content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

16 Mar

Barış Direnmektir

Neden hep barış dili diyoruz?

Yanlışları, hainleri, kaos fırsatçılarını bilmediğimizden değil elbet. Yüzyıllar boyu, kaygan Ortadoğu coğrafyasında bir yer düzelir, öte yanda patlar savaş. Adlar değişir, çatışmalar değişmez.

Bu çağda savaşların namusu yoktur. Kirli oyunlar vardır sadece. Haklı, güçlü olmanın önemi kalmaz. Alman filozof Hannah Arendt’in sözü aklımda; ‘Bazı insanlar başkalarının menfaatlerini yerine getirmek için yaratılmış kurbanlıklardır.’

Hangi taraftan olursanız olun barışın önüne, ardına kelimeler koyduğunuz anda kurbanlaşıyorsunuz.

Sonrası malum, patlamalar, kaybedilen canlar, acı üstüne acı. Ankara’da ilk patlamada tanıdıklarım yaralanırken, son patlamada bir arkadaşım yakınını kaybetti. Ozancan Akkuş, ODTÜ Elektronik bölümüne 260. olarak giren pırıl pırıl bir genç.

Sosyal medya ‘Şu tarihte patlama olacak’ iddiaları ile çalkalanıyor.

Etrafımda kim olursa olsun, barıştan önce savaş dili kullanıyorsa susturmaya başladım; “Şunun kökünü kazıdık, hakkımızı alacağız” gibi hangi taraftan kim ne derse desin tahammülüm yok.

Önce toplum olarak dilini, hedefini düzelteceksin arkadaş.

Kökeni, dili, dini, siyaseti ne olursa olsun, “Mutlaka barıştan yanayım, detayları siyasetçiler çözsün” diyebilmelisin. Ürkme tıkanmazsın.

Yoksa, korkuların sonu gelmeyecek ve maalesef öykülerin de.

İKİ DOKTOR, BİR SONUÇ

Üst üste iki örnek. Önce evimin karşısında devlet hastanesindeyiz. Rahatsızlıkları artan annemi götürüyorum. Sabah erken saatte randevu alıyoruz. EMR çekiliyor, aşırı kalabalığı saymazsanız sorun yok. Muayene için doktoru kapının önünde bekliyoruz. Sıra 102’ye geliyor bizim sıramız 103. Müthiş bir düzensizlik var. Numeratör sık kapanıyor ve biz bir numaradan diğerine, tam 1.5 saat bekledik. Heyet raporu onayı almak için gelen giden içeri dalıyor. Kapı önünde sıkça harbede yaşanmakta.

Nihayet içerdeyiz; küçük bir oda, doktorla dip dibe masada sekreter ve iki hasta ile birlikteyiz. Sekretere fısıldayarak numaratörün çalışmadığını kargaşanın bu yüzden yaşandığını söylüyorum. Tanrım o nasıl bir ses. Bağıra çağıra yanıt veriyor.

Ya sabır, beteri, bidicik odada hasta bakmaya çabalayan doktor hanım konuyu anlamadan “Sistemi, Sağlık Bakanlığı kuruyor, şikayetlerinizi ona yapın” diyor. Doktora üzülüyorum, günde yüzlerce hastaya bakmak kolay mı, ‘herkes şikayetçi’ mantığıyla ne dediğini dahi dinlemiyor.

Ertesi gün, bir vakıf toplantısındayım. Yönetim Kurulu üyelerimizden biri, çocuk onkolojisi doktoru. İki hafta önce çalıştığı hastaneye Suriyeli bir çocuk getirilmiş. Kanser. Ancak başhekim uyarıyor; doğuda bilmem ne kampında kayıtlı çocuğu Valiliğin geri göndermelerini istediğini belirtiyor.

Olmaz, yolda ölür. Hastanede ölen çocukların ilaçlarını toplayarak iki hafta tedavi ettiklerini söylüyor gözleri nemli. Yasalar önünde suç, hasta kayıtdışı ama insanlık kefeninde sistemle başbaşa kalıyor çoğu sağlık çalışanı.

Evet, sistemin yarattığı çağdışı, hasta/hasta yakını ile karşı karşıya getirildikleri boşluklara; vicdanı ve emeği ile direnen tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.

Etiketler : , , , , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorum Yazınız

You must be logged in to post a comment.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank