaç ay içerisinde Hakk’ın rahmetine kavuşturmasının da daha da kuvvetli muhtemel olması, hanım kızımızı böylesine bir fantezilere zorunlu meyletmeye zorluyor herhalde...

Neyse, ülke gündemini bir hayli meşgul ederek, TBMM başkanlığı seçimini bile ikinci hatta üçüncü plana atarak, gündemden düşüren Bülent Ersoy hanım kızımızın fantezisi, geçerliliğini kaybederken, acilen yeni bir kafaları meşgul edip, dikkatleri farklı yönlere çekme senaryosu da gündeme kondu.

Bu seferki hanım kızımız da, ekranlarımızın sıkı mafya ablası ve neredeyse bademcikleri dahil bilimum organlarını teşhir etme meraklısı Tuğba Özay oldu, biliyorsunuz.

Hemen hemen her ekranı parselleyip, en ücra ve de ulvi noktalarını kısmet teşhir ederken, hem ekran karşısındakileri, hem de stüdyodaki milletimizin erkek ahvadını telef eden bu seksi medya mankenimiz, görsel toplu katliamlarına bu sefer de şekilsel olarak gerçekleştirme oyunlarına başvurması, ülke gündemini bir anda alt üst etti.

Boyu ve de posuyla, “Benden olsa olsa mafya anası, sıkı ablalık ayaklarıyla, işadamı-mafya çatışmasına yönlendirerek, silahlı çatışmaları en sosyetik mekanlarda sahneye koymasıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerini de ikinci plana atma rolünü büyük bir başarı ile yerine getirdi.

Kendisini bu ulvi görevinden dolayı kutluyor, baki selamlarımızı da sunuyoruz.

İşin bu boyutunu tartışırken, kendisini 245 milyar lira yıllık vergi ödediğiyle kamuoyuna pazarlayan hanım kızımızın bu paraların ne şekilde kazanıldığı ile ilgili vahim tablonun da ortaya çıkması ile nasıl bir gerekçe göstereceği de daha şimdiden merak konusu oldu.

Kendisi ile daha şunun şurasında 5-10 ay gibi kısa sürede aşk ilişkisi yaşayan bir zenginin sadece 4 trilyoncuk gibi cüz’i bir harcama yapması ve İstanbul Beylerbeyi’nde Boğaz kenarında 4 katlı bir villacık alması, kazanç hanesinin ne şekilde kabardığını ve bilanço kârının da nereden geldiğinin küçük bir göstergesi oluyor.

Biz ulvi değerlendirmelerimizi burada kısa kesip de, asıl önemli olan, bu cici hanım kızımızın, üniversite mezunu olmakla ve de Türkiye artı dünya güzeli klasmanında dereceleri olmasıyla övünürken, Türk televizyonları ekranlarında yaptığı ahkamlar, dudaklarda uçukların da oluşmasına yol açıyordu.

Ülkemizin önde gelen magazin gazetecilerinin anlata anlata bitiremedikleri ulvi ve de üstün özelliklerinden dolayı, koyacak vitrin bulamadıkları bu hanım kızımız, her nedense Türk Yargısı’na olan güvensizliği nedeniyle, adaleti YBM (Yüce Mafya Babaları)’nda araması da, hayret-i şayan mı, yoksa takdir-i şayan mı olacak, bunu da önümüzdeki günlerde ekranlara gelecek muhteşem sosyal içerikli programlarda görerek öğreneceğiz.

Bu ülkenin polisi, jandarması, kolluk gücü ile birlikte tüm vatandaşlara Anayasal hakları olan sosyal adaleti ve hukukun üstünlüğünü yerine getirmek için uğraş veren savcısı ve de hakiminin üstüne bir kırmızı kalem çiziği atan bu selvi boylu, boylu poslu hatun kızımızın, halledemediği sorununun çözümünü de Babaların Babası ünvanlı bir aktüel şahıstan istemesi her nedense ikinci planda kaldı.

Magazin kültürünün tavan yaptığı ülkemizde, sosyal içerik kavramı ile birlikte düşünsel uğraşlar hep geri planda kalınca, iki metrelik mankenimizin verdiği şeylerin karşılığında aldığı 4 trilyoncuk hediyelerin üstüne oturma ve de bir zamanlar ağzına verdiği lokmalarla beslediği aşkını şutlama operasyonu, bir telefon dinlemesi sonucu ortalığa saçıldı.

Her ne kadar kendisini yok sayıp da, bir zamanlar bu ülkede play-boy sıfatını başında taç olarak taşıyan zengin bir adamla, ülkemin polisine kafa tutup yaralanmasına yol açacak boyutlara ulaştırmasına rağmen, en küçük bir ceza almamasının karşılığında, kendisini kanunların üstünde bir yaratık olarak görmesini de sağladı.

O zamandan bu zamana sürekli mafyasal boyutlarda dolaşan ve ekranlarda verdiği aile kızı görüntüsü ile tezat bir yaşantı programını kendine yaşam felsefesi seçen bu kızımız, küçük çaplı bir dişi Ahmet Kaya olacağım derken, dişi Kürşat Yılmaz olma rolünün kendisine daha çok yakışacağı düşüncesiyle projesinde küçük bir değişiklik yapmayı da ihmal etmedi.

Sonuçta, yeraltı dünyasının karanlık ilişkileri içerisinde bir hayli haşır neşir olarak kendini yetiştirdiği kanaatine varan Tuğba Ana, artık kurtulmak istediği kişileri de, emri altında tetikçilik yapanlara havale ederek, “Bu şerefsize ne isterseniz yapın!..” talimatı vermeyle, ne kadar büyük bir görev üstlendiğini de tüm Türk kamuoyuna bileğinin hakkı ile ispatladı.

Ama, düşünüp de yaptığı eylem karşılığında tutuklanıp, cezaevinde kimilerinin kader mahkumu, kimilerinin de korkunç cinayet makineleri dedikleri ile daha yakın bir temas içerisine giren bu kızımıza hak vermemek de mümkün değil.

Ülkemizin adalet ve yargı sisteminde 50 yıldan bu yana en küçük bir değişme ve gelişme olmazken, mafyanın bu kadar güçlenmesinin sosyolojik ve de psikolojik nedenleri üzerinde kafa yormayan bu memleketimizin güzide devlet erkanı ile hükümeti, yaşanan bu olayların da bir anlamda müsebbibi olma konumunda bulunuyorlar.

Normal bir şikayetin bile en az 3 yıl sürdüğü, haklı olsanız bile kimi zaman kimi nedenlerden dolayı haksız duruma düşerek, koca koca yüksek yargı organlarından emekli olan koca koca yargı mensuplarının “adalet adil çalışmıyor” feryatları bile dikkate alınmayınca, sonuçta ülkemizde mafya palazlanmanın üzerine palazlanmalar ekleyerek, hatta ve hatta kimi hukuk adamlarının bile ilk çare olarak düşündükleri, sorun çözücü makam ve mevkii konumunda ilk akla gelen kurum olma şerefini bileğinin hakkı ile elde ediyor!..

Şimdi, ekranların doğal programcısı olan bu hanım kızımızın, Türk polisi, jandarmasına güvenmemesi, Yüce Türk Adaletine inanmaması nedeniyle, mafya bağlantılı yargıda bulunarak, sömürdüğü sevgilisini de öbür dünyaya yolcu etme girişimi, bakalım bizim yurdum insanına da ne kadar büyük bir hayranlık nöbetleri içerisinde örnek teşkil edecek.

Ayşe’nin saçı, Fatma’nın kıçı hayranlığı içerisinde hergün kendine yeni bir idol yaratma merakında olan sosyal gelişmişlik düzeyi Afrika ülkelerinin bile gerisinde olduğu öne sürülen yurdum insanının bu taklitçiliği, hukuk sistemimizi de yerle yeksan edecek düzeye ulaşırsa, hiç şaşmamak lazım.

Bu kez bari durumu son derece ciddi ve vahim bir sosyal hukuk devletinin üstün nitelikleri içerisinde olmaması gereken bir durum olarak kabul edecek devletimizin yetkili organları ile yeni oluşturulan yasa yapıcı parlamentomuzun acilen ele alıp, bu sistemi sosyal hukuk devletinin üstünlüğü doğrultusuna yönelik bir projeyi ve de sistemi acilen devreye koymalıdır.

Otel basıp 300 kişinin önünde silah çekenler, kumarhane basıp takır takır adam vuranların ödüllendirildiği bir sistem hepimizin felaketi olacaktır.

Umarız, birileri artık akıllarını başlarına devşirir.

 

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank