content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

01 Kas

Kurbanlık Çelenkler

Filmlerin, dizilerin klişe sahnesidir; üzerinden yıllar geçmesine rağmen, sevdiği bir insanın, bir yakınının mezarına gidip onunla konuşan, dertleşen insan...Kimi zaman günah çıkarır, kimi zaman derdini anlatır, bazen ‘gözü arkada kalmasın diye’ rapor sunar... Ya da yapacaklarını anlatıp, tekmil verir.

Kahraman kim olursa olsun, bu sahneyi izleyen yüreğinde aynı duyguyu hisseder; merhamet duyar, acır, “vah vah” der... Kafayı sıyırdığını, haydi en romantik haliyle, ‘bunalıma falan’ girdiğini düşünür. “Yazık adama/kadına” diye üzülür.

Oysa aynı kişiler, çoktan ölmüş, normal şartlarda kemikleri bile yer yüzünde kalmaması gereken bir zatın mezarı başına gidip de, birilerinden yakınmayı, 'kalkıp da onlara günlerini göstermesi için' dua etmeyi çok normal, hatta bir ‘zorunluluk’ olarak algılarlar. Mezar başındaki deftere maruzat yazıp, 'öbür tarafa' şikayet dilekçesi yollayan, bir yandan da “için rahat etsin, biz varız.” diye gönlüne su serpen liderlerin peşine takılır, ‘memleketi düze çıkarması için’ ona oy verirler...

Yine bu kişilere, İpli Baba Tekkesi’nden dilek dileyip, mum yakan, mezardaki ölüye dua edip, ondan bir şeyler isteyen, karşılığında bir şeyler vaad edip, ‘dünyalar arası ticaret’ yürütenleri gösterdiğinizde, cahillikle, geri kalmışlıkla suçlarlar... Bu çağda böyle kafa olur mudur, ölüden hiç medet umulur mudur?

Her fırsatta, hatta sebep uydurulup, Çemişgezek’in işgalden kurtuluşunda da, Dünya Kamyonetçiler Günü’nde de törenler düzenleyip, heykel dibine çelenk bırakmakta, heykelin karşısında selam durmakta gösterilen ısrarın da bundan aşağı kalır yanı yoktur. Merasimler, törenler çoktan birer ayin, çelenkler modern kurban, heykeller ise totem halini almış durumdadır...

Bütün bunlar sonradan uydurulan Kemalizm dininin ritüelleri...

Hal, manzara böyle olunca; kendisine ‘fiziken’ duyduğum ilgiyi, zaman zaman yüksek sesle dahi dile getirdiğim Esra Elönü’nün düşüncesine kısmen de olsa katılıyorum ve ben de diyorum ki;

“Kemalistlerin bu hallerini, davranışlarını gördükçe, söylediklerini duydukça, git gide Atatürk’ü daha az seviyorum.”

Ve fakat...

Madem ki özgürlüklerden yana tavır almış, iktidarların muktedirlik özgürlüğü kadar, mazlumun, itilmişin hukukunu, hatta ve hatta haksız olanların, haksız olma hakkını dahi savunmaya kalkmışım, bir şey daha söylüyorum;

Bırakın dileyen, dilediği zaman, dilediği heykelin, dilediği anıtın dibine, dilediği gibi çiçek bıraksın, çelenk koysun!

İster tasarruf olsun diye metalden o çirkinlik, o zevksizlik abidelerini dayasın, isterse paraya kıyıp çiçekçiden ‘aranjman’ yaptırsın.

İster üç kişi birleşip Kanatlı Hayvan Sevenler Derneği adına temenna çaksın, ister on bin kişi toplanıp falanca parti adına saygılarını sunsun.

İster ‘resmi’ törenlerde, protokol zevatından sonra yapsın, ister gece yarısı...

Kime ne?

Bırakın dileyen, stadyumda resmi törene katılmasın da, caddelerde bayrak sallayarak, türkü - marş söyleyerek yürüsün!

Canı isteyen salon tutsun, konser, şenlik düzenlesin.

Keyfi gelen havai fişek atsın da, sevmeyen, istemeyen “monarşi olaydı ne iyi olurdu.” deyip, suratını assın evde otursun.

Size ne?

ÖLMEYE YATMAK...

Son günlerde sosyal medyada, kimi kişiler arasında moda olmuş bir ileti var;

Ölüm oruçlarını destekliyoruz, lütfen devam edin ve geberin!” yazıyor.

Bana gelen bir kaç tanesini, hatta duvarlarında gördüğüm kimi tanıdıkları, anında sildim, engelledim.

Neden mi?

Ölüm oruçları konusunda, akl-ı selim tezi savunuyorum. BDP’li milletvekillerinin, belediye başkanlarının, parti ileri gelenlerinin neden bu eylemlere katılmadığını soruyorum. Ve siyasi tutukluların, ciddi bir dolduruşa getirildiklerini düşünüyorum.

Ancak...

Kim, hangi sebeple, hangi amaçla yaparsa yapsın, bir insanın vücudunu ölmeye yatırmasındaki kararlılığı, cesareti de hayretle karşılıyorum.

Ve hayatının hiç bir döneminde, inandığı, savunduğu hiç bir değer için bırakın 40 gün aç kalmayı, 12 saat sigarasız bile kalamamış insanların bu duruş karşısında “ölüm isteriz, kelle isteriz.” diye çığlıklar atmasını insanlığıma sığdıramıyorum.

Bu kadar...

Kaan Göktaş
twitter.com/kaangkts | facebook.com/kaangkts

 

Kaynak : http://www.internethaber.com/kurbanlik-celenkler-13423y.htm#ixzz2Agt7rknJ

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank