content 1977 Trabzon doğumluyum/evli ve bir çocuk annesiyim. yerel bir gazetede ve İnternet bir edebiyat dergisinde yazılar yazıyorum. k.t.u mezunuyum.
31 Ara

Bir Başlangıçtır; “Adayış Risalesi”

Bir şifa niyetine okunan her kitap, kalbe ve ruha işleyen ayrı bir huzurdur. Doğrulara ulaştıkça, gerçeklere kucak açtıkça, hayata açık ve Nü tarafından baktıkça, yolu açılır ve ufku genişler insanın. Hayallerin başlayıp, bittiği bir genişlemeyle esner bedenin dünyaya karşı bakışı.

Kitaplar yazıldıkça okuyucunun aklına ve gözlerine emanet bırakılır. Her düşünce kendi tasarladıklarını okuduğu kitaplarda yaşamaya ve anlatmaya başlar. Verilen en güzel emanettir kitaplar lakin kütüphane raflarında kalmayacak kadar da değerlidirler. Değer vererek okuduğumuz bu cümleler kirletilmeden ve akli selim bir şekilde okunduğunda gelecekteki emanet sahiplerini de bulur. Bu nitelikte her beynin her okuduğuna kattığı anlamı düşünerek benim de bu köşemde size aktaracağım olumlu ya da olumsuz kitap eleştirilerim olacak. Kitabın reklamı olmaz kitapları anlatarak tavsiye etmek ayrı bir hassasiyettir. Yazarın duyguları dışında eleştiren kişinin de duygularını yansıtmasıyla okuyucuya ulaşacaktır kitap hakkındaki duygu ve düşünceler. Okuduklarımın bende bıraktığı izleri sizlere yazmak beni çok heyecanlandırıyor. Yıllar öncesi karşılıklı konuşmalarımızda cümle aralarına sıkışan düşüncelerimi şimdi sizlerle paylaşmak onur verici.

İlk anlatacağım kitap, “Adayış Risalesi”, Sayın Mustafa İslamoğlu'nun kaleminden yıllar öncesi bizlere ulaşan ve hala her kelimesiyle okunma değerinden, tek bir cümle kaybetmeyen bir eser. Gerçekte adayış elindekilerinin kıymetini düşürmeden, bir köşeye atıp kırmadan veya eskiye dair antika misali küçücük kutulara saklamadan "ne işine yarıyorsa", o işte kullanmaktır, bizlerin bilincin de.

İnsanoğlu asırlardır; "neyi adadık, ne için adadık yada neler için mücadele ettik, kimlere boyun eğdik, kimin niyetine savaştık" vs vb.vd.  gibi binlerce soruyla kovalamaca oynarken, hayata adanmışlığın ruhaniyetini öğrenmeden, gerçek dışı adanmışlık figürleriyle süsleyip sunmuştur, etrafındakilere ve zamana.

"Neyi ne için adamalıyız?" sorusuna cevabı, Mustafa İslamoğlu'nun kaleminden okumak başka bir anlam kazandırıyor, adayış kelimesine. Adanan ne olursa olsun, kutsal sayılana kutsallaştırılarak adanmalıdır. Temiz ve saf niyetlerle, yerini bulacak şekilde gönderilmelidir sahibine. Tarih boyunca, "hangi dinde olursa olsun, hangi düşüncenin sınırları içinde yaşanırsa yaşansın" insanlar kutsadıkları varlığa kendilerini kabulettirmek için, birçok şey adamışlardır. Lakin adanma kavramını içeriğinden uzaklaştırmayı da geciktirmemişlerdir.

Oysaki Adayış Risalesi'nde de Sayın Mustafa beyin, Meryem’le başlayan adayışı anlatışı karşısında, bu kadar mı bağnazca ve geleneksellikle bağdaştırılan kalıplara oturtulur, adamak diye geçiriyor insan aklından.

Kitaba başlarken, dikkatli bir şekilde seçilen ayeti kerimelerden, insana ait özelliklerin yansıtılmasıyla başlanmaktadır. Her toplumun bir yol göstericisi vardır.” (13-7), “İnsan kavgacıdır”(18-54)

İlahi vahyin yok edilmesi için yapılan işlerden bahsederken; kitap neshedilmesi, Kur'an-ın tevilinden ve tahsisinden (tahrif edilmesi) bahsetmektedir. Adağın aşamalarını 9 olarak belirtmektedir. Her aşamanın kendine özgü halini tek cümleyle anlatan Mustafa İslamoğlu; “İnsan ille de bir kapıya adanacak yâda adayacaksa bu kapı kendisinden daha değerli, daha yüce birinin kapısı olmalıdır ki değeri elleriyle alçalmış olmasın, harcanmasın, ucuza gitmesin…” diyor.

Binlerce yıl önce putperest kavimler “vesen” olan tanrılarını; şiirlerle, yazılarla, çeşit çeşit yiyeceklerle ağırlar gibi yapar ve ellerinde olanı da ona adarlarmış. Kız çocuklarını bu tanrılara adar diri diri gömerlermiş. Ateşperestlerin ateşe kendilerini atarak, kendileri adamaları gibi vs vb.

Müslüman kadının, kendi çağının kendi toplumunun kendi toprağının kendi mahallesinin kendi ailesinin konumuna göre; Asiye’si, Hanne’si, Meryem’i, Hatice’si, Zeyneb’i ve Fatıma’sı olması için sunulmaktadır, adanası örnekler. Her biri hayatlarından büyük parçalar adamışlardır, adanılması gerekene.

Adayış risalesi'yle adanılması gerekenleri ve adanması gerekeni bilmektir. Bu kitabın okuduğunuza kısa ve öz edebi içeriğiyle insanın kalbine işlediğini göreceksiniz.

Bu kitabı okumanızı öneriyorum, edebi bir dille İslam'ın anlatılışına hayran kalacaksınız.

KİTABIN KÜNYESİ:

KİTABIN ADI: ADAYIŞ RİSALESİ

KİTABIN YAZARI: MUSTAFA İSLAMOĞLU

YAYIN YILI: MART, 1992

YAYINEVİ: DENGE YAYINLARI

SAYFA SAYISI: 144

TÜRÜ-KATEGORİSİ: DİN-EDEBİYAT

DİL YAPISI: Edebi cümlelerde süslenen kıvrak ve akıcı bir üslupla yazılmıştır. Yazarın kelimelere hakimiyetiyle ortaya çıkan sadelik dini figürleri okuyucunun düşüncelerine bırakmıştır.

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

4 Kere Cevaplanmış to “Bir Başlangıçtır; “Adayış Risalesi””

  1. 1
    Ahmet Osman Öztürk Says:

    İnsan değerli bir varlık.. tabii ki değerini ucuza harcamamalı.. Yazınız için teşekkürler..

    Ressam Ahmet Osman Öztürk

  2. 2
    ibrahim hakkı gündoğdu Says:

    İnsan en yüce olan tanrıya adanmalı.. ve yaradılmışların en şereflisi insana adanmalı bir de.. Başka nesi değerli ki bu dünyanın.. Yazı ve inceleme güzel.. keyf alarak okudum.. teşekkürler.. selamlar..

    İbrahim Hakkı Gündoğdu

  3. 3
    Aysun GÜL Says:

    Teşekkürler İbrahim Hakkı hocam. İyi seneler...

  4. 4
    Aysun GÜL Says:

    Teşekkürler Ahmet bey, Adayış Risalesi gerçekten okunmaya değer bir kitap. İyi seneler

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank