content
03 Şub

Evren, Ben Kimim?

Not: Yalnızca gençler okuyabilir!

Genç, gençlikteki özelliklerini koruyan kişi olarak tanımlanıyor. Peki, bu hayatta kim GENÇ? Kimdir ki o büyümenin verdiği aşkla kendini arıyor? Hangi insandır, bu hayata esir olmadan, kader deyip kabullenmeden kendi yolunda yürüyebiliyor? Ben buyum demek bu kadar kolay mı? Hayır, sen bu olamazsın! Yapabildiğin en iyi şey bu mu veya olabileceğin en iyi yerde misin? Cevabınız hayırsa hadi başlayalım.

Bazılarımız “20’sinde ölüp, 80’de gömülür” demiş ünlü bir düşünür. Neden? Bana göre nedeni; kendimizi ararken, başkalarının kafamıza kazıdığı, şu önümüze taş koyan, biz senin yerine düşündük işte olay bu diyen saçma kalıplar.

Ben bunlara karşı çıkıyorum, olabileceğim kişi olmak istiyorum. Ben onların ayıbını, onların kurallarını değil evrenin ve kendi benliğimin yarattığı şeyleri yaşamak istiyorum. Küçükken düşünürdüm; her şeyin yazıldığı gibi oynandığı bir hayatta olmak bana çok anlamsız gelirdi. İki fikir takılırdı kafama; bütün gün yatıp TV seyretsem ve “Hey, ne yapıyorsun?” diyenlere “Benim kaderim bu.” mu demeliydim? Yani madem her şey önceden belli o zaman neden seçme şanslarımız var ve biz neden Allah’ın bize yazdığı bir kader yüzünden yargılanıyoruz. Alnımızda yazan kader yüzünden neden cennete veya cehenneme gitmek zorundayız? İkinci sorunsa şuydu (küçüklüğüme verin ve ters gelirse affedin);hayat benim Barby bebeklerimle oynamama benziyordu. Barby, sen burada otur, şimdi buraya git, sana araba çarpsın... Böyle devam ediyordu! Bana göre bunların böyle olmadığı, kader denen şeyin bu olmadığı çok aşikârdı. Peki, neydi kader? İmanın şartlarından altıncısı olan kader ve kaza; ister iyi, ister kötü, her şeyin Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır Allah her şeyi biliyor, O ol derse her şey olur ve O yaratıcıdır. Bana göre bizi burada, bu ailede yaratması vb. şeyler kader ama diğer şeyleri kendi irademizle yapacağız. O’ndan yardım alarak. Ve unutmamamız gereken bir şey daha var: “TEVEKKÜL”. Tevekkül demek, görevi Allah'a havale etmek değil, kul kendisine düşeni yaptıktan sonra sonucu yani kararı Allah'a bırakmak ve O'na güvenmektir. Yani elimizden geleni yapmak zorundayız.

Fark etmesek de, her geçen gün işler daha çok olsa da, bizler gittikçe tembelleşiyoruz, yapmak istediklerimiz hep beklemekte. Başarmayı istediğimiz ve başarabileceğinize inandığınız hedeflerimiz var. Neler yapmanız gerektiğini biliyoruz, yapmadığımız da neler olacağını da.

İstersek olacak. Buna rağmen yinede bekliyoruz. Yapmıyoruz!
Bizi durduran, bizi engelleyen, yapmanız gerekenleri yapmaktan ve ilk adımı atmaktan alıkoyan bir şey var: "Atalet". Ataleti yenmek, kendini içten zorlayarak ya da kendinde coşku uyandırarak "kendini eyleme geçirebilmektir". Kendine "yapması gerekenleri yaptırabilmek" demektir. Görev ve sorumlulukları karşısında "üşenmemek", "ertelememek", "vazgeçmemek" demektir.

İsteksizlik, tembellik, durağanlık, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek, miskinlik, ertelemecilik, mazeretçilik, sitemkârlık, kötümserlik, şevksizlik, depresifliktir. Bugünlerde çoğumuz başarmak için doğru adımı atmayı bekliyoruz. Yarınlar için endişe edip, geçmiş için üzülüyoruz. Oysaki hayat şuan da yaşanıyor. Başarma zamanı; doğru adımı atmak, mutlu olmak için zaman geldi ve az sonra elinden bir şansı daha kaçırmış olacaksın. Öyleyse neden bekliyorsun? Haydi…

Kişisel gelişim kitapları yazan Mümin Segman’ın dediği ile başlayalım kendimizi bulmaya…

Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
Rüzgârı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!
Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.
Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin!

Yapılması gereken ilk şey; asıl kimliğinizi bulmak ve bunun sonucunda hayatta bizi bekleyen gerçek ihtişamın ne olduğunu görmektir. Bunu başarmak bizim elimizde bende varım diyorsan haftaya burada olacağım… İçindeki gücü keşfet!

Bana yazın; iyi veya kötü. Sonuçta en doğruyu bulmak için uğraşıyoruz. Saygılarımla…

duyguuzun@duvarmedya.com

Çaresizliğe karşıyım diyenler; işte burası tam da orası…

è http://www.facebook.com/group.php?gid=58907423392&ref=nf

Etiketler : , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

1 Kere Cevaplanmış to “Evren, Ben Kimim?”

  1. 1
    Hakan KORKMAZ Says:

    Duygu hanım evet hepimiz aslında Atalet içinde yaşıyoruz.Aslında depresif yaşamın vermiş olduğu mutsuzlukları omuzumuzda taşıyoruz.Bu yükde çok ağır oysa bir silkinsek, sabahları uyanınca aynada gülümseyen bir yüzle kendimize bir merhaba desek sonra etrafa,insanlara,herşeye..."Hayat hiç bir zaman durağan ve bayat olamaz çünkü heran yepyeni taptaze,ve beni yaratan güç düşüncelerimi seçebilme özgürlüğünü verdi."Evet ben mutluluğu seçiyorum çünkü ATALET ile yaşamak istemiyorum,bir adım atıyorum..Çalışmalarınızda başarılar dilerim güzel bir yazı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank