content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

04 Eyl

Aşk

Bila noksan, eksiksiz bir hayattır sürdüğün. Ya da öyle sanırsın. Alışkanlıklara ayak uydurur, tekrarlara kapılırsın. Şimdiye değin nasıl yaşadıysan öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanınaynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: sana ayna olacak birini bul!

İşte böyle demiş Mevlana, Şemsi bulduğunda, aralarındaki bağı anlatmak için…
Elif Şafak ve Aşk… İlk çıktığında hakkında ne çok konuşulmuş, ne çok eleştirilmişti. Sırf bu sebepten içimdeki okuma isteğini kamçılamak yerine köreltmişti eleştiriler, tartışmalar ve konuşmalar… Hediye olarak gelmese ve elimde fazladan okuyacak kitabım olsaydı belki de hiç okumayacaktım Aşk’ı… Önceleri neden okumadım diye hayıflandım sonra her şeyin bir vakti zamanı olduğunu hatırladım.

Tıpkı Ella gibi sıkıntılı dönemeçlerden geçtiğim bir anda elime geçti bu kitap. Her bir sayfası ayrı etkiledi beni. Hele Şemsin kırk kuralı… En çok Mevlana ile Şemsin bağı etkiledi beni…
Biz insanlar aşkı da, sevgiyi de, ruh eşliliği de hep karşılıklı ikili ilişkilere benzetiyoruz. Aşk iki insan arasında ki aşk değildir, ilahi olanı vardır, karşı cinse olanı, dosta, anneye, babaya, kardeşe, bazen bir eşya bile olanı vardır. Sevgi ve ruh eşi içinde aynısı geçerli… Fakat kalıplarımız , görüşlerimiz, zihniyetimiz o kadar dar ki; sevgi de, aşk da, bağlılıkta ,illaki bir kadın ve erkek arasında olacak. Ya da erkekle erkek, kadınla kadın…. Şems ve Mevlana da hep yanlış anlaşılmış. Bu kitap da bunu çok güzel dile getirilmiş.

Her insanın mutlak bir ruh eşi varmış. Mevlana’nın dediği gibi bu çevremizdeki herhangi biri olabilir. Benim de bir ruh eşim vardı. O karşıma erkek olarak çıktı. Ben Mevlana o Şems olamasak da onlar kadar benziyor ve anlıyorduk birbirimizi. Herkes sevgili zannederken biz katıla katıla gülüyorduk. Çünkü biz kendimizden emindik ve ne olduğumuzu biliyorduk. Karşınızdaki kişinin sizi, siz hiçbir söz söylemeden sadece gözlerinize bakarak anlaması, içinizden geçenleri birbir size söylemesi ve en önemlisi sizi anlaması, hatta uzaktayken bile ne halde olduğunuzu hissedebilmesi aynı zamanda varlığını her şekilde size hissettirmesi bambaşka bir duygu. Yeteneklerini ortaya çıkarması, eksikliklerinizi görüp tamamlaması, zor anların en vazgeçilmezi olması sizi siz yapan özellikleri ortaya çıkarması… İşte ruh eşi böyle bir şey…
Onun varlığı ne kadar doldursa da hayatınızı yokluğu bir o kadar acıtır, boşaltır…
Ruh eşim Mehmet ben seni hiç beklemediğim bir anda buldum ve kaybettim. Seni kaybettiğimi söylediklerinde aklımı kaçıracağımı sandım. Sen ve gitmek üstelik bensiz… Herkes inatla seni unutturmaya çalışırken ben inatla hatırladım seni. Ben seni hiç unutamam ki bu imkansız. İnsanlar bunu benden nasıl bekliyorlar anlamıyorum. Seni tamamen unutmamı istiyorlar. Fotoğraflarını kaldırmamı, senin hakkında konuşmamamı.. Canları acıyormuş, üzülüyorlarmış. Oysa seni konuşmak seni hatırlamak her gün fotoğraflarına bakmak beni rahatlatıyor anlamıyorlar.
Gittiğin günden beri, kızgınlıklar, keşkeler, pişmanlıklar, öfkeler, özlemler biriktirdim. Her düşündüğümde boğuluyorum gibi oluyordu. Bu şehrin her tarafı sen kokarken ayakta kalmak ne zor bir bilsen. Hepsini aşmam gerekiyordu. O yüzden keşkeleri ve soruları bıraktım. Kararına saygı duymayı öğreniyorum. Ama içimde ki boşluk tarifi zor bir boşluk…
Kimse senin gibi değil, kimse sen değil….
Sen gittiğinde öyle bir acı yerleşti ki içime, çıkartıp atamıyorum. İlk zamanlar insanlar derdim var mutsuzum dediklerinde kızardım onlara. Hiç kimsenin derdi acısı benim ki kadar acı olamazdı. Ne kadar garip şeyleri dert ediyorlardı kendilerine. Sonra birkaç arkadaşım senin gibi bir gidişi seçmek istediler. Aradıkları ilk isim ben oldum. Ve bunun beni ne kadar üzdüğünün farkında bile değildiler.
Çok zor dönemler yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Beni mutlu eden şeyi de buldum. Mutsuz, sıkıntılı, dertli arkadaşlarıma yardım etmek. Onların tekrar hayata sıkıca tutunduklarını görmek beni mutlu ediyor. Belki de senden bir çeşit özür diliyorum, bilmiyorum…
Bana ihtiyacı olduğu söyleyen herkese karşılık beklemeden çıkarsız sahip çıkıyorum bir zamanlar sana çıkamadığım gibi…

Bu kitap bu düşüncelerimin de yanlış olduğunu gösterdi.

Herkes yalnız gelmiştir bu dünya ya ve hep yalnızdır. Tüm bunlara rağmen hep anlamak anlaşılmak yalnız kalmamak ister. Birileri çıksın yol göstersin, kendini tamamlasın ister. Gün olur bulur farklı yerde, farklı zamanda, farklı surette…
Sonundaysa hep ayrılık vardır.
Şemsin dediği gibi: Aşk varsa eğer sonunda mutlaka ayrılık vardır..!
Ben Aşkımı kaybettim. Ama bedenen… Yanımda olduğunu biliyorum. Varlığını hala hissediyorum.
Aşk geç okunmuş ama tam anlamıyla anlaşılmış bir kitap. Okumayanlara okumaları, okuyanlara da tekrar okumaları tavsiye edilir.
Önyargılardan sıyrılmış vaziyette…

Etiketler : , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank