content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

08 Kas

HDP’lilerin Tutuklanması Büyük Belaları İşaret Ediyor!

Amerikan seçimlerinden sonra Çekiç Güç sınırlarımızın hemen yanı başına yerleşirse şaşırmayacağım. Şuandaki politikalar buna hizmet ediyor… 100 yıllık korkunun gerçekleştiğini görmeye hazırlanın… Büyük Kürdistan hemen sınırlarımızın ötesinde oluşursa şaşırmayacağım…

Devlete meydan okunmazmış!
Kim diyor bunu?
Bugün devlet olduğunu düşünenler…
Devletin gayri millilikten çıkarak milli olmasına alkış tutanlar söylüyor.
Hem de dünün devlet karşıtları olanlar…
Devlet sizdense milli, sizden değilse gayri milli…
Halbuki devlet sonunda…
Demokratik anayasadan ve yasalardan beslenmiyorsa devlet, otoriterdir ve ona meydan okunur…
****
Milletin hizmetçisi olmalı devlet milletin efendisi değil…
Milletin farklılıklarını kucaklıyor ve onu demokratik bir anayasa ile taçlandırıyor, tüm kurum ve kuralları ile demokratik bir tarzda yürüyorsa, o devlet gerçekten milletin devletidir ki, yine de o devlete de meydan okunur…

Devlete meydan okunur!
Halbuki bugün devlet olduğunu düşünenler, devletin sahibi olduğunu düşünenler dün devlet tarafından kökü dışarıda, Amerika’ya bağımlı, batının işbirlikçisi olarak değerlendirilenlerdi.
Merve Kavakçı TBMM’ye türbanlı katıldı diye, zamanın Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit tarafından “Burası devlete meydan okunacak yer değildir” diye bas bas bağırıyordu.
Unuttuk değil mi?
Türban da otoriter devlete meydan okumanın     aracıydı…
Unuttuk mu?
****
AK Parti kuruluşundan itibaren devlete meydan okuyarak iktidar oldu.
Meydan okuyarak iktidarını sağlamlaştırdı.
İlginçtir yolu da hep devlete meydan okuyanlarla kesişti…
Çünkü bu ülkenin 100 yıllık devleti bürokratik, oligarşik, otoriter bir devletti.
Darbeler tarihinin devletiydi, bizim devlet…
Ve milletinin ensesinde farklılıklarından dolayı boza pişiren bir devletti…
Faşizan uygulamaları 1923’den beri devam ediyordu.
AK Parti’nin kuruluşu da, 2002’de iktidara gelişi de işte o meydan okumanın sonucuydu.
O gün meydan okurken konuşulanlarla bugün konuşulanlar arasında dağlar kadar fark var.
O gün, iktidara dış meşruiyet Amerika’da ve AB’den aranırken, bugün destek aldıkları tüm merkezler üst aklın ve emperyalizmin merkezleri oldular…Vah ki vah… 

Ne de olsa iktidara ilk geldiklerinde ve 10 yıl boyunca o güç merkezlerine ihtiyaç vardı.
Bugün ise ihtiyaç olunmadığı düşünülerek, iç kamuoyuna yönelik hamaset pompalanıyor…
Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi, kahrolsun batı emperyalizmi… Kahrolsun üst aklın merkezleri…
Ne de olsa sloganların toplumsal olarak karşılığı var…

Kendisine sol diyen, ulusalcı diyen, Kemalist diyen, İslamcı diyen, muhafazakar diyen kimilerinde karşılığı oluyor sloganların…
Nede olsa tüm kötülüklerin merkezi emperyalizm…
19. ve 20. yüzyılda öyleydi… Bugün ise o dünyada tek merkezli değil…
Aynen Amerikan seçimlerinde olduğu gibi 20. yüzyıl ile 21. yüzyılın adayları yarışıyor…
****
Devlete meydan okunur…
Sonunda devlet dediğiniz şey meydan okunacak bişeydir…
Devlete meydan okunamıyorsa, neye yarar     duruşunuz…
Devletin her yaptığı doğruysa neden düşünüyoruz ki…
Veririz aklımızı devlete, veririz kimliklerimizi devlete, veririz devlete kişiliklerimizi birbirimize benzer gideriz…
Ne de olsa 1984’ü çoktan geçtik değil mi?

George Orwel’in 1984’ü…
“Totaliter ve baskıcı bir iktidarın kontrolünde olan Okyanusya toplumu anlatılır. Toplum parti ve onun lideri Büyük Birader’in diktatörlüğünde sınıflara ayrılmıştır. Hiyerarşik sınıflamada ortalarda yer alan bir memur, romanın baş kahramanıdır. Doğruluk Bakanlığı’nda çalışan dış parti üyesi Winston Smith’in gözünden baskı altında yaşayan Okyanusya toplumu anlatılır.
Roman, 20. yüzyılın en popüler distopik romanlarından biri sayılır…”

1984 romanına benzer Türkiye koşulları inanın geçecek…
Başka bir Türkiye’nin müjdecisi yaşananlar…
Çünkü bugün Türkiye’de kutuplaşan her iki kesimde artık eski Türkiye’nin farklı yüzleri…
Yeni Türkiye’nin aktörleri şimdi doğum anını bekliyorlar…

HDP’lilerin tutuklanması siyasi bir karardır
HDP eş başkanlarının tutuklanması, milletvekillerinin tutuklanma kararı siyasi bir karardır.
Yargı kararı değildir.
Kim söylüyorsa hikaye anlatıyor.
Mayıs ayında dokunulmazlıklar kalktı.
O günden bugüne kadar ifade vermeye gitmeyen HDP’lileri evlerinden alacaksınız ve tutuklayacaksınız.
Sonra da yargı kararı diyeceksiniz…
Hadi canım sen de…
HDP’lilerin yaptıklarını tasvip etmiyorum.
Gidip ifade vermeliydiler…
****
HDP, bugün PKK’nın uzantısı değil ki…
HDP, bugün PKK’yı savunuyor değil ki…
HDP’nin PKK ile öyle ya da böyle bir ilişkisi bugün başlamadı ki…
Dün Barış ve Kardeşlik Projesi, Çözüm Süreci görüşmeleri yapılırken de aynı şeyler vardı.
HDP’liler BDP’de iken de aynı bugün gibi konuşuyorlardı.
Bugün kü gibi devlete meydan okuyorlardı…
PKK denilen siyasi hareket 40 yıldır bu topraklarda silahlı mücadeleyi yürütüyor ve terörü bir yöntem olarak kullanıyor.
Kabul edin ya da etmeyin HDP’nin aldığı 6 milyon oy PKK’nin siyasi bir başarısı…
Çünkü HDP’lilerin büyük çoğunluğu PKK ile olan ilişkilerini gizlemiyorlar ki…

Aynen dün olduğu gibi…
****
HDP’lilerin tutuklanmasına büyük kalabalıklar yine destek veriyorlar…
Aynen dün büyük kalabalıklar, Kürtlere yönelik yargısız infazlar yapılırken de destek veriyorlardı.
Aynen dün büyük kalabalıklar 90’lı yıllarda DEP’liler tutuklanırken de destek veriyorlardı.
Çözüm Süreci görüşmeleri BDP ve HDP’lilerle devam ederken de toplumun büyük çoğunluğu destek veriyordu.
Ancak bugün AK Parti iktidarının seslendirdiklerini seslendirenleri de kimse dinlemiyordu…

AK Parti 21. yüzyıl gerçeği idi… Şimdi?
Şimdi geçerli olan milli ve gayri milli söylemi… Akan sular duruyor…
Şimdi geçerli olan 20. yüzyılın popüler sloganı…
Şimdi geçerli olan emperyalizm ve üst akla karşı direniliyor olması!
Halbu ki AK Parti AK Parti yapan, 20. yüzyıl sloganları ve ideolojik duruşu değildi.
Küresel dünyanın gerçeklerine göre davranan, çoğrafyamızın ve dünyanın vicdanı olan, 100 yıllık cumhuriyeti demokrasiye dönüştürenin adıydı AK Parti… 100 yıllık sorunları çözmeye aday partinin adıydı AK Parti…
Şimdi ise Türkiye’den içine kapanan, herkesi düşman ilan eden eski Türkiye’nin paradigmasını benimseyen bir AK Parti’ye dönüşmesi ise büyük bir trajedi.
17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri, AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da eski duruşundan kesinlikle sapmasınında galiba en önemli nedeni…

Başkanlık için mi?
HDP’nin tutuklanma kararının Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan görüşmesinden sonra olması manidardır.
Başkanlık oylaması öncesi TBMM’de dengelerin değişmesi manidardır.
HDP’nin TMBB’den dolaylı olarak çekilmesi oldukça manidardır.
Başkanlık oylaması öncesi TBMM’de tüm dengeler değişmiştir.
****
Sonuç olarak HDP’lilerin tutuklanması Türkiye’nin geleceği açısından bir karamsarlıktır. Buradan demokrasi çıkmaz… Buradan barışta çıkmaz… Buradan olsa olsa 90’lı yıllara çok keskin bir dönüş çıkar ki, (zaten bunun sancılarını görüyoruz) bulunduğumuz coğrafyada bunun belalı bir süreç olduğunu tarihe not düşelim.

Son söz: Amerikan seçimlerinden sonra, Çekiç Güç ve Koalisyon Güçleri fiili olarak  Irak ve Suriye sınırlarına yerleşir ve PYD ve Kürtlerle ile aramıza kalkan oluştururlarsa şaşırmayacağım. Sonrası mı düşünemiyorum bile… Bu Türkiye’nin 100 yıldır korktuğu senaryonun gerçek olması demektir. Yani hemen sınırımızda büyük Kürdistan’ın fiili olarak kurulmasıdır… Sonrası mı?

Etiketler :

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank