content

17 Ağu

Bas’ın…

Biz gazeteciler…

Şamar oğlanına döndük.

*

Demokratik ülkenin en tepesinden, belediye, oda, hatta okul birliği başkanından fırça yer hale geldik.

Son yıllarda “Haber olan haberi” yazamıyorduk.

Şimdi soru soramaz hale geldik.

Bırakın vatandaşın merak ettiği konuyu, olayı sormayı…

Soru sormak için izin verilmesi gerektiğini de öğrendik.

*

Hafta başı CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin geldi.

Törenle karşılandı. Tv’ciler mikrofon, gazeteciler teyp uzattı.

“ İzmir’e geliş sebebiniz?”

Tokat atmadığı kaldı:

“ Böyle soru olur mu? Bu haber değildir”

*
O kadar kalabalık arasından biri çıkıp da;

“Pardon anlamadım, ne diyorsunuz?” diyemedi.

Veya toplu halde sırtını dönüp gidemedi.

Örnekleri daha çok.

Bir oda başkanının, bir bayan gazeteciye ;” Senin donunun rengini soruyor muyum” çıkışı…

Bir milletvekilinin yine bir bayan gazeteciye; “ Allah aşkına işin mi yok… Bak başka işine” terslemesi…

Bir dul işadamının, milletvekili seçildiği hafta parmağına alyans takmasını “Siyaset sürprizi mi?” sorusuna;

“Neresi sizi ilgilendirir, geç bunları” fırçası yakın tarihte yaşanmıştır.

*

Doğrudur.

Saygınlığı; meslekte ilkeler, kişiler de davranışlar yaratır.

Ne oldu da saygınlığımız böyle düştü?

10-15 yıl önce bugün yaşananlar düşünülemezdi.

*

Son olay, sanki kamera şakası.

Büyükşehir Belediye Başkanı’na soru yöneltiliyor:

Personeline yapılmayacak sert çıkış;

“ Soru sorun demedim!”

Ardından talimat:

“ Bu cümlem kayıtlardan çıkarılsın!”

Nasıl olmuşsa bir “cesur yürek” gazeteci çıkmış;

“ Kayıtlarda kalacak” demiş.

Başkanın bu kez sinir katsayısı katlanmış;

“ Haddinizi aşmayın. Acı olur yani, aşmayın…”

Tehdit gibi.

*

Tablo böyle gitmez, gitmemeli.

Öncelikle biz gazeteciler…

Yandaş, candaş, yoldaş…” ayırımından çıkıp;

Kişi ve kurumların tahakkümünden kurtulmalı…

Kitabeleşmiş “ Gazetecilik ahlak ve ilkelerini” okumalı, okutmalı…

Gerçek anlamda demokrasinin dördüncü kuvveti olmalı…

En güvenilir meslek sıralamasında sondan kurtulmalıyız.

Yapabiliyorsak!

*

Yapamıyorsak…

Her şamarda, diğer yanağı uzatıp okkalısını beklemeliyiz.

Veya…

Ne kadar fakülte, sendika, cemiyetimiz varsa kapatıp…

Kalemi kırmalı, gömmeliyiz.

*

Bir ulu bilge der ki:

“İnsan kendini kandırabildiği ölçüde mutludur.

Kendini en iyi kandıran insan, en mutlu insandır”

*

Eğer böyle mutluysak…

Mesele yok.

Gelsin sıradaki, bassın şamarı!

*****************************

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank