content

25 Şub

İyiniyetliler Ve Kötüniyetliler!

Toplumda; sevgi, hoşgörü saygı, tahammül, takdir, taltif kavramları
kayboluyor. Kin, nefret, kıskançlık, suçlama, iftira, hakaret önplana
çıkmış durumdadır.İyiniyetli olmak kişinin özü olmasına rağmen inadına bazı tipler,
kötüniyetli
olmayı yaşam düşüncesi haline getirmiş olabilir.

Çalışma ortamında, beceriksizlik, kişiler arası tahammül sınırlarını
zorlayan davranışlara neden olabilir.

Arkadaşlarınızın yaptığı bir söz, davranış, hareket sizi incitebilir ve
üzebilir.
Amiriniz çalışmalarınızı yada kişiliğinizi beğenmemiştir ve sizi her
şekilde suçlayabilir.

Anneniz, babanız veya kardeşleriniz sizin yapılmasını beğenmediğiniz bir
hareketi size yapabilirler ve sizin kalbinizi kırabilirler.

Size yanlış yapanlara kızarsınız. Belki siz de onlara aynı hareketi yapmak
istersiniz.

Ama en azından kalbinizde ki kırgınlık sebebiyle onlara darılır, küsersiniz.

Var mı böyle kendisine küstüğünüz insanlar?

Onları görünce, kendilerine selam vermiyor, konuşmuyor musunuz?

Peki, bu şekilde davranışınız ne kadar sürecektir, hiç düşündünüz mü?

Belki onlar, ellerinde olmadan size böyle bir söz söylemiş veya böyle bir
harekette bulunmuşlardır? Ne biliyorsunuz?

Veya onlar yaptıkları şeyin sizin iyiliğinize olacağını zannetmişlerdir ama
siz o harekete kırılmışsınızdır, olamaz mı yani? O halde...

Bir hikâye:

Bir yolcu atı ile birlikte yolculuk yaparken, su içebileceği, elini yüzünü
yıkayabileceği ve bir müddet oturup dinlenebileceği bir subaşına gelir.

Atını bağlayacağı, terden ıslanan elbiselerini kurutabileceği bir askılık
yer arar, fakat bulmaz. Kendi kendine; "Burası, niçin bir yolcunu
ihtiyaçları için hazırlanmamış, acaba?" diye düşünür.

Hemen yakında ki bir ağaçtan ucu çatallı bir dal keser, diğer ucunu
sivrilterek onu bir kazık haline getirir ve subaşında uygun bir yere çakar.

"Gelen geçen yolcular buraya hayvanlarını bağlasınlar" der ve biraz
dinlendikten sonra oradan ayrılır.

Aradan bir müddet zaman geçer. Aynı subaşına bu sefer bir başka yolcu
gelir. Su içmek için suyun kaynağına yönelmişken, bir evvelki yolcunun
çaktığı kazığı görmez. Ayağı kazığa takılır ve düşer.

Yere düşünce canı yanan adam;

"Bu kazığı da buraya kim çakmış? Ben düştüm ama başkaları da düşebilir"
diye düşünerek kazığı oradan söker ve uzak bir yere atar.

Gördünüz mü sevgili okuyucular,

Her iki yolcu da iyi ve güzel duygularla birbirlerine ters iki hareket
yaptılar.

Biri oraya kazık çaktı, diğeri de onu oradan sökerek attı.

Her iki insan da böyle güzel düşüncelerinden ve düşüncelerini
uyguladıklarından dolayı tebrike ve takdire layık değiller midir?

Dargın kalma süresi

Biz de bize yapılan hareketlerin görünen yüzünü incelediğimiz kadar
görünmeyen yüzünü yani bu söz ve hareketin ne amaçla yapılmış olabileceğini
düşünmemiz gerekmez mi?

Biz üzen şeylerin mutlaka bir iyi niyet taşıyan yönünü bulabiliriz. O zaman
da o insana karşı dargın kalmamız manasız olmaz mı?

Kaldı ki biz belki kardeşiz, belki komşu, akraba veya arkadaşız. Aynı
vatan da yaşıyoruz. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz çoğu zaman aynı sebeplere
dayanmaktadır.

O halde uzun süre dargın durmamız aramızda aşılması zor engeller
çıkarabilir ve bizler birbirlerimizden ayrıldığımız için millet olarak
gücümüz zayıflar.

Üç günden fazla küs durulması doğru değildir. Bu aradığımız ölçüdür.

Siz de öyle yapın.

Kendisine küs olduğunuz insanlara üç günden fazla küsmeyin, barışın, yine
de iyilik yapın.

Barışmak için ilk hareketi yapanın da değerinin çok yüksek olduğunu bilin.

GÜNÜN SÖZÜ: Gönülleri kazan ki, kötü niyetlilerin zararını önleyebilesin
 

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank