content

20 Ara

“Giyinik Çıplaklık” mı?

Şimdi! Tekrar okumakta fayda var. Ebu Hureyre (ra) den, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Cehennem ehlinden iki sınıf var ki, onları görmedim. (Onlardan biri) ineklerin kuyrukları gibi kamçılarla insanları dövenlerdir.

Diğer ikincisi de, giyinik, fakat çıplak olan, kibirlenerek yürüyen, öteki kadınları kendileri gibi olmaya zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. Onlar cennete girmeyecekler, onun kokusunu bile alamayacaklar. Halbuki onun kokusu şu kadar (500 sene) mesafeden hissedilir.” İmam-ı Müslim Malumunuz; hadis alimlerince kabul edilen bir gerçek ki, hadislerdeki hüküm ve hakikati yakalamak zor, doğruları yanlışlardan ayıklamak daha da zor ama bir o kadar da zaruri bir yükümlülük! İlmi yeterliliğiniz yoksa kendi aklınızdan bir başka aklın yorumuna ittiba edip, ifa ve icrada o akla inanmak zorunda bırakılırsınız. Fakat! Allahu Teala Kuran-ı Kerimde “Andolsun biz Kuranı düşünülsün diye çok kolaylaştırdık.

O halde yok mu düşünen!” ( 54/ Kamer 17,22,32,40 ) diyerek Müslümanları düşünmek konusunda uyarmaktadır. Peygamber efendimizden nakledilen ; yorumlanarak ve tefsir edilerek İslam adına yaşamımıza dahil edilen her şeyi de düşünmekten kaçınmamalıyız. Dolayısıyla bu hadisi şerif üzerine de düşünmeliyiz. Bu hadisi şerifin nasıl bir giyimden bahsettiğini anlamaya çalışanlar “giyinik çıplak” ifadesinden ne anlıyorlar? Bu ifadeyi birkaç şekilde tefsir etmişler ve yorumlamışlar. Bunlardan bir tanesi şeffaf giysiler, çıplak olmadıkları halde altını gösteren kıyafetler! İkincisi dar ve vücuda yapışan kıyafetler türünden olanlar! Üçüncü ve son yorumu ise çağdaş bir yorum olarak örtülü kadınların şık giyinenlerine işaret edenler oldu. ( “Şık olan kıyafet, dikkatimi çekiyorsa bu çıplaklıktır” mantığını geliştirdiler ) Yani ( ilk tefsir ve yorumlardaki gibi ) kimi kadınlar tarafından giyilen “tayt” adı verilmiş daracık ve vücuda yapışan kıyafetler varken, bu ve benzeri birçok kıyafetle giyinmeyi, seksi ve cazibeli görünmek için yaptığını kendileri ifade ediyor olmalarına rağmen, örtülü kadınların zarif ve şık kıyafetlerini çıplaklıkla eş görerek; bu hadisi şerife onları delil olarak gösterenler var! Başın deve hörgücü olmasından örtülü kadının kafasındaki şekilli örtüyü anlamak nasıl oluyor? Kafasını topuz ya da at kuyruğu gibi modellerle deve hörgücü şekline sokmuş üstüne de tayt türü kıyafetler giyinmiş çıplakla eş değer bir görüntü arz edenler yerine örtülü kadına “işte budur,giyinik çıplak”nasıl denilebilir? “Üstündeki etek yada ceket kırmızı imiş, başörtüsünde güller varmış çıplaklıkla eş değerdir” demek zulüm değil midir! Ayrıca; örtülü kadınlar tarafından, kendilerince ifade olunmayan alenen hedeflemedikleri, iltizam etmedikleri bir şeyin hesabını sormak, ilzam etmek iyi niyetle ne kadar bağdaşmaktadır? Bu niyet okumaktır.

Bunun üzerinden kurulan yargı, doğru ve sağlıklı bir yargı mıdır? Düşünmeye devam edelim… Karaçarşaf ve koyurenk pardesüden gerisini “örtü” kabul etmeyen bu anlayışın mihmandarları, taassubla anladıkları İslam dinini kadına bir ruhban anlayışı ile dayattıklarının farkında mıdırlar? Kadına bir rahibe gibi örtünmeyi ve ruhban kilisesinde yaşar gibi evinde ,elini eteğini yaşamdan çekerek varolmaya zorluyorlar. ( Kendi arzusu ile (!) çarşaf giyen Müslüman kadın dahi, kendini yaşamdan soyutlamak zorunda değildir! ) Biz Hristiyan değiliz! Musevilik’te kadının varlık sebebi dünyaya yeni Musevi çocuklar getirmek. Musevi erkeğin görevi ise dininin kurallarına uygun yaşamaktır. Musevi kadın saçlarını kazıyarak, yani çirkinleşerek kocasının nefsini körelttiğini düşünüyor. Böylelikle karı koca arasında, tamamen Tanrı’ya hizmete adanmış bir ilişki devam ediyor.

Musevilikte kadının çirkinleşerek varolması da böyle açıklanıyor. ( Müslüman kadının çirkinleşmek için vücudunda herhangi bir tasarrufta bulunması düşünülemez! ) Bizler Musevi de değiliz! Gördüğünüz gibi bugün toplumumuzda kadına karşı takınılan tavırlar ilham kaynağını İslam’dan ziyade ; Hristiyan inanışlarından, Züht ya da Musevi inanışlarından almış olabiliyor. Bu kaynağını yanlış yerden almış seziş ve anlayışlar Müslümanlar arasında öyle ilerletilebiliyor ki; kıldığınız namaz namaz değil, tuttuğunuz oruç , oruç değil “ vurun kahpeye” uslubunu benimseye kadar gidebiliyor, tarih bunlarla doludur! Korkarım susuz kalsalar su vermeyecekler! “Ahzab Suresi 59. Ayetin (dış giysi emri ayeti) sonundaki “Allah çok bağışlayıcıdır. Rahmet Kaynağıdır” ifadesi, Elmalılı Hamdi Yazır tarafından “Tesettür emrolunduğundan dolayı kadınlar bir baskıya uğratılmasın, aşırıya gidilmesin” şeklinde yorumlandığını bile bile kadınlara baskı ve zorbalık yani tahakküm edebilmek için bu yoruma duyarsız kalmak kabul edilebilir mi! Kendimize gelelim, Kendinize geliniz! Örtüsüyle okul kapılarından, resmi dairelerden kovulurken örtüsününün üstünde gül desenleri varmış , rengi de kırmızıymış “ sen giyinik çıplaksın” demiyordunuz! İhlas bu mudur? Kadınlara yaptıkları tuhaf telkinlerle onları sükuna hapsetmek, geriletmek, zaaf ve teslimiyet içinde bırakmakla sorunları çözebileceklerini mi düşünüyorlar? Dost kisvesi altında düşmanlık eden kim? Dindarlık; zalimliği besleyip, büyütmemeli! Öte yandan maalesef; bazı muhafazakâr kadın kalem erbapları da kaleme aldıkları yazılar ile örtülü ve zarif görünen kadınları “kötü ve günahkâr kılanları” istemeden de olsa desteklediler. Kendileri ile yüzleşebilecekleri internet görsellerinde yeralan fotoğrafları ise hiç de farklı değildir.

Üzerlerindeki sufi bir yün hırka da değil, çarşaf yahut kara bir pardesü de değildir! Buna rağmen Müslüman kadınları kendi içlerinde ötekileştirmek gibi büyük bir gaf ve çelişki ile toplumu aslında onlar gibi olan diğer örtülü ve zarif kadınlara karşı kinle doldurduklarının farkında olamadılar. Zaten varolan böyle bir zulme ne yazık ki çanak tuttular.! Örtülü kadınların, tesettür hataları yoktur demiyorum! Olabilir! Vardır, hatta belki de çoktur, ama zulme reva değildir! Küfre, aşağılanmaya, tekfire layık görülemez! Olamaz ! Hatasız kul yoktur, kadın ya da erkek! Tekrar ve ısrarla,kendi nefsim için de söylüyorum ki hepimize yansımasını niyaz ettiğim hal; bütün iyilik ve güzellikleri Allah’tan bilmek; Edeb-i Hakk ile Hakk’a yakınlığı giyim ve kuşamımıza temkinle bezeyip; uyum, düzen ve sadeliğin güzelliğine ulaşmaya gayret etmek, şatafattan ve laubalilikten uzak durmaktır. Sözün son noktasında; örtülü kadına yapılan bu yanlışın içindeki “korku”yu analiz edebilmeyi arzu ediyorum.

Yeni dünya düzeninde İslam ülkelerinin kadınları, Avrupa ve Amerika’dan ihraç edilen ürünlerin tüketiciliğini bilinçsizce gerçekleştirerek , ailesinde ve toplumsal ilişkilerde hatta bugünün ve yarının nesillerinde derin etkiler bırakacak hatalar yapmasından duyulan bir endişedir bu…Nitekim örtülü kadındaki değişimlerin yanlışa düşmesini engellemek arzusu duyan dindarların yanlış ve çarpık savunmaları! Bu arzu ve zorunluluk, ‘doğru’ cevabın bulunması için şiddetle ve hunharca Müslüman kadınların uyarılması gibi bir sonuç üretmekle asla hedefe ulaşamaz! Kadının hak ve hürriyetlerinin teslim edilmesinde yetersiz kalındığı sürece, örtülü kadında ötelenmiş olmaktan kaynaklanan komplekslerin sonuçlarını izlemeye mahkum bir toplum görüleceğinden emin olunuz! Hz. Ali şöyle buyurmuştur.

Zulümde iki suçlu vardır. Biri zulmeden zalim, diğeri ise zulme rıza gösteren mazlum. Aslında daha söylenebilecek birçok söz var lakin başka yazılarda farklı merhalelerle işlemek arzundayım. Nihayetinde bu yazıda belli bir kesimi suçlama değil,müslümanlar olarak kendi kendimizle bir yüzleşme umuduyla yazılmıştır, satırlarımı okuyan herkesi saygıyla selamlıyorum. Ve siz! Okuduğu her şeyi kabullenen insanlardan değil iseniz, her görüşünü onaylamadığım halde düşüncelerinin bilinmesinin gerekli olduğunu düşündüğüm Dr. Ali Şeriati’nin “Fatima Fatimadır” kitabını okumanızı, ısrarla tavsiye ediyorum. Hülasa ; isteyerek yahut istemeyerek Yezid’leşenlere, Fatima’lar gerek! Olmak imkansız da olsa onun gibi bilmek gerek! ”Zulme karşı direnmeyi ve bilinçli olmayı!”

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank