content

ikradan-mahyaya-aydinlanma

17 Eki

İnsan Biriktirmek!

Bilgisiyle, birikimiyle, bilinciyle bir bilge adam o!

Hemen hemen her fuarda birlikte olduğum, salt insanı insan olarak yaratandan ötürü seven, benim ifademle “Ankara’nın Çınarı”, Şair ve Yazar dostum Sırrı ÇINAR.

Romandan öyküye, siyasi yazılardan denemeye, sinema film senaryosundan, tiyatroya her türlü yazabilen usta bir kalem. Sinema ve tiyatro sanatçısı “Ahmet Yenilmez’in” seslendirdiği ve her okuyuşunda dinleyenleri ağlattığı “Koca yürekli Adam; Babam” şiirinin şairi.

 

Yayımlanmış sekiz tane kitabı olan ve ilk kitabı 1993 yılında yayımlanan yazar şair Sırrı Çınar, tıpkı benim gibi, TV program yapımcılığı da yapmaktadır.”Haber Ajanda” dergisinin yayın kurulunda bulunan ve yedi yıldır aynı dergide “düşünce yazıları” yazan Sırrı Çınar’ın bir çok internet haber sitelerinde de yazıları yayımlanmaktadır.

Ayrıca 2002 yılından beri yayında olan “www.sirricinar.com adlı web sitesinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaktadır. Öyküleri ve şiirleriyle saygın edebiyat dergilerinin vazgeçilmezi olan Sırrı Çınar’ın özgeçmişinde ülkesini ve insanını tanıyan ve ülkesi için bir ömür tükettiği görülüyor.

 

Birçok dernek ve vakıfta başkanlık yapmış, siyasi partilerin üst yönetimlerinde görev yapmış, Türkiye’yi adım adım dolaşmış, dünyayı gezmiş ama sonuçta sadece yazarak ve çeşitli konferanslara giderek ülkesine daha iyi hizmet edeceği kararına varmış bir kalem… “Şairane Sohbetler” başlıklı söyleşilere üniversitelere, sivil toplum örgütlerine söyleşilere giden bir yazar Sırrı Çınar…

Kendi deyimiyle “okur yazar”. Okuyan bir yazar olmanın etkisini konuşmalarındaki derinlikten anlamak için, kendisini kendi ifadelerinden tanıylım:

“Yaşamın her anını hiçbir şey yapmasak da düşünerek geçiririz.

Her gün yirmi dört saatin en az on altı saatinde uyanığız ve bir şeyler yaparız.

Hatta uyuduğumuzda hiç unutamayacağımız rüyalar da görürüz.

 

Yaşadıklarımızı takvim hesabıyla adlandırır, yirmi, otuz, kırk, elli diye de rakamla ifade ederiz. Gün gelir "özgeçmişin" sorulduğunda ise bu koca zamanı belli başlı kazanımlarla dile getirmeye, bir sayfalık yazıyla veya bir dakikalık anlatımla karşımızdakilere anlatmaya çalışırız. Bunu, yaşadıklarına, sevdiklerine, kavgalarına, mücadelelerine, umutlarına ve geçmişinde kalan ama hafızanın, yüreğinin bir yerlerine nakşettiklerine ihanet etmenin ezikliğiyle anlatırız.

Şimdi ben de bu ihanetin acısını, ezikliğini yaşayarak, benim sadece yazarlık, düşünce adamlığı ve şairlik yönümle ilgilenenlere cevaben kısa tarihimden söz edeceğim.

 

Ülkemizin yine çalkantılı olduğu 1964 yılının karlı, soğuk ama bir o kadar da neşeli Ramazan bayramına denk gelen 2 Şubat günü, tarihin, medeniyetin, kültürün, tabiatın bütün güzelliklerini kendinde toplayan, Van Gölünün kıyısında ki Ahlat’ta anam “Emine” ve babam “Mustafa'nın” yedinci çocuğu, “Ağacanlar” sülalesinin yeni üyesi olarak doğmuşum.

Yedikardeşli, analı, babalı evde, evin en küçüğü olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını yaşarken, Ahlat'ta “Bayındır ilkokulunu, Selçuklu ortaokul ve lisesini okudum. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, İşletme Fakültesinden” mezun oldum.

Yıl 1986’ının Temmuzunu gösteriyordu ki, Ankara’ya geldim.

 

Yedek subaylığımı İstanbul ve Edirne’de tamamlayıp döndükten sonra, “Gazi Üniversitesi, Sosyal bilimler enstitüsünde İşletme Yüksek lisansına başladım.”Ticaretle uğraşan bir aileden gelmemin de etkisiyle kendimi bildim bileli hep ticaretle uğraştım. Ankara'ya geldiğimden beri sahibi olduğum şirketlerde bu ticari faaliyetlerim devam etti. Uluslararası ve bütün ülkeyi kapsayan ticari faaliyetlerim oldu.

 

İnsanın yüreğine ateş düşmeye görsün, kavrulur, yanar, tutuşursun.

Hep o ateşi söndürmekle meşgul olursun ama yaşam bu, başka faaliyetlerde de bulunmak zorundasın. O zorunluluktan ticaretle geçimimi sağladım ve kendimi bildim bileli içinde olduğum sosyal, siyasi, kültür, sanat çalışmalarımla yangını söndürmeye çalıştım.

 

Bu hep böyle devam etti. Tiyatro oyunculuğu, halk oyunları eğitmenliği ve oyunculuğu, fotoğraf sanatı, halk müziği, şiir, roman, öyküyle iç içe olarak da gönlümün geçimini sağladım. Ülkemin tamamını gördüm, dünyanın birçok yerini gezdim. Anadolu'nun o koca yürekli insanını tanıdım.

 

Birçok dernekte, vakıfta kurucu, yönetici, başkan, başkan yardımcılığı, genel sekreterlik gibi görevlerde bulundum. Siyasi partilerde yönetici olarak görev yaptım. Bir süre gazete köşe yazarlığı da yaptım. Birçok gazete ve dergide yayınlanmış ve yayımlanmakta olan yazılarım da var. Radyo programı hazırlayıp sundum. Lamure. Ihlamur, Temrin ve Dilge Edebiyat-Kültür-Sanat dergilerinde öykülerim ve şiirlerim birçok internet sitesinde de düşünce yazılarım yayımlanmaktadır. Halen ateş korlanmadı, Roman, öykü, şiir ve düşünce yazısı çalışmalarım devam etmektedir.

Okumadan ve yazmadan durmanın ne olduğunu unuttum gitti.

1993 Yılında “Serzeniş”,2004 yılında “Gökyüzü Kırpıntıları”, 2008 yılında “Düşen kelimeler” ve yine 2008 yılında “Kan Salkımı” adlı dört şiir kitabım, 2008 yılında “Eksik Zamanlar”, 2008 Yılında “Ana Kokusu”, 2011 yılında “İlk Dönemeçte Son Aşk” adlı romanlarım, 2008 yılında “Sorgu” adlı deneme kitabım yayımlandı. “Ulusalcılığın Anatomisi” adlı kitaba da "Takma adlılar" adlı makalemle katkıda bulundum. “Haber Ajanda” adlı aylık dergide halen yazılarıma devam ediyorum.

Evliyim, Allah'ın bana verdiği en büyük ödülüm olan iki kızım var.

Özgeçmişim diye sarf ettiğim her cümlenin yıllarımı alıp götürerek bana kazandırdığı acı, tatlı tecrübelerimle "Ben bu kente geldim geleli gitmek aklımda" dediğim Ankara'da yaşamaktayım.”

Evet sevgili okuyucu! Herkes mal, mülk, apartman dairesi, yazlık kışlık vs…biriktirirken bende şekil a’da olduğu gibi “İnsan” biriktirdim.

Sırrı ÇINAR sadece onlardan bir tanesidir.   

yukselmertoglu@hotmail.com

www.dunyayamesaj.com

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank