content

17 Şub

İslami Kesimin Bir Sıkıntısı

Dün akşam Haber Türk kanalında eski MÜSİAD Başkanı Erol yarar ile HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu’nun, zenginlik, Müslümanlık, kapitalizm konuları üzerine tartışmalarını izledim.

İlginçti, çünkü İslami değerler ile Müslüman işadamlarının ilişkisi ve bunun son yıllarda ülkemizde aldığı biçimler üzerine bu kesimlerde ciddi tartışmalar olmaya başladı.

Mehmet Bekaroğlu, sizlerin TÜSİAD’dan ne farkınız var, yaşam biçimleriniz, tüketim kültürünüz bu kesime benzedi; bir farkla, onlarda tesettür yok, sizde var mealinde görüşler ileri sürdü. Ve işadamı Erol Yarar’a, “Siz kapitalist misiniz?” diye sordu.

Kapitalizmi çok iyi bildiğini iddia eden Yarar, “Ben kapitalist değilim, çünkü kapitalizm tekelcilik demektir, tröst demektir, oligopol demektir. Hâlbuki ben rekabeti ve bu yönde gelişmeyi savunan, tekelciliğe karşı çıkan bir işadamıyım” dedi.

Aynen böyle!
Evlere şenlik denir ya; Erol Yarar kendini allame, diğerlerini de kör sanıyor.
Dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir kitabında böyle bir kapitalizm tarifi yok! Erol Yarar, içinde bulunduğu siyasal ve geleneksel koşullar gereği, kapitalizme karşı olduğunu söyleyerek, güya Müslümanlığına halel getirmemeye çalışıyor. Bunu yaparken de, kurnazca davranıyor ve kapitalist sistemin özüyle ilgili değerlere değil, kapitalizmin 20. yüzyılın başlarından itibaren aldığı biçimlere karşı olduğunu söyleyerek, tabiri caizse yırttığını sanıyor.
Buna yalnızca gülünür!

Bu tür konuları hayat getirip insanların önüne çıkarıyor. İslam ve kapitalizm meselesi yalnız Türkiye’de değil, İslam dünyasında da temel bir sıkıntı yaratıyor. Çünkü kapitalizmle İslami değerler üzerinden işadamlığı yapmak, yüzeyde ciddi bir çatışmayı barındırıyor. Bu bir kültürel çatışma ve süreç bu kültürü değiştirmeye başladı. Temelde ise, zaten böyle bir çatışma yok! İşadamının kimliği ne olursa olsun, sermayenin değerleri ve işleme prensipleri vardır.
Kar, her yerde kardır!
Faiz veya kar payı her yerde faiz veya kar payıdır.
Rant, her yerde ranttır!
Emek ve emeğin yarattığı katma değer her yerde aynıdır.
Kapitalizm, kimliklere göre bir sistem değildir! Sermayenin hareketi evrenseldir.

Mehmet Bekaroğlu, Anadolu sermayesinin veya MÜSİAD çevresinin, Türkiye’de iktidarın değişimine kadar kendi imkânlarıyla büyüdüğünü ancak iktidarın değişmesiyle birlikte devletin imkânlarını kullanarak (kamu kaynakları üzerinden) zenginleşmesini devam ettirdiğini söyledi.

Erol Yarar, bundan çok alındı.
Bunu üzerine Bekaroğlu, İstanbul’da son 10 yılda imar planları üzerinde oynanan oyunlardan dolayı 100 milyar dolar bir rant elde edildiğini söyledi. İsim vermeden bir örnek verdi: TMFS’den 12,5 milyon dolara alınan bir arsanın İBB’de imar planı değiştirilerek yapılan inşaatla birlikte 650 milyon dolar haksız kazanç elde edildiğini anlattı.

Bekaroğlu, MÜSİAD’ camiasında kaç sendikalı işçi çalışıyor diye sordu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 55 bin işçi taşeronlar yoluyla süründürülüyor, haccına umresine giden öyle Müslüman işadamları tanıyorum ki, 30 işçiden fazla çalıştırdığı için ücretleri bankaya yatırıyor ama işçiler aldıkları 650 lira asgari ücretin 150 lirasını getirip o işverene iade ediyorlar diye devam etti. Ve temel soruyu sordu: Bunun neresi Müslümanlık?

Erol Yarar, kaçamak cevaplar vermeye devam etti. Ancak o da şu temel gerçeğe parmak bastı: Müslümanların işadamı olmaya, zenginleşmeye, daha iyi yaşamaya hakkı yok mu?

Bir süredir İslami kesimin yayın organlarında devam eden bu tür tartışmalar iyidir. İşte bu konular, saadete gelinen konulardır. Bu tartışma üzerinden konuya değinmek istedim.

Ekonomi, toplumsal hayatın alttan alta akan motorudur.
Yeterince gelişmemiş olsa da, ülkemizdeki kapitalist sistem uzun vadede gerekli ayrışmaları yaratacaktır.

Heykeldi, alkol kullanımıydı, tesettür modasıydı vs. geçin bunları.
Demokratikleşme ve ekonomi; asıl mesele budur. Ancak ülke gündemini belirleyenler, bazı ıvır zıvır gündemler yaratarak bu tür konuların üzerini örtüyorlar.

İslami kesimde artan iş adamlığını (keşke burjuvalaşabilseler!) ben olumlu görüyorum.

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “İslami Kesimin Bir Sıkıntısı”

  1. 1
    Uğur ÖZALTIN Says:

    İslami değerler ile kapitalzmin de emperyalizminde felesefeleri uyuşmaz uyuşamaz.

    Hadis-i Şeriflerde RİBA yı incelerseniz şimdiki müslüman geçinen kesimin de ribaya gırtlaklarına kadar battığını görürsünün.
    RİBAYA TİCARET DERLER HALBUKİ RİBA TİCARET DEĞİLDİR. RİCARET HELAL, RİBA HARAMDIR diyor ayet.

    İslamda ticaret helaldır fakat riba ticaret değildir. Riba çok geniş bir genel başlığın adıdır. Parasal olarak bir kişinin haksız kazanç elde ettiği her uygulamanın adıdır riba.

    Haksız kazanç alt başlıklara ayrıldığında bin bir usül ile bu haksız kazan yapılabilir. Süte su katmakta ribadır, satılan malın kusurunu söylememekte ribadır, altın kolyenin üzerindeki boncukları satarken boncuklu alırken boncukları çıkartıp öyle almakta ribadır. Yani riba yemeyen yok gibidir.

    Bir örnek vereyim
    Bir arkadaşım anlattı
    Bir şehrin belediyesinde inşaat ruhsatı bölümünde çalışan erkek çevresindeki arkadaşlarıyla türban konusunda münakaşalar yapıyormuş. Dinci bir görünümdeymiş ve orda rüşvetten yakalanmış.
    Rüşvet almayı her halde ticaretten saymış kendince

    Günümüz müsümanları kapitalizmle ilgili ilişkilerinde çok münafık durumdalar.
    Sıkıntıları büyük bence Allah ı kandırmaya uğraşıyorlar



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank