content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

02 May

Aytül Öğretmenin Tatlı Yeme Miktarı

Bugün müdürümüz Cuma namazından sonra elinde bir tepsi baklava ile öğretmen odasına girdi. herkese tatlı ikramında bulundu. Biz öğretmenler daha oturacağımız yeri ve tatlı tepsisini

şekline bile görmeden müdür beyi nizami bir daire içine aldık. Tepsiyi zar zor masaya bırakan müdürümüz gür bir sesle “buyurun!” dedi.

Öğretmen taifesi mutfak malzemelerinin bulunduğu yerden çatal ve tabak almaya yeltenirken bir taraftan da “kim getirmiş, hangi sebeple” gibi sorular sorarken bazıları da “üzüm ve bağ” sözünü hatırlatıyor, tepsi daha küçük bir daire içine alınıyordu. Saflar Cuma namazınkinden daha sıkıydı.

Askerin taarruza kalkışması gibi bütün çatallar baklava tepsisine doğru hücuma geçerken, birinin ağzından “kilo” gibi bir kelime çıktı. Çatalları tutanların bir kısmı ani fren yapmış araba misali aniden duraklayıverdi. Parmaklarının uçlarında zarifçe tutulmuş çatallar ellerde bir zaman kaldı. Çatal tutan bu ellerin tamamı hanımlara aitti.

Ancak erkek milleti ile kilo alıp verme işi olmadığından tepsiye uzanan çatallarda kısmen azalma olmuştu. Bayanlar ise tatlılara tatlı tatlı bakıyor, baklava tepsi ile aralarında sadece buğulu gözler kalıyordu. Bayanların gözlerindeki ifadelere bakılacak olursa o tepsi içindeki nevaleyi ne kadar da çok sevdikleri saklanacak halde değildi. Ah bu kilo!

Kısa bir zaman sonra bayanlar arasında tatlıya düşkün olmadıklarına dair konuşmalar yapılıyor, erkekler bu konuşmaları sadece dinliyordu. Bazı bayan arkadaşlar “bana bu kadar yeter” diye bir-iki dilim baklavayı tabağına özenle ve sevgi dolu gözlerle yerleştiriyordu. Birazdan “çok düşkün olmadıkları” o tatlıları büyük bir iştiha ile yiyeceklerdi.

Herkes kendi tabağına belli sayıda baklava dilimini yerleştirirken Aytül öğretmen sadece bir adet baklava dilimini sever gibi tabağına yerleştirdi. Ağız içindeki salgı bezlerinin durumunu kimseye göstermeden sevgi dolu buğulu gözlerle tabağındaki baklava dilimine son defa baktı. Ne kadar da güzel görünüyordu. Sonra tabağı eline alıp “bu bana bugün yetecek” gibi erkelerin pek anlamadığı bir cümle kurdu.

Aytül öğretmenin tabağındaki tatlı en yirmi gram vardı. Sindirimi, protein sentezi, şekerin kana geçmesi, dolaşım sistemi vs bir yirmi gram da vücutta artışa sebep olursa al sana kırk gram vücut ağırlığı artışı. Şimdi bu kırk gram fazlalık nasıl yok edilecek? Aslına bakılırsa zor bir durum.

Yani şu “kilo” denilen münasebetsiz kelimeyi kim ortaya attıysa ağız tadıyla bir baklava yemek hanımlara zehir oldu yani.

Koskca baklava tepsisinde bir iki dilim baklava kalmıştı. Bayanların tamamı tek başlarına üç dilimi geçmediğine göre erkek başına düşen baklava dilimini matematik dersinde öğrencilere; bunun başka türlü hesabı da erkek milletinden başka zamanda kesin sorulacaktı.

Var mı öyle milletin özellikle nazenin bayanların önlerinde bir şey görmemiş gibi “hapur hupur” baklava yemek? Dünyanın neresinde görünmüş. Sanki ilk defa bir tatlı görmüşler gibi sağına soluna bakmadan lokmaları birer birer ağızlara götürmek. Bu “kilo” denilen meret sanki erkek milletinin semtine uğramamış sanacak görenler.

Şu erkek milletinde nezaket kalmamış canım.

Bu arada ders zili çaldı. Bayanlar geride kalan birkaç baklava dilimine “kilo” ve “rejim” kelimelerini zihinlerinde “açlık” ve “estetik”le bir araya getirerek melül melül bakarak sınıfların yolunu tuttu. Yükünü yeterince almış erkeler ise tokluğun da verdiği hantallıkla “şimdi ders zamanı mı” cümlesini içinden geçirip ağır ağır yollandılar.

Haftanın son iş günü gerçekleşen bu tatlı ziyafeti böylece sonlanmış oldu.

Aytül öğretmen ise iki buçuk dakika aldığı kırk gramı kır gün rejim yaparak verecekmiş.

Hadi hayırlısı.

-Taze baklavalar geldiii!

-Afiyet olsun.

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank