content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

30 Eki

Hayvan Kesmek

Kurban bayramı geldi çattı... Medyanın ‘temcit pilavları’ da getirilip önümüze sürüldü.

Her yıl, bir ramazan başında,

bir de kurban bayramı öncesinde aynı sorular, aynı konular döndürülüp dolaştırılıp, evrilip çevrilip öne sürülür, din adamları, ilahiyatçılar bunlara cevap verir, arada biri sivri bir cevap verir, polemiğe müsaittir, medyanın çok hoşuna gider.

Ramazanın soruları daha ‘düz’, daha ‘saçmadır’ ; “Kulağıma su kaçsa orucum bozulur mu? Sahurdan önce fitil alsam, orucu sakat eder mi?”

Kurbanda ise daha çok ‘iktisat teorisi’ karışır işin içine; “Kredi kartıyla kurban kesmek caiz midir? Kartla alınırsa, bir sonraki ay ‘asgarisini’ mi ödemek lazım, borcun tamamını mı?”

Ramazanda “Kredi kartıyla iftariyelik alıp yemek caiz mi?” diye soranı henüz görmedim, kurbanda da “Hayvanın boynuzunun ucu azcık kırık olsa? Bir gözü toprağa baksa?” falan diye, fıkhi meselelere kafa yoranını da...

İşin tuhaf yanı, bu sorulara da, cevaplara da kimsenin kulak verdiği yoktur. Zamanında ben de bir heves insanlara ayetlerden, hadislerden bahsetmeye, “Yanlış biliyorsunuz efendiler! Bakın kitap ne diyor? Bu işin doğrusu budur.” demeye kalkmış, kimsenin ‘sallamadığını’ fark edince, pes etmiştim... Siz ne derseniz deyin, vatandaş mahalledeki imam efendinin sözüne kulak asacak, onu da beğenmezse babasından, dedesinden gördüğünü yerine getirecektir.

Bir de kurban bayramına has, entel, duyarlı görünmeye çalışanların, hayvanseverlerin ya da düpedüz yufka yürekli dangalakların, kurban kesenlerle olan kavgaları vardır...

“Kan dökerek ibadet mi olur? Yazık değil mi hayvanların suçu ne? Kurban keseceğimize parasını ihtiyacı olana versek olmaz mı?” diyenler...

Vejetaryenlerin gösterdiği tepki en azından kendi içinde tutarlıdır. Onlarla hayvansal proteinlerin insan vücudu için zorunlu olduğu, insanın hepçil beslenmek üzere evrimleştiği konusundan daha çok; ‘besin piramidi’ üzerinde tartışmak isterim. Hem antropolojik, hem sosyolojik bir mevzudur bu; insan doğadaki besin piramidinin en tepesindedir. Ahlaki, geleneksel ve dini kaçınmalar sayılmazsa, doğadaki tüm canlılar onun menüsünde yer alır. Bu, evrimin getirdiği üstünlüğün sonucudur. (Cannibalistler, yani bildiğimiz modern yamyamlar, kendi yaptıkları işin “en üstün de en üstü” olduğunu iddia ederler, besin piramidinin en üstündeki canlıyı yiyerek beslenen bir canlı...)

Ama ya diğerleri? “İbadet için neden kan döküyorsunuz?” dedikten sonra, kendi zevki için, örneğin boğaza karşı güzel bir rakı keyfi için balıkların, deniz canlılarının ya da ailecek bir piknik için bir kuzunun öldürülmesine ses çıkarmayanlar? Hayvanseverlik nutukları atmalarına rağmen, eti az pişmiş, kanlı sevenler? (Bu konuda ahlak-mantık-felsefe üçgeninde bir sorgulama için Jonathan Safran Foer’in ‘Hayvan Yemek’ kitabını okumanızı öneririm...)

Aslında ‘duyarlılığını’ ortaya koymak isteyen bu kitlelerin, hayvan kesmenin kendisine takılıp, çelişkiler yumağı içinde yüzeceklerine, bu hayvanların yetiştirilme ve kesilme şartlarına eğilmelerini tercih ederim.

Çünkü işin bu yüzü, gerçekten bir felakettir. Tavuk çiftliklerinde, etleri ve yumurtaları için tavukların hangi şartlarla yetiştirildikleri hatta kimi endüstri devlerinin ilaçlar ve hormonlar sayesinde artık ‘tavuk’ değil de, bambaşka bir hayvan türü üretir hale geldikleri malum... Zavallı erkek civcivlerin, hiç bir işe yaramayacakları için daha yumurtadan çıkar çıkmaz öldürülmelerine hiç değinmiyorum bile, doğada bir türün erkek bireylerinin ‘hiç bir işe yaramadığı’ tek yer tavuk çiftlikleridir.

Konumuz kurban, koyunlardan, sığırlardan bahsetmemiz lazım. Yetiştirilme, barınma koşulları tavuklara, hindilere oranla daha insani sayılabilir belki ama... Ya kesilme, can verme şartları?

Sayısız hayvan, itilip kakılarak, çekiştirilip, zorla yere yatırılarak kesime hazırlanıyor, ayakları, bacakları zapt-u rapt edilip boğazına bıçak dayanıyor. Bunların hepsini, diğer kesilenlerin kan kokuları, çıkardıkları sesler eşliğinde, bilinçleri açıkken, canlı canlı duyup, görüp, hissederek yaşıyorlar.

İşin doğrusunu söylemek gerekirse; Yahudilerin ‘koşer’ ismini verdikleri kesim yöntemi, bizim ‘İslami usulden’ daha insani, daha vicdanlı... Ancak kalkıp, “Ey Müslümanlar! Müslümanın değil, Yahudinin kestiği eti yiyin!” desem, edilecek küfür ve tehditler, cuma günkü “Kemalizm Dini” yazımdakini de sollar...

Elektrik şoku verilip bayıltma, baygınken kesme yöntemi biliniyor ama tercih edilmiyor. Diyanet’in, ilahiyatçıların fetvasına, tavsiyesine rağmen ‘İslami’ sayılmıyor.

Aşırı hassas bünyelerin, hayvanseverlerin, sözde duyarlı kesimlerin, kurban bayramı meselesinden evvel, hemen bugün öğle yemeklerini yerken mesela, kafalarını kaldırıp, tabaklarındaki hayvanın nasıl öldürüldüğüne isyan etmeleri gerek bence...  

Kaan Göktaş
twitter.com/kaangkts | facebook.com/kaangkts

 

Kaynak : http://www.internethaber.com/hayvan-kesmek-13403y.htm#ixzz2Ags8QWFL

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank