content

09 May

Lüfer Kimin, İstanbul’luların mı?

Lüfer’e sahip çıkmak sadece onu yenildiğinden değil. İstanbul’luların yediğinden de değil. Hem öyle de olsa az bir nufüs mudur ki İstanbul?  Nufüs bakımından bir çok ülkeyi kibrit cebine koyacak büyüklükte.! Sadece nufüz mu? Bir kültür ve medeniyet şehridir.Lüfer, sadece onu yediğimizden değil demiştik. Yılan, Fare bunları yiyormuyuz.? Kusura bakmayın istemiyerek de olsa midenizi bulandırmış olabiliriz. Yabani otlar; Endüstriyel tarım için zararlı ama onların her birinin doğanın içerisinde bir dengeyi oluşturma işlevi var. Fare ,tarımdaki zararlıları , Yılanda fare’yi tüketiyor. Ama  tarla farelerinin gereğinden fazla çoğalması da istenmeyen bir husus. İşte fare ile de yılan mücadele ediyor.!

Yılan, fare, yabani otlar tek çeşit de değil belki onlarca, yüzlerce, binlerce çeşit. Denizlerdeki, göllerdeki, dere ve ırmaklarımızda binlerce çeşit de balık var. <<Biri de olmazsa da olur>> diyemeyiz. Her biri en az biz insanlar kadar yaşamlarının sürdürülmesinin gereği ve zorunluluğu var. Çünkü insanın dışındaki tüm canlılar ve cansızlar insan içindir. Onlardan birinin yok olması neslinin tükenmesi insan neslinin tükenme sürecinde bir adım maalesef mesafe alınmasıdır.

Canlılardan Lüfer’in devamını sağlamak o besin türünü kaybetmeme arzusudur. Besin türü denilince besin ,midemizi dolduran bir öge değil bizim sağlığımızı korumada bir büyük köprüdür. İşte tüm canlılar korunduğunda o köprü ayaktadır.Balıklar,Lüfer; Konserveleri dışında sanayiicilerimizin gerçek besin maddesinden uzaklaştırmaya muktedir olamadıkları bir besinimiz,sağlığımız.

İşte bir canlının yaşamını devam ettirilmesini dilemek hele de bu dileyişi bir aksiyon haline getirmek insanlığa << iyilik>> etmek demektir. İyilik tüm inanışlarda alkışlanan, beğenilen, tavsiye edilen hatta ibadet sayılan davranışlardır. Kim insanlığa iyilik için yola çıkarsa onu alkışlamak onu motive eder. İşte bizde alkışlıyoruz.

Lüfer İstanbul’un mu ? Veya niçin İstanbul’un? Bu soruyu sorarken de maalesef ben İstanbullu değilim.

Niçin İstanbul’un veya İstanbul’un sorusuna cevap arayalım.

Sosyolojik olarak medeniyet, şehirleşmenin başlaması ile oluşur. Medeni kelimesinin anlamı da arapça olup ‘’ şehir’’ dir. Kültür ise hem kırsal alanda hem de şehirlerde varlığını sürdürür. Kırsal’da kültür yalın iken şehirlerde daha daha estetiktir. Tüm Dünya ülkelerine yenilikler, evrensel değerler o ülkelerin büyük şehirlerinden girerler.

İşte lüfer’I korumak evrensel bir değerdir. Lüfer  Boğaz’da bu adı alır. Ve Boğaz’a en yakın İstanbul halkıdır. Lüfer İstanbul Halkının sağlıklarına giden besin köprüsüdür. Lüfer bir ekosistemdir. Yani İstanbul’a en uzak ilimiz insanları Lüfer’e sahip çıktıda sevgili İstanbullular buna engel mi oldu. Ben Ankara’da yaşıyorum, İstanbul’da yaşamıyorum ölçüsüyle lüfere sahip çıkmamak ta tüm insanlara sahip çıkmamak çıkamamak demektir. Herkes kendi anlayış ve ferasetleri ile buldukları bir hazine veya eksikliğe önem verirler.

İstanbul halkının yüksek anlayış ve ferasetle Lüfere sahip çıktıklarını gördük.

Yolda yürürken <<altın>> ın varlığından habersiz biri yerde bir altın parçasına rastgelse aldırış etmeden yürür, ‘’altın’’ ın varlığından haberder olanlar ise hemen alır acaba altın mı diye bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu ise altını yerde bulduğu altın parçasının hemen değerini ölçmek için mikyas aletine başvurur. İşte altın konusunda kuyumculuk en yüksek bilgiye sahip oluşundan yolda bulduğu altınla ilgili yüksek bir bilgi ve kültürel bir değere sahip olduğundan bu davranışı gösterir.

Lüfer, özde İstanbul’umuzundur ama Tüm insanlığındır.

Fikir Sahibi Damaklar Grubu Lüfer’e İstanbul’umuzun yüksek medeni ve kültürel değerler birikimi adına sahip çıkmıştır. FSD lüfer’e sahip çıkışı lafta bırakmayıp aksiyoner hale getirmiştir.

FSD üyeleri İstanbul’unun yüksek medeniyet ve kültürel birikimlerinin kendilerine aynı oranda yansımaları ile lüfer’ine sahip çıkarak tüm İstanbul’a bir <<iyilik>> etmek için yola çıkmış, tüm ülkemize Lüfer’in yok olma tehlikesini göstermiş, Boğaz’ın Sular’ının veya  Bürokrasi’nin maaşlı elemanları olmayıp karşılığını madden değil özelde lüferin kurtuluşu ile beklemektedirler. Onları motive etmek var iken <<Lüfer sadece İstanbul’lluların mı >> diyerek, büyük sevdalar için yola çıkmış insanlara köstek olmak iyilik değildir. Lüfer’e sen de sahip çık senin olsun.

Lüfer’e sahip çıkmak gerçek besin maddesinin, insan sağlığının, ekosistemin korunması demektir. Kültür ve Medeniyetin abidesi olan İstanbul’lularımıza bu yakışır, biz İstanbul’lu olmayanlarımıza da onları fiilen desteklememiz gerekir.!

Hem, İstanbul hepimizin.!

Çiğ Süt Üreticileri,Süt ve Süt Ürünleri Tüketicileri Grubu

http://groups.google.com.tr/group/cigsutureticileri

Etiketler : , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

2 Kere Cevaplanmış to “Lüfer Kimin, İstanbul’luların mı?”

  1. 1
    İsmail karagülle Says:

    Lüfer bir sembol haline gelmiştir. Bitki -hayvan-insan oranını ve miktarını, bir dengede tutabilmek lazımdır. İstanbul ve diğer il ve yerleşim yerleri için , dengeyi nüfus göçü ile de bozmuyormuyuz.İstanbul, 1milyon 150 bin kişi olduğunda balıkçılar bu güntuttukları balık kadar balık tutsalardı , büyük bölümünü denize dökmek zorunda kalırlardı . Gerçi hala hamsinin fazla tutulduğunda tarlalara gübre niyetine döküldüğüni okuyoruz. Yani denge konusunda Lüferi tutarken , boyu ve miktarına dikkat etmek mutlaka gerek. Fakat İstanbul nüfusunun bu kadar göç almasına da dikkat çekmek gerek diye düşünüyorum . Ne kadar insan, o kadar çok balık gerek . O kadar çok, çöp demek ve ilah. Dengenin bir sembolü olmuştur İstanbul ve lüfer konusu .
    Saygılar .

  2. 2
    Nurdan GELDİ Says:

    Sayın Çapar Kanat
    Keyifli konu ve yazıydı...
    Lezzet açısından hiç bir balıkla kıyas edilmesi benim için en azından mümkün olmayan bu balığın en dayanılmaz hali ağır ağır pişirilmiş ızgarasıdır. Buğulaması, kızartması, şişi ve çorbası da yapılıyor; hepsi de ayrı ayrı lezzetli olsa da bence hiç biri ızgarasının yerini tutmuyor... Ayrı bir kültürdür sanki... Eylül ayına girdiğimiz şu günler de sanki sahneye çıkan assolist gibi demekten kendimi alamıyorum... Bu güzel lezzetin soyunun tükenmemesi için gerekli önlemlerin alınması, bizden sonrakilere miras bırakabilmemiz açısından son derece önemlidir.
    Not: Bu arada, Lüfer, olta balıkçılarının tutmaktan en çok keyif aldıkları balıklardan birisiymiş...
    Saygılarımla...



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank