content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

10 Ağu

Devlet’in Dikkatine!. Menfur Tuzak: Özerk Kürdistan

Bu işin sonu nereye varabilir? Nereye kadar gitmek istediklerini hâlâ anlamadınız mı? Siz hâlâ, “adı anıldığı zaman, alçakça ve hunharca katledilmiş masum bedenleri yerlere serili bebek cesetlerini hatırlatan”, 7’den 77’ye binlerce suçsuz, korumasız ve günahsız Kürt, asker-polis ve öğretmen katili melâneti “sayın” nitelemesi ile anan maşalara inanıyor musunuz?

Kandil ve muadili bataklıkların; Uyuşturucu, kaçakçılık ve beyaz kadın ticaretinden elde edilen kir, irin ve kanla vampir, sivrisinek, kene ve sülük yetiştirildiğinin farkında değil misiniz? Hatta bu menfur bataklıkla bağlantılı, yardım ve yataklık unsuru bazı bedhah’ların Türkiye Cumhuriyeti parlâmentosundan beslendiklerini; Lâkin, pek yüce Türk Milleti’nin asil hoşgörüsüne her gün “şey” ettiklerini bilmiyor ve hâlâ Türkiye’de her şeyin normal olduğunu mu düşünüyorsunuz? Öyleyse çok yanılıyorsunuz.

ZIMMİ KABUL

Fazla söze gerek yok. Diyarbakır’dan gelen ve aşağıdaki mektup her şeyi açıklıyor:

“Sayın …, Mayıs ve Haziran aylarında Diyarbakır'da bulundum. Türk'e ve Türklüğe ait her şeyi ortadan kaldırmışlar. Orada iki kolordu ve muharip hava üssü, binlerce subay, astsubay ve on binlerce asker var iken, çarşı ve pazarda üniformalı tek kişi göremedim. Alış-verişlerde fiş/fatura yok. Fiili bir durum var ve herkes üç maymunu oynayıp Türkleri uyandırmamak için kalleşçe yalanlar ve masallar düzüyor.

Allah, aldığı maaşı ve taşıdığı unvanı hak etmeyenleri kahretsin.”

Bu bir ZIMMİ KABUL ve de’FACTO KÜRDİSTAN hadisesinin ispatıdır.

Sebep olanların ve müsamaha edenlerin kâffesi kahrolsun. Allah belâlarını versin.

ŞU HALE BAKINIZ!....

Kör olası adlarının başında, bu ülkenin üniversitelerinden aldıkları koca, koca prof, dr,  doç, gibi akademik unvanlar veya birtakım “SOROS-pu’cu” sözde STK’ların başkanı, genel başkanı gibi “besleme ve manipüle” makam adlarıyla; Türkiye Cumhuriyetinde yayın yapan yabancı (düşman) ekranlarına çıkıp, bazı insanların normal özgürlük talebinde bulunduklarını söyleyenlerin; Dönme, devşirme, kripto, dahili ve harici bedhah olmadığını mı sanıyorsunuz?

SOYADI NEDEN TÜRK ACABA?..

Öyleyse 09.08.2010’da Ahmet Türk tarafından açıklanan ‘Demokratik Türkiye-Özerk Kürdistan’ modelini teklif eden Demokratik Toplum Kongre kararlarında yer alan şu cümleyi dikkatle okuyun: “Demokratik Toplum Kongresi tüm katılımcılarıyla bu amaçlara ulaşmak için Kürt halkının ulusal birliği, Kürdistanî halklarla dayanışması, Türkiye halkıyla iradî, eşit birlikteliğinin önemini ifade eder.”

Demek ki neymiş? “Türkiye halkıyla iradî, eşit birliktelik” istiyorlarmış.

Yani Türkiye’de birden fazla eşit halk olacak. Eşit halklardan biri de “ulusal birliği” ile “Kürt halkı” olacak. Peki, Demokratik Toplum Kongresi neymiş? Bunu da Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşmesi üzerine 22 Haziran 2011’de açıklanan yedi maddelik kararın 3. md’den öğrenelim: “Kürdistan’ın en büyük sivil ve siyasi çatısı olarak kongremiz...” Demek ki Türkiye’de bir Kürdistan ve burada partiler üstünde ayrı bir siyasi çatı varmış. Yani Kürdistan Millet Meclisi.

Ya 4. maddede ne diyor bu kongre: “Aynı şekilde, (Demokratik Toplum Kongresi’nin tüm bileşenlerini, kurum ve kuruluşlarını...) seçim sonuçlarıyla onaylanan halkımızın çözüm projesi olan demokratik özerkliği tüm kurumlarıyla sahiplenmeye, inşa sürecini ilan da dâhil olmak üzere tüm boyutlarıyla tamamlamaya çağırır.”

12 Haziran seçimlerinde siz, Türkiye’nin milletvekillerini seçtiğinizi sanıyordunuz değil mi? Bu seçimde “demokratik özerklik” in de onaylandığından haberiniz var mıydı?
İş bitmedi. Şimdi ne diyorlar? Kongre dönem sözcüsü Cemal Coşkun, kongrelerini 30-31 Temmuz’da toplayacaklarını ve 850 delegenin “hazırız” demesi hâlinde “Demokratik Kürt Özerkliği”nin inşa sürecine başlanacağını ve kısa sürede ilan edileceğini bildiriyor ve “bölge kendi kendini yönetebilecek düzeydedir” diyor.

DEVLETİN DİKKATİNE:

Devlete, kurumlara ve bilhassa parlâmentoya sızmış bir takım gaflet, dalâlet ve ihanet ehli hâlâ PKK, KCK, DTK ve BDP’nin, anadillerini özgürce kullanma talebinden başkaca bir isteklerinin bulunmadığını söyleyecek kadar devleti, devlete sadakatle bağlı milleti;, ve hangi din-mezhep, ana dil ve etnik kökten olursa olsun asırlardır huzur/emniyet/refah ve barış içinde yaşayan yurttaşları aptal yerine koymaya cür’et ediyorlar. Ey devletin çimento ve omurgasını oluşturan “iyi insan ve iyi vatandaşlar” siz hâlâ, “Kürdistanî halklarla dayanışma”nın nerelere kadar gidebileceğini anlamıyorsunuz değil mi?!.. Ne yazık!...

GAFLET, DALALET VE HIYANET EHLİNE!..

Dünyada muhtelif ırk, etnik kök ve farklı ana dil unsurlarının emniyet, huzur ve barış içinde yaşayabildikleri; Türkiye’den başka ülke yok. Bize sözde medeniyet dayatan tek dişi kalmış canavar Avrupa’nın kahir ekseriyetinde asli unsur dışında herkes kaygılı. Geleceğe güvenle bakamıyorlar. Hukuken ana vatanları olmasına rağmen, kendi öz ülkelerinde yabancı milyonlarca Avrupalı var. Kara Avrupa baştanbaşa kâbus ve karanlık içinde. İnsanlar, sinsice uygulanan “derin” ırkçılık yüzünden huzursuz ve mutsuz.

GÜNCEL’DEN BİR ALINTI:

“Nazizm Avrupa'da hala çok güçlü:

Son zamanlarda gazetelerde sık sık Neo-Nazilerin Avrupa'da güç kazandıkları, gövde gösterileri yaptıkları ve eylemlerde bulundukları ile ilgili haberler okuyoruz. Üstelik eylemleri yapan gruplar bu kez hem iktidardaki hükümetlerden, hem yakın oldukları partilerden, hem de kendi halklarından çok büyük destek görüyorlar. Örneğin sadece Almanya'da Neo-Nazi olarak adlandırılan gençlerin sayısı 60 bini geçmezken, bu gençleri sempati ile bakan Almanların sayısı 10 milyona yakın. Bugün Almanya'da yasal olarak kurulmuş beşten fazla Nazi yanlısı parti bulunuyor. Hollanda, İsveç ve Fransa gibi ülkelerde de ırkçı akımlar sürekli güç kazanıyor ve her ülkede yaşayan azınlıklar üzerinde (özellikle de Kuzey Afrika kökenli Müslümanlar ve Türkler) karanlık etkileri görülüyor.”

 LÜTFEN UNUTMAYIN!..

1963’den bu yana Türkiye’de anarşi, terör ve tedhiş’e dölyataklığı yapanlar: Suriye, Lübnan, Filistin, Irak, Ermenistan, Yunanistan ve İsrail;

Maddi yardım, açık-gizli destek, fiili koruma, kollama, besleme ve yataklık edenler ise: Özellikle Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç, Norveç, Romanya, Bulgaristan, SSCB, ABD ve İsrail’dir.  Yani vahşi batı ve ülkemizdeki batıcılık ihanetin başıdır.

***

VATANA İHANET Mİ? YOKSA PEŞKEŞ Mİ? YALAN MI?..

YUNAN İŞGALİ ALTINDAKİ TÜRK ADALARI

Ayrıca, Aydın il sınırları, Ege Denizi yakın kıyı şeridinde yer alan Eşek ve Bulamaç adlı Türk adalarının 2004’den itibaren Yunan işgaline terk edildiği iddia olunmakta; Konu başta DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek olmak üzere 05 Mayıs 2011 tarihinden beri yoğun bir şekilde kamuoyunda tartışılmaktadır. Üç aydır pek çok kişi, kurum, STK ve medya tarafından halka açıklanan ısrarla cevap beklenen konuya; “NEDEN?” ve “NİÇİN?” hâlâ, onurlu ve sorumlu bir bakan veya Recep Usta tarafından cevap verilmemektedir?..

Kamu vicdanı gerçeği bilmek istiyor. Gerçek nedir?

Etiketler : , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank