content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

28 Haz

Köy Yumurtacılığı!

Literatürde böyle bir meslek var-mıdır? Bilemem…

Lakin…
Son zamanların modası olan her şeyin otantik ve doğal olma modası yumurtacılığı da kapsamış durumda.
Gerçi “benim bazı uyanık köylüm”  tüketicilerin bu zaaflarını çok iyi kavramış olacaklar ki… Birkaç yıldır fırsata dönüştürmüşler. Yumurtaları tavuk gübresine bulayıp köy tavuğu yumurtası diye kışın ortasında sattıklarını görüyoruz.
Yumurtacılık işiyle yirmi üç yıl uğraşan bendeniz nerede bir yumurta kümesi, nerede bir öbek yumurta, nerede yumurtacılıkla ilgili bir yazı görsem dikkat kesilirim.

Bundan altı ay kadar evvel ben yaşlarda hevesli bir arkadaşım elinde bir kitapla yanıma gelerek “oku ve bana fikirlerini söyle” dediğinde… Kitabı elinden iştahla alarak bir çırpıda okudum.
Okuduktan sonra arkadaşıma dönerek “ elimde yetki olsa bunu yazanın ilmi unvanlarını elinden alır, bir de kulağını çekerdim. İlave olarak sana da şunu söyleyeyim sakın bu işe bulaşma…”
Huyumdur bir şeye tavır koyduğumda nedenlerini uzun-uzun izah eder karşımdakini ikna için kendimi paralarım.

Öyle de oldu… Sonunda ikna oldu. Allah razı olsun demiş-midir bilemem. Ben olsam beni zarardan kurtaran babayiğide bir iftar sofrası feda olsun derdim.
Latife bir yana… Bu işe karşı olmamın sebebi uzun yıllar o işi yaptıktan sonra bıkkınlıkla söylenmiş sözler değildi.

Gayet mantık dolu gerekçelerim vardı…
Nitekim geçen hafta Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman’ı bir vesile ile ziyaret ettiğimde bu konudan söz açıldığında “ hüsrana uğradı abi o iş” dediğinde… Haklı çıktığıma-mı sevineyim yoksa onca emeğin ve paranın ziyan olmasına mı üzüleyim bilemedim.
Hani “müstahaktır bize” demek geldi içimden… Lakin beddua bize yakışmaz dedim yutkundum.
Konuyu neresinden ele alsam bilemiyorum ki… Neresinden tutsak cılk yumurta gibi elimize, ayağıma bulaşıp, kokutuyor.
İsterseniz önce yumurtanın köy yumurtası olup olamayacağını bir analiz edelim...

Proje şöyle,
Belli bir kapalı alan yapıyoruz. İçinde yemlik, suluk ve tavuğun yumurtlayacağı folluklar oluyor. Bir de etrafı kapalı, üzeri açık yaylım alanı.
Havaların yağışsız olduğu anlarda tavuklar dışarı salınıyor. Yağışlı günlerde ise içeride besleniyor. Elbette fabrika yemi yani suni yemle… Malum kafes tavuğu da bu yemin aynısını yiyor. Ayrıca tavuklar açık alandaki ot ve börtü-böceği birkaç günde yediği için yine suni yeme talim etmiş oluyor.

Şimdi yumurtanın ne yumurtası olduğuna siz karar verin. Yumurtaya tavuk gübresi bulaştırmakla ve yumurta ambalajına bağ-bahçe fotoğrafı basmakla köy yumurtası üretilemeyeceğini de tekrar hatırlatmak isterim.

“Ne yani sen şimdi devlet babanın uzmanlarından ve memleketi madden hoplatmak isteyen cefakâr ve fedakâr amirlerimizden daha iyi mi bileceksin?”
Diyenlerinize başımdan geçmiş bir hadiseyi anlatmak isterim.
Ama bu gelecek hafta olsun emi…
Bu arada,
Dönümdeki fındık üretimini doksan yıldır yüz kilodan bir gram yukarı çıkaramamış devlet babanın uzmanları yumurtacılıkta hayır duamızı alabilirler mi idi?
Gelecek hafta başımdan geçeni anlatayım… Sonra bu soruyu hep beraber gülümseyerek cevaplarız olur-mu?

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank