content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

30 Oca

Hikmet Müslüman Olmayandan Alınır mı?

Öncelikle ‘Hikmet’in ne olduğu açıklamakla başlamalı…

“Çağdaş müfessirlerden Reşîd Rızâ hikmeti, “insan iradesini hayrın ifadesi olan faydalı amele sevkeden doğru bilgi” şeklinde tanımlamaktadır. Hikmetin aleti ise verdiği hüküm kesin olan akıldır. Hikmetin zihinde depolanmış mâlumattan farkı ise iradeyle

olan ilişkisidir. Nitekim Reşîd Rızâ’nın hocası Muhammed Abduh da ahlâkî davranışların belirlenip yönlendirilmesinde hiçbir etkinliği olmayan ve ancak teorik tartışmalarda ortaya çıkan tasavvur ve hayallerden ibaret bilgileri hikmet saymamıştır. Abduh, ‘Allah hikmeti dilediğine verir… 2/269’ ayetini ‘Allah o kimseye olgun bir akılla bu aklı en güzel şekilde kullanma iradesini verir’ şeklinde yorumlamıştır. Reşîd Rızâ’ya göre Abduh’un bu yaklaşımı, İbn Abbas’tan rivayet edilen ‘Hikmet Kur’an’ı anlamaktır’ sözüyle uygunluk içindedir.

Çünkü Kur’an’daki doğru yolu gösteren hükümleri illet ve hikmetleriyle bilmek, insanın sâlih amel işlemesini engelleyen vesveseleri yok edecek olan gerçekleri bilmek demektir. Fahreddin er-Râzî de Kur’an’daki hikmet terimi üzerinde önemle durmuştur. Bakara sûresinin 269. âyetini yorumlarken Mukātil b. Süleyman’ın eserine dayanarak hikmetin dört anlamı olduğunu kaydetmekte, bu anlamların ortak yönünün ilim olduğunu, ancak doğruyu bilmenin yanında doğruyu yapmanın da hikmete dâhil edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Râzî’ye göre Hz. İbrâhim’in, “Rabbim, bana bir hüküm ihsan et!” anlamına gelen duasındaki (eş-Şuarâ 26/83) hüküm kelimesi nazarî hikmete,“Ve beni sâlih kimseler arasına kat” şeklindeki ifadesi de amelî hikmete delâlet etmektedir. TCDV İslam Ansiklopedisi”

Demek ki sadece salt olgun akla sahip olmak ‘Hikmete’ sahip olmak anlamına gelmiyor, o olgun aklı en güzel şekilde kullanınca ‘Hikmet’e sahip olunur. Yani pratiğe yansımayan hiçbir ‘ilim’ veya ‘hikmet’ gerçek anlamda ilim ve hikmet sayılamaz. Zira gerçek ilim ve hikmet sorunları çözen değil sorunlara düşürmeyendir. Peki, mevcut sorunlarımızı dahi çözemiyorsak; hangi ilim ve hikmetten bahsedebiliriz?

Demek ki hikmet sahibi, Kur’ân’ın meramına vakıf olma, meseleleri gerçek şekilde kavrama, karar ve çözümlerde isabetli olma, olayları değerlendirme kabiliyeti olan ve yaşamında bunun iz ve emareleri olan kişi demektir.

“Muhammed Hamdi’ye göre kelimenin kök anlamı iyiliği elde etmeyi ve kötülüğe engel olmayı içerdiğinden fayda kavramıyla alâkası vardır. Öte yandan hikmet sebep kavramıyla da ilgilidir, fakat sebepten daha genel bir anlam taşımaktadır. Çünkü hikmet sebepten önce bulunabileceği gibi nihaî faydadan sonra da bulunabilir. Yani hikmet “sebebin sebebi” yahut “amacın sonucu” anlamına gelebilir. Bu çerçevenin dışındaki en genel anlamıyla hikmet “doğru bilgi ve faydalı iş” demektir. Ancak hikmet, nazarî bilgiden ziyade amelî bilgiye veya doğrudan doğruya amelin kendisine nispet edilir. TCDV İslam Ansiklopedisi”

‘Allah hikmeti dilediğine verir…2/269’ ayetinin devamı şöyledir: ‘…Kendilerine hikmet verilenler, şüphesiz ona (dünya ve âhiret mutluluğuna kavuşacak kadar) çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.

Şimdi dönüp kendimizi bir de bu bağlamda gözden geçirelim…

Câhiliye şairlerini düşük karakterli olarak tanıtan “Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyarlar. 26/224” ayet hükmü olmasıyla beraber “Şüphesiz bazı şiirler var ki hikmettir” (Buhârî, “Edeb”, 90; Tirmizî, “Edeb”, 69; İbn Mâce, “Edeb”, 41) hadisi genel olarak şiirde hikmet aranabileceğini belirtmesi bakımından da dikkat çekicidir.

Peki, Müslüman olmayandan hikmet alınabilir mi?

Müslüman olmayanın malının reklamı tvlerde verilir, akıllı telefonları, internet sürümleri kullanılır vs… vs… Fakat Filistinlilere zulüm eden kendi soydaş-dindaşlarına; "Zulüm bizdense ben bizden değilim” diyen ve Gazze Şeridi'nin güneyinde Refah'ta İsrail Savunma Kuvvetlerine bağlı zırhlı bir buldozer tarafından ezilerek öldürülmüş olanRachel Corrie'nin bu söylemine katılmayacak mıyız?

Oysa biz ne zaman bu erdemi gösterme cesaretine sahip olursak, bu coğrafya o zaman gerçek huzura, selamete ve onurlu bir barışa kavuşacak.

Ayrıca “Hikmet müminin yitiğidir, onu bulduğu yerde alır” (İbn Mâce, “Zühd”, 15; Tirmizî, “İlim”, 19) mealindeki hadis Müslümanların, yararlı bilgiyi ve doğru sözü kimden ve nereden geldiğine bakmaksızın alabileceklerine işaret etmiştir. Bu hadis ayrıca, iyi şeyler içeren-barındıran dış kültürlerden uygun biçimde faydalanmaya meşruiyet de kazandırmıştır.

Aslında bu hadisten başka bir şey de anlaşılabilir. Zira “Yitik” diye tercüme edilen kelime “Dalle” dir. Kaybolan mala denilir. Bundan da “bu güzel ve iyi şey önce Müslüman’ın malıydı, kaybettiler, kaybedince de bela ve musibete duçar olurlar-oldular, o vakit nerede bulursanız, kimin yanındaysa gördüğünüz an hemen pratiğinize dökün ki bela ve musibetlerden kurtulabilesiniz.  Yani mümin kişi, atalarından kendisine kalmış olan ‘hikmet’in peşinde olmalı, aramalı ve bulduğunda herkesten ziyade yaşantısına yansıtma gayretinde olmalıdır.  Ama öyle bir varis neredeee?

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank