content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

04 Eyl

Kuran’a Giriş

Başlangıçtan günümüze sayısız kitap yazılmıştır. Yaklaşık 5.500 yıldır insanlar düşüncelerini yazı yoluyla aktarmaklar. Yazının -yazı öncesi- versiyonu resimdir. Resimler küçüle küçüle bu hale geldi ve artık her türlü düşünceyi yazıya dökebiliyoruz. Yazı tarihinde sayısız kitap yazılmasına rağmen, tarihsel nitelikte; belki de düşünce tarihine yön veren, onu şekillendiren ve/ya odak noktası olan sayılı kitaplar vardır. Yazı tarihinin girişi bilindiği gibi Sümerlerde başlamıştır. Sümerlerden zamanımıza tarihe damga vuran kitapların başında, ilk akla gelen meşhur eserler arasında Kuran da yerini almıştır. Kuran'dan önce sayısız yazı yazılmasına rağmen, ilk akla gelenler Mısır'ın Piramit Yazıları ve Ölü Metinleridir. Onun yanında Sümerli Gilgameş'in adıyla anılan destan ve Babil'in Yaratılış Destanı olarak bilinen Enuma Eliş'tir.

Hintlilerin Vedaları, Upanişadları; yine Yunanlı Homeros'un kaleme aldığı İlyada ve Odysseia'dır. Bu listeye tarihçileri, filozofları; Romalı hukukçuları ve bir dönüm noktası olan Avesta ile Zendlerini eklemek mümkündür. Ancak Ortadoğu ve Ortaçağ denince ilk akla gelen Musa'nın Kitabı ile İsa'nın kitabıdır. ve hala dünyada enlerin arasında bunlar yer alır. Misyonerlik faaliyetlerinin hız kazanmasıyla İncil ençok okunan kitaplar arasında yerini almıştır. Gerçekten de sürekli olarak okunan kitaplar hala İncil, Tevrat ve Kuran'dır. Yine bir gerçek vardır ki; anlaşılmadan okunan sayılı kitaplardandır bu kitaplar. Kimi zaman ibadet için, kimi zaman şifa için, kimi zaman araştırmak için; kimi zaman da insanlar, tanrıdan gelen mesajlara kulak vermek adına okurlar bu kitapları.

Musa'nın kitabı Yehudilerin ulusal hikayesidir. Yehudi halkının tanrı ile sınavını kapsayan bu kitap; Ortadoğu'nun antik tarihi hakkında hala birçok yönüyle kaynak olma özelliğini korumaktadır. Akadlıların Hamurabi'si, Sümerlilerin inançları; Mezopotamya'nın ahlaki kriterlerini bir bütünlük içinde sunan bu kitabın anlaşılması sıkıcı olmakla birlikte, genel olarak akıcıdır. Tevrat'ın birçok bölümü anlamsız soy sayımı, tekrarlarla dolu olmanın yanı sıra, içerisinde çok güzel şiirler, öğütler bulmak mümkündür. Tevrat'ın ardılı olan İncil ise daha çok Roma'nın Yunanistan'dan gelen Hermetizminden derin izler taşımaktadır. İncil'i açıp okuyan biri, İsa'nın hayatın dışında ahlaki öğütler, dualar, hikmetler bulacaktır. ve nihayetinde Tevrat ile İncil içerik bakımından anlaşılır, bütünlük arz eden bir yazpıya sahiptirler. Çünkü metinlerin arasında bir ilişki vardır. Roman gibi akıcıdır. Tevrat'ın tarihçileri ilgilendiren karmaşık bilgilerini bir yana bırakırsak, her insan Tevrat'ın ne dediğini çok rahat anlayabilir. Aşağı yukarı her kitap bu şekilde yazılmıştır. Konular birbirleriyle bağlantılı, akıcı, bütünlük arz eder niteliktedir. Kuran'a gelince...

Kuran'ın sonunda yer alan kısa sureler hariç, hemen hemen ayeti bir diğeriyle bağlantısız ve alakasız dizilmiş biçimdedir. Sanki her ayet ayrı ayrı, bir diğeriyle bağlantısız biçimde yazılmıştır. Kuran'ın okuru çok titiz, düşünce yüklü, dikkatli olmalıdır. Zira her ayetinde bir tuzak vardır. Sanki anlaşılmamak için yazılmış bir kitaptır.

Yanı sıra Yusuf'un hikayesi gibi son derece akıcı sureler de mevcuttur. Doğrusu Kuran'ın ilahi olduğunu görmeyen biri için "saçma" denilebilecek bir kitaptan ibarettir. Kanımca Kuran'a bu şekilde bakmak yanlıştır. Zira Kuran'ın kendine has bir özelliğidir bu. Kur'an okurunu adeta o anki ana odaklıyor. O anda, o ayet üzerinde düşünmedikçe bir sonraki ayet ile bağlantısını kurmadan konudan kopuş gerçekleşiyor. Ben Kuran'ın bu özelliğine şahit olduğumda çok şaşırmıştım.

ünkü, örneğin, bir ayeti alıntılanmış şekliyle okurken gayet rahat anlayabiliyordum. Bir kitapta veya yazıda bir ayet yazılıyor, o ayetin anlamını derhal kavrayabiliyordum. Lakin ayeti açıp bakıyorum, önceki ve sonraki ayetin konu değiştircesine başka bir anlama taşıdığını görüyordum. O anda bu Kuran'ın bir tuzaıdır dedim. Belki de ilahi bir kitap, varsa, böyle olmalı?! Olaya bu şekilde bakan Kuran'ın karmaşıklığını, çelişkili yapısını, yoğun hitabını kavramaya başlar ve gerektiği gibi taktir eder. Kuran'ın nerdeyse en anlaşılır ve basit anlamlı ayetleri bile, her tarafa çekilebilir, anlamlandırılabilir.

Türemeli bir dilde yazılması olaya farklı bir anlaşılmazlık, çok anlamlılık katıyor. Öyle ki Kuran'da çıkarmayacağımız yorum yoktur, nerdeyse. İddia ediyorum, Kuran'da Ateist yorumdan Sosyalist yoruma, Kapitalist yorumdan ilkel bir Putperest dine kadar, her türlü anlam çıkarılabilir. Ki zaten İslam'da bu kadar rahat mezheplerin çıkması şaşırtıcı değildir. Elbette diğer kitaplara da her türlü anlam yüklenebilir. Ben Nietzsche'nin yazılarını bazen Kuran'a benzetiyorum. Nietzsche de daha çok ana çeker okurunu. Avesta bile Kur'an kadar özet geçmiyor, biraz açıklıyor. Kuran'ın bu karmaşık yapısı, hele hele bir konunun bütün kitaba serpiştirilmesi Kuran'ı anlaşılmaz kılmakla birlikte, her okuru o anda bilgilendirecek bir takım kısa bilgiler verebilmektedir.

Bu bir övgü değildir elbette. Herkesin aynı tarzda bir kitap sevmesi zorunlu değildir. Ancak bir araştırmacı bu kriterleri göz önüne almadan edemez. O nedenle yazılmış olan yığınca hadis kitabı arasında Hz.Muhammed'in hayatını çekip Kuran ile bütünleştirmek de ayrı bir zahmettir. Neredeyse Kuran'ın her ayeti için yorum olara nakl edilebilecek sayısız rivayet mevcuttur. O nedenle İslam Alimlerinin bile hal edemediği bu sorunlar, hergün bir yenisine gebedir. Kuran'ın tekrarları, karnaşıklığı; sadece bizim tanık olduğumuz bir sorun değildir. Daha ilk günden Kuran bu soruna bir çözüm öneriyor. Kuran'a göre ayetler iki çeşittir. Bunların bir kısmı apaçık muhkem ayetlerdir. Bu ayetleri her insan anlayabilir. Muhkemlerin dışında karmaşık olan muteşabih ayetler vardır ki, bunların da yorumunu ancak "ilimde derinleşenler" çözebilir.

Kuran'ın kendi kendini açıklama yöntemi aşağı yukarı birkaç önerme ile gerçekleşiyor. 1-Bir ayetin yorumu başka bir ayetle yapılmalı. Yani Kuran'ın bütünlüğüne serpilen bir konuyu -bir ayetle anlamak mümkün değildir. O nedenle konulu tefsir ve/ya konulu bir indekse ihtiyaç duyulur. 2-Ayetlerin konular üzerine inmesi -islam alimlerine göre- o ayet hakkındaki "Esbab-ı Nuzül" {İniş Sebebi} bilinmedikçe, gerçek anlamı havada kalır. İniş Sebepleri ise gerçekten çok karmaşık bir konu olduğu için, rivayetler arasında bir tercihte bulunmak oldukça zordur.

Lakin Kuran'a daha pratik bir yorum getirmenin kriteri olarak, en azından ayetlerin iki kısma daha ayrıldığı görülmüştür. Bu ayetlerin birinci kısmının Mekke'de inmesi sebebiyle -bunlara Mekki ayetler- denmiştir. İkinci kısmında yer alan Medeni ayetler ise, Medine'de oluşması nedeniyle -bunlar Mekki ayetler gibi yoğun edebi ve muhalif söylemli ayetler değil, yasamaya ve hukuka dayalı olması dikkat çekicidir. Medeni ayetlerin geneli düz yazıya yakın, uzun boylu surelerden oluşur.

Kuran'ın sıralaması hangi mantıkla yapılmış onu bilemiyoruz. Çünkü Hz.Muhammed'in ölümünden sonra -Osman döneminde {Osman Mushafı denir} düzene dokulmuştur. Bizim görebileceğimiz tek mantık, uzun surelerin başa, sona doğru kısa surelerin bırakılmasıdır. Tevbe Suresi hariç, her sure "Rahman ve Rahim Olan Allah'ın adıyla" adıyla, "Besmele" ile başlar. Bazı surelerin başında yer alan harflerin {Mukata Harfleri} ne amaçlı konulduğu tartışılmıştır. Ancak bir rivayetle anlaşılıyor ki, Hz.Muhammed'in bu harfler hakkında yaptığı yorum, onların bazı sayıları ifade ettiğidir. Eski Araplar ilk dönemlerde sayılar yerine "Ebced Hesabı" ile rakamları tayin ettikleri için, bazı surelerin girşinde bu hafrlerin yer alması anlaşılırdır. İşin ilginci bu kısa kodlamalardan hemen sonra, çoğunda, "bunların kitabın ayetleridir" şeklinde ayetler görülüyor.

Kuran'ın içinde uzun surelerden kısa surelere gitmek kaydıyla, toplam 114 sure / bölüm bulunur. En uzun sure Fatiha'dan sonra gelen Bakara iken, en kısa sure ise sondan ekli Kevser olarak bilinen 3 ayetlik suredir. Sure isimleri de içerik kadar karmaşıktır. Hayvan isimleri, Doğal Nesneler, Gök Cisimlerinin yanı sıra; Peygamber isimleri, tarihsel ve/ya doğal vakıa isimlerini bulmak şaşırtıcıdır. Neredeyse Karıncadan İnsana, İnsandan Güneşe her şeyin ismi bir şekilde alınmıştır. Kuran'ın içeriğine gelince...

İçerik olarak Kuran'ın genel bir -odak konusu- yoktur. Fakat Kuran'ın temel vurguları vardır. Örneğin Allah kavramı Kuran'ın temel konusudur. Allah'ın isimlerinden Yaratılışa kadar, İnsan eylemlerinden hayatın anlamına kadar, herşeyin ana teması Allah'ın birliği olan Tevhid ile açıklanır. Allah'ın varlığı ve birliği etrafında dönen bir diğer konu ise Ahiret {Saat} olarak ifade edilen ve Kıyam/met {Kalkış/Diriliş} şeklince beklenen "Ölüm Ötesi Dirliş" ise Kuran'ın temel hedef konusudur. Bütün bu olup bitenleri insanlara açıklamakla {tebliğle} öükellef olan Peygamberlik kavramı da bir başka ana temayı oluşturur. Adem'den Muhammed'e kadar gelen tüm peygamberler isimli / isimsiz yad edilir. Bunlar arasında beş peygamber ki bunlar; İbrahim, Muhammed, Musa, İsa ve Nuh'tur, "Ulul-Azm" şeklinde anılmakla brilikte, hiçbir peygamber arasında iman konusunda fark edilmemesi gerektiği de tembih edilir. Tevhit, Ahiret ve Risalet konusu en güzel şekilde -kanımca- Kaf Suresinde anlaşılır. Kaf Suresi bana göre Kuran mesajı için en güzel özettir. Kuran'a göre {Mülk, 2} hayat ve ölüm insanların güzelliklerini sergilemleri ve ancak ibadet etmeleri {Zariyat, 56} için yaratılmıştır.

Yaşamın anlamı böylece bir sınav / imtihan mekanıdır. İleriye atılıp iyi olanlar Allah'ın nurunu/aydınlığını hakk ederler ve sonsuzluğu ifade eden Cennet ile ödüllendirilecekler. Geride kalıp kötülük işleyenlere gelince, onlar şeytanın/karanlığın dostları olup Cehennem ile cezalandırlacaklar. Ölüm ötesinde hasr edilecek / toplanacak olan insanlık iki büyük yurda sevk edilirler

Bu yurtlardan bir "Gizemli Bahçe" olan cenettir. Orası mükemmel bir yerdir. Her türlü istek karşılanır. Orada cinsellik, şaraf, zevkler, keyif, güzellik, bahçelikler, gölgelikler, saraylar vardır. Cehennem ise kötülüklerin yurdu olup azabın mekanıdır. Dünyadaki acının yetmiş katı {bir rivayette} kadar kötü olan bir yurt olup ateşin yurdudur. Bütün kötüler orada topalanacak ve böylece iyilik ile kötülük, aydınlık ile karanlık sonsuza dek ayrı kalacaklardır. Dilim döndüğünce Kuran'ın ana tema mesajını, içeriğini açıklmaya çalıştım. Bu çerçevede okunması, bu gözle okunması birçok mesajın iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Tabiki bu bir yöntemdir. Her araştırmacının farklı bir okuyuşu olabilir.

[...]

www.mazdek.com
Zend Mazdek

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank