content

yazarportal-com-bilgiagi-net-tasviriefkar-com

18 Şub

Asıl Gündem, Eğitim Olmalıdır…

Şubat ayı başında; Dünya Bankası'nın Türk Eğitim Sistemi ile ilgili, (aslında herkesin bildiği gerçekleri dile getiren) raporu, Ülkesini sevenleri bir defa daha dehşete düşürdü. Sn. Milli Eğitim Bakanı da, "ibretlik tespitler var" diyerek, perişan durumu teyit etti.

 AKP on yıldır iktidarda olmasına rağmen, eğitim kalitesini düzeltmeyi başaramamıştır. Her yeni Bakan, olaya sıfırdan başlamış, ancak gözle görünen bir başarıyı ortaya koyamamıştır. Bu arada; İmam-Hatip ve Kur'an Kursu düşmanı, 28 Şubat zihniyetinin (özellikle sanat okullarında) doğurduğu büyük tahribat da izale edilememiştir.

 

Sonuç ortadadır: Eğitim kalitemiz, dünya standartlarının (özellikle fen, matematik ve okuma dallarında) çok gerisindedir. Kültür emperyalizmi, her yönümüzü sarmıştır. Milli kültür ve değerlerimiz ayaklar altına düşmüştür. Uyuşturucu/alkol/sigara/kumar bağımlılığı ve fuhuş hızla artmıştır. Okulların yerini dershaneler almıştır. ( Neticede, eğitim avantajı zengin aile çocuklarının eline geçmiştir. Yıllık dershane cirosu, 1 Milyar Doları aşmıştır. Özel derslerin, saat başı ücreti 300 TL'ye kadar yükselmiştir. Fakir çocukları için, Anadolu ve Fen Liseleri ile üniversite kapıları hayal olmuştur.) Çocuklarımız imtihan manyağı haline getirilmiştir.

 

Bugünkü Milli Eğitim Bakanımız, gerçekleri ve çözüm çarelerini, elbet bizden iyi bilmektedir. Nitekim, tüm görevlileri yerinden almıştır, bir havuzda toplamıştır. Bakanlık, teşkilat yapısında da büyük değişiklikler yapmıştır.

 

Şimdi; A'dan Z'ye, çok ciddi ve kapsamlı bir reform yapması gerekmektedir. Gençliğimizi, daha fazla israf etmeye, bilgisiz/eğitimsiz/işsiz ve mutsuz kılmaya hakkımız yoktur.

 

A- Önce, öğretmen kadrosu kaliteli hale getirilmelidir. Maalesef; öğretmenlerimizin önemli bir bölümü, okumuyor/kendini geliştirmiyor/işini sevmiyor/sadece para konularına odaklanıyor. (Başlangıçta, öğretmen olmak için mücadele verenlerin önemli bir bölümü, kısa bir süre sonra, "geçinemiyorum" diye feryadı basıyor. Sendikalar da devamlı bu konuyu kanatıyor, eğitim ve öğretmen kalitesine hiç önem vermiyor. Maalesef  bazı sendikalar da sadece bölücülük yapıyor, kızıl bayraklar altında sokakları işgal ediyorlar.)

 

Sayın Bakanın, bazı öğretmenlerin bölücülük yaptığı ile ilgili açıklamaları da ürkütücüdür. Şüphesiz belli bölgelerde, devletin otoritesi hakim kılınamayınca, terör örgütü, eğitim dahil her şeye hakim olabilmektedir.

 

B- Çok sağlıklı, günün şartlarına uygun, geleceğe yönelik, eğitim ve öğretim projeleri hazırlanmalıdır. Evlatlarımıza, bilginin yanında (ve daha da öncelikli olarak) milli şuur/idealler/ahlaki özellikler/vatan sevgisi/ dürüstlük/yalan söylememe/devlet malına zarar vermeme ve el uzatmama/okuma-araştırma-geniş düşünme/vergi ödeme/hak etmediğini talep etmeme/ büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi ile davranma vb. hasletler kazandırılmalıdır.

 

C- Türkçe, fen dersleri ve matematik dallarına özel önem verilmelidir. Tüm okulların(kamu ve özel) ve tüm üniversitelerin (kamu ve vakıf) kaliteleri ciddi biçimde denetlenmelidir. Sınıfta kalmak, (tek dersten bile olsa) yeniden ihdas edilmelidir.  Öğrencinin hocasına saygı duymasını sağlayacak bir ortam kurulmalıdır. Zengin çocuklarına para ile diploma sağlayan okul ve üniversiteler (varsa) hizaya getirilmelidir. Üniversiteden atılma düzeni tekrar getirilmeli; profesyonel karıştırıcılara hayat hakkı tanınmamalıdır. Bir avuç serserinin eğitimi engellemesi, herkese saldırması, hakaret etmesi önlenmelidir.

 

D-Anadolu ve Fen Liseleri dökülmektedir. Öğretmen açıkları yaşanmaktadır. Binaları ve laboratuarları perişandır.

 

E- Yüksek öğretimde, teknoloji ağırlıklı fakültelere ağırlık verilmeli, diplomalı işsiz üretimi bitmelidir. Lise eğitiminde de sanat okulları ağırlık kazanmalıdır.

 

F-Evlatlarımız sınav manyağı ve dershane kölesi olmaktan kurtarılmalıdır.

 

G- Parasız Yatılılık sistemi genişletilmelidir.(Erkan Mumcu zamanında çok güzel bir tasarı hazırlandı. TBMM'den geçti. Necdet Sezer veto etti)

 

Her yıl 15-20 bin fakir ve çalışkan evladımız, parasız yatılı olarak alınmalıdır. Bunlar, hem devlet okullarında hem de özel okullarda okutulmalıdır. Özel okullar, parasız yatılı okullar için kontenjan vermelidir. Buna mukabil; eğitimde KDV yüzde 1'e, Kurumlar Vergisi de yüzde 10'a indirilmelidir. Ayrıca özel okullarda-elbette daha indirimli fiyatlarla- bedel ödenerek de, parasız yatılı öğrenci okutulmalıdır.(Böylece, atıl kapasiteler de dolmuş olacaktır.)

 

Elbette daha birçok tedbirler düşünülebilir. Peki ama Ankara ne ile uğraşmaktadır? Sabahları okunan 'Andımız' ve 'Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi' ile

 

- AKP; içindeki Türk lafından hoşlanmayan, Kürt lobisinin etkisinden ne zaman kurtulacaktır? Üst yönetim, üç beş oy uğruna bu tür saçmalıkların, kendisine ne kadar zarar verdiğini ne zaman idrak edecektir?

 

-Aynı ekip, 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünden de nefret etmektedir. Türk lafı onlara batmaktadır.(Milliyetsiz yurttaşlık olur mu?)

 

-Sayın Başbakanımız, Hüseyin Çelik'in konuşmalarının, halkın büyük bölümünü ne kadar incittiğini, reaksiyona sevkettiğini görmemekte midir? Bu agresif ve üstten bakan tavırlara, dur demeyi düşünmemekte midir?

 

-Anayasa çalışmalarına karşı duyulan, en büyük tereddüt ve tepkinin temelinde de bu korku ve şüpheler yatmaktadır.

 

-'Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun' sözü, vatanını seven herkes için çok değerlidir. Bu inanç olmasa, kim şehit veya gazi olmak ister. Hangi ciğeri yanan anne-baba, 'vatan sağolsun' diyebilir?

 

-Yine, 'Gençlik Hitabesi'nden, kimler ve niçin rahatsız olmaktadırlar? Hangi sözler kendilerine batmaktadır?

 

Sayın Başbakanımız; Tek vatan/Tek Bayrak/Tek Millet demektedir. Ancak bu fikrin, önce kendi partisindekilerin tümü tarafından benimsenmesi şarttır. Belli oluyor ki, eğitim reformunun, önce bu tiplerden başlaması gerekmektedir.

Etiketler : , , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank