content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

20 Şub

Hale Etkisi

Geçtiğimiz hafta gazetelerin -neredeyse- tamamının birinci sayfasında, televizyonların ana haber bültenlerinde, internet sitelerin manşetlerinde aynı şey vardı; bir intihar haberi...Haberdeki detaylara göre, kaldığı otelin beşinci katından atlayarak ölen İzmirli Ayşegül Aşkın isimli genç kız, daha önce de intihara teşebbüs etmiş ancak yaralı kurtulmuş. Sebep şimdilik bilinmiyor ama büyük ihtimal gönül meselesi...

Haber bu haliyle, gazetelerin üçüncü sayfalarından alışık olduğumuz bir hikaye... Vaka-i adiyeden. Öyle ki, her gün bir çok intihar olayı gerçekleşiyor ve bunların ancak çok küçük bir kısmı haber konusu oluyor. Bin yıllık, herkesin ezbere bildiği ‘tekerleme’ ile anlatırsak; köpeğin insanı ısırması değil, insanın köpeği ısırması haber...

Peki bu olayı bu kadar ‘popüler’ kılan ne? Kızcağızın ikinci denemesinde başarabilmiş olması mı? Hayır. Çünkü daha önce intihara teşebbüs etmiş bir kimsenin bunu ikinci kez denemesi sık görülen bir durum. Yani bu da sıradan...

Konuyu iyice anlamak için bir kaç sene daha geriye gidelim; Münevvet Karabulut cinayetine... Bu aşk cinayetinin aylarca gündemde kalmasına sebep olan neydi? Maktulün başının kesilmiş olması mı? Gazetelerin üçüncü sayfalarını ya da polis-adliye haberlerine ağırlık veren haber sitelerini bir kaç gün düzenli okuyun; nice canavarlıklar göreceksiniz. Katilin zengin bir aileden gelmesi mi? Kaçınız olaydan önce Garipoğlu Ailesi diye bir şey duymuştu? Hiç biri değil...

Bu olayın medyada parlatılmasının, her gün birinci sayfada tutulmasının tek sebebi, Münevver Karabulut’un kendisiydi. Daha doğrusu güzelliği. Karabulut’un basında kullanılan fotoğraflarında öyle güzel, masum bir yüzü vardı ki, hem sayfa planına yakışıyordu... Hem de o başın artık bedeninde olmadığını bilmek, okuyucuda tazatlıkla tetiklenen bir dizi duyguyu harekete geçiriyordu.

Münevver Karabulut sırf ‘güzel’ olduğu için, kelimenin tam anlamıyla ‘konu mankeni’ olarak her ama her gün gazete sayfalarında yer buldu ve kurban olduğu cinayet de aynı derecede önem kazandı. (Belki de böyle olmasa, Cem Garipoğlu hala yakalanmamış olacaktı...)

Buna ‘Hale Etkisi’ deniyor. Bir kişi hakkındaki değer yargılarımızın onun iyi özelliklerinden dolayı etkilenmesi... Yani güzel -ya da yakışıklı- bir insana sempati duymamız, sevmemiz, ona yardım etmek için can atmamız, başına kötü bir şey geldiğinde üzülmemiz bu yüzden. Hale Etkisi, Psikolog Edward Thorndike tarafından ortaya atılmış ve hayatın bir çok alanında, verdiğimiz bir çok kararda etkili olduğu iddia edilmiş.

Uzun zamandır her sayısını zevkle takip ettiğim ve sadece internet üzerinden yayınlanan aylık bilim dergisi Açık Bilim, bu ayki (Şubat 2013) sayısında Hale Etkisi konusunu güncel örnekleriyle birlikte işlemiş. (http://www.acikbilim.com/2013/02/dosyalar/yakisikli-cocuklar-cekici-kadinlar.html)

Dönelim tekrar İzmirli Ayşegül’e...

Genç kızın intiharından bahseden haberlerin hemen hepsinde, ortak bir fotoğraf var. Daha önceki teşebbüsünde, camdan atlamadan hemen önce çekilmiş... Vaka yönünden bakıldığında, ‘karım geri dönsün’ diye köprüye tırmanan İbrahim’in fotoğraflarından farkı yok. Fark nerede? Ayşegül şortlu, fotoğrafın üçte birini bacakları kaplıyor. Ayşegül’ün üstünde yarım bir büstiyer var, Ayşegül sarışın, Ayşegül Allah için çok güzel bir kız ve Ayşegül ağlıyor. Yani ‘seyircinin’ istediği her şey mevcut.

Kimi gazetelerin ve sitelerin adeta bir ‘ölüm pornosu’ tadında bastığı fotoğraflar da ayni; yerde boylu boyunca yarım çıplak yatan bir genç kız...

Yetmediyse, olayın evveline inmeyi okura karşı bir borç, detayları sunmayı bir vazife olarak görmüş araştırmacı basınımızın sunduğu diğer Ayşegül fotoğraflarına bakalım

 

    

Eğer Ayşegül esmer, 1.50 boyunda, kara-kuru bir kızcağız olsaydı ya da Ayşegül değil de Murtaza camdan kendini atsaydı, üçüncü sayfada yer doldurmak için küçük bir kutu bile haber olamazdı.

Peki medyamız bu nekfrofili saplantısından nasıl kurtulacak? Yoksa azalmayacak da, daha mı artacak?

Ya da şöyle soralım; kimse bundan şikayetçi olmadığına, fotoğrafı basan da, haberi okuyan da halinden memnun olduğuna göre bu yazı bile fuzuli mi?

Kaan Göktaş
twitter.com/kaangkts | facebook.com/kaangkts

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank