content

04 Oca

Kendine Nişan Alan Hedef

Emir kipinden hiç hazzetmeyen ve askerlik seramonilerine hiç hevesli olmayan biri olarak, dik bir erkek sesiyle gürce söylenen bu cümleleri her duyuşumda (bilhassa televizyondaki askeri kıt’a selamlamalarında ya da filmlerde) hayatın da insana ömrünün başından sonuna dek adeta böyle haykırdığını işitir gibi olurum.

Kainatın süzülmüş bir özeti olan hayat, ölümsüz bir sanat mucizesidir kanımca. Dünyanın tenhasında bir sahilde yumurtadan çıkar çıkmaz okyanusa koşan deniz kaplumbağası yavrusu adeta bir hedefe kurulmuş olarak doğar ve zembereğinden boşanmışçasına hiç bilmediği bir meçhule doğru koşar. Bu hayattır ve muhteşemdir. Toprağa düşen alelade bir tohum, diğer elementlerle öyle bir işbirliğine girer, öyle bir organizasyonun parçası olur ki bağrında taşıdığı nihai hedefe doğru adım adım yürür, sanki yürütülür. Duvarın arkasına sinmiş aç kedicik, ayaklarıyla pamuk tarlasında yürürcesine sine sine müstakbel kısmeti olan kuşa öylesine yaklaşır ki, yaydan fırlayan ok havada kuşu vurur çoğu kere. Müthiş bir odaklanma, hayran olunası bir sabır, takdir edilesi bir konsantrasyon ve son derece cömert bir hamle coşkusu. Bu hayattır ve hayrete şayandır…

Neresinden bakarsanız bakın hepsinde öncelikle bir hazırlık, ekipman temini, bir ön çalışma mevcuttur: Tüfeeeek omza! Hemen ardından ciddi odaklanma ve konsantrasyon eşliğinde hedefe kilitlenme vardır: Nişaaaan al! Ve nihayet gergin kasların şarkısının, enerjinin müthiş coşmasının, tüm varlığıyla hedefe atılmanın büyüsü parıldar: Ateeeş!

Hayat olağanüstü amaçlılığıyla, hayatın içindekiler göz kamaştıran hedefliliğiyle insana sürekli bir telkinde bulunur sanki: “Ey insanoğlu! Her şey ama her şey sürekli büyük bir amaca doğru doludizgin akmaktadır, her varlık kendi halince kendisi olma vazifesini, içindeki programı gerçekleştirme hedefini vurmak için çırpınıyor. Bunca hareket, bunca değişim, halden hale geçiş içinde büyük amaca koşan varlıkların hedeflerine yönelişleri var. Senin de öyle yapman gerekmez mi? Çocukluğundan itibaren kendini varoluş gayene göre hazırlaman, varlığına konan yeteneklere, zekaya, yüce hislere yatırım yaparak malzeme temin etmen, ekipman tedarik etmen, kafanı ve gönlünü donandırman, ilim ve irfan ve ahlaktan oluşan ışıklı silahları elde etmen gerekmez mi?: Tüfeeeek omza!

Seni evren içinde yegane kılan yeteneklerini, sendeki özel tecellileri, sana has baskın yanlarını keşfederek her şeyin ezeli maksadı olan ebedi ahiret yurduna layık bir şerefli varlık olmak için dünyada her an kendine küçük hedefler koyman, zamanını ve ömrünü çarçur etmemen, can sıkıntısı ve ataletle bir ömrü heder etmemen, kendi içindeki potansiyeli açığa çıkararak bodur bir akasya olarak çürümekten kurtulup ulu bir çınara dönüşmen lazım değil midir? Gönlünü ve gözünü bir noktada birleştirerek aklını çelen, zihnini dağıtan, kalbini meşgul eden ıvır zıvır dan yüz çevirmen vazifen değil midir? Tüm varlığınla kısa dünya hayatını ebedi bir sermayeye dönüştürme aşkına gözünü dikmen gerekmez mi?: Nişaaaaan al!

Daha ne bekliyorsun, bak, Hayat emrediyor: Ateeeeş!”

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank