content
29 Haz

Küskünüm

Her şeye… Bunalım kusacağım hiç aklıma gelmezdi ama kusuyorum. Herkesin gözünde dünyayı gezen, hergün yeni insanlar tanıyan, farklı kültürleri öğrenen, mutluluk resimleri çektiren (güya), özgür kız… “Hayat sana güzel” denen kız…… Peki ya aynanın öbür yüzü?!… Hüzünlerim, gözyaşlarım, yalnızlıklarım…

Dünyayı dolaşıyorum evet “beleşe”!... İnsanların tatlı rüyalarında hayallerine kavuştukları o mübarek anlarda, sıcacık yuvalarında sevgi çatısı oluşturdukları anlarda, ellerinde yüzük sevdikleri kızlara evlenme teklif ettikleri anlarda, kalabalıklaştıkları en sosyal anlarda, kucaklaştıkları en özel anlarda… İşte ben “o anların” yolcusuyum…Yıllar önce izlediği, etkilendiği filmi naklen yaşayan o yalnız kız benim… Senaryoda yeni yıla bile uçakta giren, hayatı işi olmuş bir hostes anlatılıyor… İşini sevdiği adama bile tercih etmiş, daha doğrusu hayat onu buna mecbur etmiş…İstediği çok şeye sahip olduğu halde, en önemli şeye aç kalmış “ sevgi” ye…

Bugün facebook denen sanal gerçekliğin içinde dolaştım yine… Sadece insanlardan haberdar olmak için zaman harcadım, adına bilgisayar denen ama çoğumuzun yararlı bilgilerle geçirmediği şu aptal kutusunda… Ne kadar yalnızlaştığımın farkına vardım bir kez daha… Telefonumu sohbet için doğru dürüst kullanmazken, randevularımı bile aptal kutusunun içinde ayarladığımı fark ettim. İnternet sanki elim kolum olmuş… Allah’ın Afrikası’nda dahi ilk aradığım zımbırtılardan biri olmuş… Belki de ben, olmak istediğim hayatların içinde kaybolmuşum… Geçmişimdekiler ve geçmişine dahil olamadığım nice özlemlerin, ideallerin, ihtirasların gölgesinde gizlenmişim… Her şey benim uçağım gibi uçup gitmiş ellerimden… Ulaşamadığım istasyonlara… Bazen tıklıyorum bir resme, bir anıya, bir isme… Çocukluk hayallerimi görüyorum o sayfalarda… Bir başka sayfada da gençlik anılarımı buluyorum… Çoğu gelinlikli kızlar görüyorum artık listemde… Ama o nasıl evlenir dediğim kişilerin bile düğünlerine şahit oluyorum o sayfalarda… Benimle akran ama olgunlaşmış kadınlar… Yeni ailelerini kurmuş, kucaklarında bebeleri, mutluluk pozları veren niceleri… Her mutluluk tablosunda gözlerim doluyor… “Niye hala benim de asacağım bir çerçevem yok” diye… Ferhat dağları delmiş Şirin’i için… Romeo Juliet’i için ölüme koşmuş… Benim ise uğruna değil ölüme, Kadıköy’e gideceğim bir yüreğim bile kalmamış, toplasan 250 gramlık yalnız kalbimi saymazsak…

Sonra bakmışım dostlarıma, dost sandığım vefasızlara… Hep serzenişlerde bulunan, yakınan ama o küçücük dünyalarında benden daha büyük dünyalar yaratmış insanlar… İşin gücün arasında boğulan ama her nasılsa o mutluluk çerçevelerinden birer tane satın almış olanlar… Demek ki iş aralarını benim gibi boşa geçirmemişler… Kapmışlar bütün otoparkları, ben arabayla gezedururken.:)

Meğer hayat insanları değiştiriyormuş arkadaş! Ben hala dünkü çocuğum… Mümkün olsa “hadi top oynamaya çıkalım” diyecek bir arkadaş arıyorum kendime… En azından bana yarına kadar yetişkin olduğumu, sorumluluklarımı unutturacak bir çocuk… “Evlen de torun sevelim artık” diye aile nutuklarından bir süre kaçacağım bir delik… (Gerçi ailem bile sanırım ümidi kestiler benden bu ara sessizleştiler)

Ben dünü hatırlamıyorum… Ne zaman büyüdüğümü… Oyuncaklarımı ne zaman terk ettiğimi… Çeyiz hazırlamaya ne zaman başladığımı… Bebekleri gördüğümde “hıh ben daha çocuğum bana ne bebeklerden” demeyi ne zaman bıraktığımı… Ve uçaktaki her bebeğe mütemadiyen atlamaya ne zaman başladığımı… “Artık yaşlanıyorum” sözünü ilk sarfettiğim o anı… Küstüğüm arkadaşlarımı özlemeyi unuttuğum zamanı…Ve eskileri…

Etrafıma baktığımda değişmeyen tek şeyin “ailem” olduğunu görüyorum. Benden vazgeçmeyen, pes etmeyen, her ne olursa olsun beni sevmeyi unutmayan biricik ailem… Keşke onlarla ölsem, beni sımsıkı sarıp hayatın acımasızlıklarından sonsuza dek korusalar dediğim, hayatın eskitmesine hüzünlü gözlerle seyirci kaldığım ailem… Kendimi yalnız hissettiğim o beter anları sıcacık hale getiren, hayatın yaşlandırdığı canlarım… İşte şu hüzünlü yazımda bile biran için gülümsememi sağlayan son noktam “siz”. Sizi seviyorum.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

2 Kere Cevaplanmış to “Küskünüm”

  1. 1
    amra Says:

    "Bilmek başka, bulmak başka, olmak daha başka.."

  2. 2
    bekir Says:

    "Bilmek başka, bulmak başka, olmak daha başka.."

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank