content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

02 Ağu

Hafsalamın Almadığı!…

Yıllardan beri düşünürüm, zenginlikle dürüstlüğün ne gibi bir bağlantısı var. Ya da medeni olmakla dürüstlüğün ne gibi bir alakası var. Gerçi zenginlikle medeniyeti aynı kategoride düşünmemek lazım, medeni olan illa zengin olacak diye, veya zengin olanın illa medeni olacak diye de bir nedeni olamaz.

Ama zenginlikle medeniyetin bir bağlantısı var ki, o da şu; zengin olmakla medeni olmak maharet ister. Yani kesiştikleri nokta maharettir. Hele de geri kalmış toplumlarda bu çok daha belirgindir.

Ne var ki, bazen insanın işin içinden çıkamadığı haller oluyor,

Geçen hafta 28 Temmuz Çarşamba günü sabah eşimin kız kardeşi ile çocuklarını İstanbul’a yolcu etmek üzere Samsun/Çarşamba havaalanına götürdüm. Bilet ve bagaj kuyruğuna giren yolcularımız(ki bilet ücretlerini bir ay önceden yatırmalarına rağmen) biletlerini alamadılar. Gerekçe biletin bitmiş olması.Yani havayolu şirketi koltukları iki ayrı kişilere satmıştı.Ve geri kalan dört yolcu biletler bittiği gerekçesi ile geri çevrildiler. İşin tuhaf tarafı bu yolculardan birisinin de İstanbul’dan gelirken de aynı muameleye maruz kalması.Kendi ifadesine göre burada da on iki kişi açıkta kalmış. Bilet paramı bile iade etmediler diye feveran ediyordu.

Burada benim havayolu şirketine veryansın etmek gibi bir niyetim yok. İçinizde merak edenleriniz olabilir düşüncesi ile sadece “Pegasus Havayolları” olduğunu belirteyim, bu hikayeyi noktalayayım.

Benim önemsediğim konular başka,

Birincisi; bu tür şirketlerin kurucuları biliyoruz ki kelli-felli, zengin, sözüm ona medeni kişiler.Öyle ya, Allah “yürü ya kulum” demiş onca serveti kazanmışlar.Böyle hatırı sayılır servetin sahibi olmuşlar. Bunun yanı sıra yanlarında çalıştırdıkları elemanlar da hakeza okumuş, mürekkep yalamış kişiler. Hele yönetim kadrolarına ulaşmak her yiğidin karı değil. Düşünsenize, böyle bir şirketin genel müdürlük makamı nasıl olur?

Ve bu insanlardan böyle ucuz sahtekarlıklar umar mısınız, yada böyle sahtekarlıklarını gördüğünüzde şaşırmaz mısınız? Gördüğümde hem şaşırdım hem üzüldüm, bunca servete değer mi diye.

İkincisi ise; hava alanında bir şey dikkatimi çekti, havayolunun görevli elemanına bu durumun bir tutanakla tespit edip tarafımıza vermesini istedik. Doğal olarak vermedi, mazeretler üretti. Sonra havaalanı sorumlularından bu olayı bir tutanakla tespit edilerek tarafımıza verilmesini istediğimiz halde uzun süre direndiler. Ama sonunda bitmeyen ısrarlarınız karşısında vermek zorunda kaldılar.

Anlaşılan o ki, havayolu şirketlerine uçuş izni veren kurum bu konularda hassas değil,hatta umursamıyor bile. Eğer duyarlı olsalardı bu konuda bugüne kadar bu tür olayların önünü alırlardı. Ve bizim şikayetimizi dikkate alıp fırsatı değerlendirirlerdi, geçiştirmeye çalışmazlardı.

Üçüncü durum; Bu tür olaylar eskiden otobüs firmalarında çok olurdu. Bilet simsarları bir koltuğu birkaç kişiye satar sonra da ayakta kalan yolcuları ikna(daha doğrusu kandıracağım) diye kırk türlü yalana baş vururlardı.Lakin onlar cahil-cihara kişilerdi,ayrıca medeni de değillerdi. Çok yolculuk edenler bu firmaları tanıdıkları gibi, bu tür üçkağıtçı simsarları da gözlerinden tanırlardı.Biz bu firmalara “kaptı kaçtı turizm” derdik.

Şimdi onları, havayolu simsarlarını gözlerinden tanıma imkanımız yok,zira artık biletler bilgisayarlar vasıtası ile internetten alıyoruz. Kaldı ki şimdikiler okumuşlar, düzgün giyimliler, kendilerini çok iyi saklıyorlar.
Benim şimdi son noktayı koyacak çarpıcı bir cümle yazmam lazım,

“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış üçkağıtçı”……biraz kopya oldu ama, bir seferlik oldu kabul edin………….

Etiketler : ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank