content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

29 Ara

Kaç Kırlangıcımız Daha Var?

Dostlar;
Niyedir bilmem..
Ne zaman bir “"yılbaşı, yeni yıl-biten yıl” sohbeti olsa, benim hayat ve felsefe damarlarımdan biri kabarır, alırım elime kalemi..
Yıllar mı geçer, ömür mü biter, sevdalar mı tazelenir konuşur da konuşurum kendi kendime..
Hüzün de olur elbette bu durumlarda.
“Geçmişim mi daha uzun geleceğim mi”, diye, hayatın bize atacağı son “çalımı” da merak ederiz.
Yaş 50’ leri geçince sorunun yanıtı da bellidir.
Günlerdir üstümüze abanan nemli sisin dağılıp da, güneşin sıcak yüzünü, gülümseyerek gösterdiği bu soğuk-mavi Ankara sabahında, “hayat-zaman-ömür” üzerine tatsız bir sohbetin sırası mıydı?
Belki de, ne bileyim..
Acılar vardı, hüzünler, kederler oldu, kırılmalar, öfkeler yaşandı, ruhlarımızın ve zihinlerimizin “gel-git heybesinde” ne varsa döküldü yaşamın sofrasına..
Ama yine de güzel bir hayattı bizimkisi..
Sevmek, karşılıklı olarak bilmek ve sürekli geliştirmekti, çünkü bizim için.
Güzel hayatlarda, sevmek ve yoğunlaşmış ifadesi olan aşk; birbirlerinde sonsuzu aramak çabasıdır, çünkü..
Fazıl Say bir söyleşisinde; “...18-36 arasını yetişme, 36-54 arasını üretkenlik, 54 ve sonrasına olgunluk ve felsefe dönemi...” diyor.
Bu hesaba göre, felsefe yapma dönemindeyiz..
Felsefe yapmaktayız ama görevimiz gereği “üretkenlik” işlerinden de uzak değiliz.
Yazı, makale, kitap, fikir, tez üretme çalışmalarının içindeyiz.
Bilimden-sanattan ve felsefeden vazgeçemeyiz.
Felsefe yapmak yeni değil ta ilk çağlarda da var.
Melih Cevdet Anday’ın Defne Ormanı şiiri bunu anlatır.

“Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri
için felsefe yapıyorlardı, çünkü
Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için
Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini
Köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti Likya.
........

...Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin
Felsefesi...

Ve yıkıldı gitti Likya.

Hala yeşil bir defne ormanı altında.”

Işık ülkesi Likya’dan, felsefeden günümüze dönersek, niye yazının başlığını “Kırlangıç” koyduk?

Ve sorduk, “kaç kırlangıcımız var?”

Bu noktada Mülkiye’li şair Cemal Süreya’ya başvuracağız;

Söylenceye göre,Lokman Hekim’e kaç yıl yaşayacağı sorulur.
7 kartal yaşamı ister. Bir kartal 80 yıl yaşadığına göre 7 ile 80 çarpılınca 560 eder ve Lokman Hekim de 560 yıl yaşamıştır.
Cemal Süreya ise Kırlangıcı çok sevdiğinden 7 Kırlangıç ömrü dilemiş kendisine.
Bir Kırlangıç 9 yıl yaşarmış. Bu hesaba göre 7 kere 9= 63 eder. Cemal Süreya 63 yıl yaşam dilemiş ama 1990′da 59 yaşında öldü.
Bir şiirinde şöyle der:
Lokman Şair senin hayatın
Yedi kırlangıcın hayatı kadar
Altısını ardı ardına yaşadın
Bir kırlangıcın daha var.
Şairin yaşamdan 4 yıl alacağı kalmış ..
Cemal Süreya anlaşılan cömert bir şairmiş. Çünkü son şiirinde bildiğiniz gibi “üstü kalsın” demiştir.

Kaç kırlangıcımız kalmıştır, bilemeyiz ama, eğer yaşamda bir kez uçmuşsak( demek istiyorum ki, aşık olmuşsak), kanatlanmışsak, sonsuzu bilmek üzere sevmişsek, karşılıklı olarak geliştirmişsek birbirlerimizi, yazmışsak hüzünlü ama üretken olan öykülerimizi, çalmışsak sazımızla, söylemişsek Anadolumuzun umutlu türkülerini kırlangıçlara el sallayabiliriz ömür parantezinin her yeni yıl dönemeçlerinde ve 2016’ya girerken..

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank